Nihat AK/EGE TELGRAF- İzmir Mermerciler Odası Başkanı Tayfun Geylan, Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimlerin Türk doğal taş sektörünü doğrudan tehdit ettiğini belirterek, sürdürülebilirlik için acil şekilde alternatif pazarların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Geylan, hem ihracatta yaşanabilecek kayıpların telafisi hem de üretim ve istihdamın korunması adına yeni hedef bölgelerin artık kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekti.

‘PAZAR TEHLİKEDE’

ABD, İsrail ve İran savaşının Türk doğal taş sektörü için ekonomik bir sınav niteliği taşıdığına dikkati çeken İzmir Mermerciler Odası Başkanı Tayfun Geylan, “Ortadoğu’da son dönemde tırmanan ABD–İsrail–İran gerilimi, yalnızca siyasi ve askeri dengeleri değil, Türkiye açısından son derece kritik olan mermer ve doğal taş ihracatını da doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Özellikle Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Libya gibi ülkeler, uzun yıllardır Türk mermeri ve traverteninin en önemli alıcıları arasında yer almaktadır. Bu bölge, sadece blok mermer değil aynı zamanda işlenmiş ve katma değeri yüksek ürünler açısından da sektörümüz için vazgeçilmez bir pazar konumundadır. İnşaat projelerinin yoğunluğu, büyük ölçekli yatırımlar ve şehirleşme hamleleri, Türk doğal taşına olan talebi sürekli canlı tutmuştur. Hatta bazı dönemlerde diğer pazarlarda yaşanan daralmaya rağmen Ortadoğu, ihracatımızı dengeleyen en önemli alan olmuştur. Ancak bugün gelinen noktada, bölgedeki jeopolitik risklerin artması; ticaretin yavaşlaması, projelerin ertelenmesi ve yatırım iştahının azalması gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu da doğrudan ihracat siparişlerine, fiyatlara ve üretim planlamalarına yansıyacaktır” dedi.

GÖSTERGE MARBEL FUARI

Ortadoğu pazarının nabzının Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nda tutulabileceğine değinen Başkan Geylan, “İzmir’de düzenlediğimiz ve sektörümüz için vitrin niteliği taşıyan mermer fuarlarına Ortadoğu’dan gelen yoğun alım heyetlerinin bu süreçte azalması da güçlü bir ihtimaldir. Bu durum, hem yeni iş bağlantılarının kurulmasını zorlaştıracak hem de mevcut ticari ilişkilerin zayıflamasına neden olabilecektir. Ortadoğu gibi stratejik bir pazarda yaşanacak daralma, sektör genelinde üretimden istihdama kadar geniş bir etki alanı yaratabilir” diye konuştu.

DOĞRU KARAR

Ortadoğu pazarındaki telafi edecek alternatif pazarlara yönelme gereğine işaret eden Başkan Geylan, “Bu noktada özellikle modern kentleşmenin hız kazandığı Güney Amerika ülkelerini stratejik bir hedef pazar olarak görüyoruz. Bu coğrafyada artan altyapı ve üstyapı yatırımları, Türk mermerinin, doğal taşının ve traverteninin kalitesini anlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Ancak burada sadece ürün satmak değil; bölgeye özgü mimari ihtiyaçlara uygun, katma değeri yüksek ürünlerle yer almak büyük önem taşımaktadır.
Bizler İzmir Mermerciler Esnaf ve Sanatkârlar Odası olarak seçim sürecimizi tamamladık ve üyelerimizin güvenini yeniden kazanarak görevimize devam ediyoruz. Bu sorumluluğun bilinciyle, sektörümüzün geleceğini doğrudan ilgilendiren bu kritik süreçte aktif rol almaya kararlıyız.
Bu çerçevede, Ege Maden İhracatçıları Birliği ve İstanbul Maden İhracatçı Birlikleri seçimlerinin tamamlanmasının ardından, ivedilikle geniş katılımlı bir sektör toplantısı gerçekleştirmek istiyoruz. Bu toplantının ana gündemi; Ortadoğu pazarında yaşanabilecek kayıpları telafi edecek alternatif ihracat pazarlarının oluşturulması olacaktır.
Türk doğal taş sektörünün sürdürülebilirliği, üretimin devamlılığı ve istihdamın korunması açısından bu adımlar hayati önemdedir. Bugün alınacak doğru kararlar, yarının güçlü sektörünü inşa edecektir” ifadelerini kullandı.

STRATEJİK SEKTÖR

Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmelerin küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanmanın doğrudan üretime dayalı sektörleri çok ciddi biçimde etkilediğine dikkati çeken Başkan Geylan, “Enerji fiyatlarında yaşanan artış, yalnızca elektrik maliyetleriyle sınırlı değildir; aksine, madencilik faaliyetlerinin büyük bölümü hâlâ fosil yakıta dayalı bir sistemle yürütülmektedir. Türkiye’nin mermer ve doğal taş üretim sahalarına baktığımızda, bu ocakların önemli bir kısmının sarp, ulaşımı son derece zor coğrafyalarda yer aldığını görüyoruz. Bu bölgelerde en kaliteli mermeri çıkarmak için kullanılan iş makineleri, kırıcılar ve taşıma ekipmanları tamamen akaryakıtla çalışmaktadır. Yani üretimin ilk aşamasından itibaren maliyetin temel belirleyicisi yakıttır. Bununla birlikte süreç sadece ocakla da sınırlı değil. Çıkarılan mermerin fabrikalara, oradan atölyelere, limanlara ve nihayetinde iç ve dış pazarlara ulaştırılması tamamen kamyon ve tır taşımacılığıyla sağlanmaktadır. Dolayısıyla akaryakıt fiyatlarında yaşanan her artış, üretimden lojistiğe kadar tüm zinciri doğrudan ve katlanarak etkilemektedir.

Bugün geldiğimiz noktada, artan maliyetler nedeniyle bazı maden ocaklarında faaliyetlerin yavaşladığını, hatta yer yer durma noktasına geldiğini sahadan net bir şekilde gözlemliyoruz. Henüz bu durumu tam anlamıyla rakamlara dökemesek de, üretimdeki bu daralmanın önümüzdeki süreçte daha somut şekilde hissedileceği açıktır.
Bu nedenle acil olarak enerji arz güvenliğini artıracak adımların atılması gerekmektedir. Özellikle Hürmüz Boğazı’na alternatif olacak tedarik kanallarının oluşturulması, akaryakıt temininde çeşitliliğin sağlanması ve maliyetleri dengeleyici politikaların devreye alınması büyük önem taşımaktadır.

Mermer ve doğal taş sektörü, yalnızca ihracat geliri sağlayan bir alan değil; aynı zamanda istihdam yaratan, yerli üretimi destekleyen ve ülke ekonomisine ciddi katkı sunan stratejik bir sektördür. Enerji maliyetlerindeki kontrolsüz artışın bu sektörü zayıflatmasına izin verilmemelidir” şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi