İzmir’in Foça ilçesinde denizle iç içe büyüyen dalış eğitmeni, endüstriyel tasarımcı ve girişimci Nermin Sena Özger, atık midye kabuklarını yapay resiflere dönüştüren bir proje geliştirdi. Çalışmayla bir yandan tonlarca organik atığın yeniden değerlendirilmesi, diğer yandan deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturulması hedefleniyor.

Özger, su altı deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını 2019 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamladığı yüksek lisans eğitimi sırasında sürdürdü. Yaşar Üniversitesi’nde 2026 yılında tamamladığı doktora çalışmasında ise "Simbiyosentrik yapay resif tasarımına doğru: Biyo-resif üzerinden uygulama temelli çalışma" başlıklı proje üzerinde çalıştı.

Bu süreçte atık midye kabuklarının yapay resiflerde kullanılabileceği fikrine yoğunlaşan Özger, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) bünyesindeki Teknopark İzmir’de şirket kurdu. Proje, TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim Programı ile Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı Küresel Temiz Teknolojiler Girişimcilik Programı (GCIP) destekleriyle geliştirildi.

MİDYE KABUKLARI TOPLANARAK RESİFLERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Özger, çalışmalarının ilk aşamasında midye dolma işletmeleri ile midye ihracatı yapan firmaların işleme tesislerinden çıkan kabukları toplamaya başladı. Yaklaşık 3 ton midye kabuğunu ileri dönüştüren Özger, bu malzemelerden 4 yapay resif prototipi üretti. Prototipler, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ AŞ tarafından satın alındı.

Üretilen 4 yapay resif, Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık Mahallesi’ndeki Telgraf Koyu’na yerleştirildi. Resiflerin deniz ekosistemine etkisini takip etmek amacıyla belirli aralıklarla kontrol dalışları gerçekleştiriliyor. Anadolu Ajansı (AA) fotomuhabiri de ekibin kontrol dalışlarına eşlik ederek yapay resiflerde oluşan su altı yaşamını görüntüledi.

BETON YERİNE ATIK MİDYE KABUĞU KULLANILIYOR

Nermin Sena Özger, yapay resif tasarımı üzerine çalışırken midye kabuklarının suya dayanıklı bir malzemeye dönüştürülebileceğini fark ettiğini belirtti. Kabukları hem midye dolma satışı yapan işletmelerden hem de ihracat firmalarının işleme tesislerinden topladığını aktaran Özger, TÜBİTAK BİGG kapsamında ilk aşamada 3 ton midye kabuğunu ileri dönüştürdüklerini ifade etti.

İlk prototiplerin performansından memnun kalınmasının ardından TÜBİTAK 1707 Siparişe Dayalı Ar-Ge Projesi’ne başvurulduğunu anlatan Özger, üretilen 4 resifi yeni tasarımların geliştirilmesi amacıyla gözlemlediklerini söyledi. Dünyada yapay resiflerde ağırlıklı olarak beton kullanıldığını belirten Özger, midye kabuklarını atık olmaktan çıkararak yeniden değerlendirmek istediklerini ifade ederek, "Ege Bölgesi'nde ayda 40 tondan fazla midye kabuğunun çöpe gittiği öngörülmekte. Bu 40 tonluk çöpün hem azaltılması hem de bu atıkların azaltılırken yaşam alanlarına dönüşmesi, bu yaşam alanlarının turizm cazibe noktaları haline gelmesi gibi fikirleri birleştirince hem yerel denizden geleni denize kazandırmak fikriyle midye kabukları üzerine yoğunlaştık." dedi.

RESİFLERDE DENİZ YAŞAMI DAHA HIZLI OLUŞMAYA BAŞLADI

Yapay resiflerin su altındaki yaşamı desteklemek ve canlılığın azaldığı bölgelerde yeni yaşam alanları oluşturmak amacıyla kullanıldığını belirten Özger, geliştirdikleri prototiplerde canlılık oluşumunun beton resiflere kıyasla daha hızlı başladığını gözlemlediklerini söyledi. Özger, resiflerde oluşan alg canlılığının diğer deniz canlılarını da bölgeye çektiğini belirterek, "Bizim su altına yerleştirdiğimiz bu prototiplerde en çok dikkat çeken nokta normalde rakibi olan çimentodan yapılan resiflere göre daha hızlı üzerinde yaşamın başlaması. Özellikle otçul, alg dediğimiz oluşumların daha hızlı başladığını gözlemliyoruz. Bu da resifler etrafında yaşayan diğer deniz canlıların da buraya daha çok çekilmesi anlamına geliyor." diye konuştu.

RESİFLERDEN BİRİNDE AHTAPOT GÖRÜLDÜ

İlk prototiplerin yerleştirildiği Telgraf Koyu’nun tercih edilmesinde bölgenin dalış turizmi potansiyelinin etkili olduğu belirtildi. Gerçekleştirilen son kontrol dalışında ise resiflerden birinin yuvasında ahtapot görüldü. Özger, ahtapotun resiflerden birine yerleşmesinin proje açısından önemli bir gözlem olduğunu söyledi. Özger, "Bugün yaptığımız kontrol dalışında çok sevindirici bir gelişme gördük. İlk defa, yaptığımız prototiplerin yuvaların içlerinden birinde ahtapot gördük. Bu bizim için aslında tarihi bir dönüm noktası, bugün gözlemlediğimiz bu ahtapot yuvası. Çünkü orayı hem süslemişti hem de gerçekten oraya yerleştiğini gösteren emareler vardı." ifadelerini kullandı.

KÜÇÜK BALIKLAR SIĞINMA ALANI OLARAK KULLANIYOR

Kontrol dalışlarında küçük balıkların da yapay resifleri korunma ve sığınma alanı olarak kullandığı gözlemlendi. Özger, "Özellikle Karagöz, Gün ve Gelin balıklarının bu resiflerin etrafında, burayı bir kalkan gibi kullandıklarına şahit olduk. Bu anların video ve fotoğraflarını çektik. Bu bizim için çok sevindirici, umut verici bir gelişme." diye konuştu.

35 YENİ RESİF DAHA YERLEŞTİRİLECEK

Özger, TÜBİTAK projesi kapsamında Telgraf Koyu’na 35 yeni yapay resif daha yerleştireceklerini açıkladı. Projenin hedefleri arasında atık midye kabuklarının yeniden değerlendirilerek atık miktarının azaltılması ve oluşturulan yaşam alanlarının dalgıçlar ile su altı fotoğrafçıları için yeni bir cazibe noktası haline getirilmesi bulunuyor.

Yorumlar
Editör Hakkında