HÜSEYİN DEMİR/EGE TELGRAF İzmir’in afetlere karşı direncini artırmayı hedefleyen “Dirençli İzmir Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi”, 29-30 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan açılış, panel ve çalıştaylarla başladı. AFAD koordinasyonunda, Avrupa Birliği finansmanı ve Dünya Bankası/GFDRR yönetiminde yürütülen proje, kentin deprem, tsunami, sel ve iklim kaynaklı afetlere karşı risklerini azaltmaya yönelik kapsamlı bir yol haritası oluşturmayı amaçlanıyor. Proje kapsamında, stratejik planlamalar, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve toplum temelli farkındalık çalışmalarını içeren kapsamlı bir yol haritası oluşturuldu. Panelde; İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Afad İl Müdürü Nazif Ekinci, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Sel, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, mühendisler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileri yer aldı.

1-847

İZMİR AFET RİSKİNE KARŞI ÖNLEM ALIYOR

Afet riskini önlemeye karşın 2026 yılında 83 eylem planı hazırladıklarını belirten İzmir AFAD İl Müdürü Nazif Ekinci, “Değerli katılımcılar, İzmir özelinde değerlendirme yapacak olursak afetlere hazırlık anlamında ilk aklımıza gelen ihtiyaç, yapı stoku… Başta depremler olmak üzere bazı afetlerin ne zaman olacağı belli olmadığından ve ani gerçekleşmesinden dolayı bu ihtiyaç hayati önem taşımaktadır. İmara ve izne açılan yerlerde gerek bina gerek altyapıda geçmişteki hatalara düşmeden doğru bir planlama yapmak, yaşayan nesiller olarak gelecek nesillere olan borcumuzdur. İzmir’de geride bıraktığımız 2025 yılında deprem, sel, yangın ve afetlere karşı yeniden ele aldığımız afet riskine yönelik önlem alma çalışmalarında, 2026 yılı için 85 yeni eylem hazırladık. Bunların 12 tanesi risk analizi, 29’u afet farkındalık çalışması, 4’ü ise ıslah çalışmalarından oluşmaktadır. Bu eylemler gerçekleştikçe, buna doğru orantılı olarak şehrin riskleri azalacaktır” diye konuştu.

3-534

30 İLÇEDE AFET RİSK MERKEZİ

İzmir’de olası afet risklerini karşı tüm ilçelerde afet risk merkezi kurduklarını söyleyen Nazif Ekinci, “Esas olan afetlerin risklerini azaltmaktır ancak iklim değişikliğiyle birlikte her gün bizi farklı tehditler beklemektedir. İzmir olarak afetlere müdahale ve iyileştirme çalışmalarını da sürdürmemiz gerekiyor. Risk azaltma önceliğimiz olmakla birlikte, afet meydana geldiği zaman İzmir’de 30 ilçede afet yönetim merkezimiz bulunmaktadır. Bunların uygulanabilir olması için yoğun çaba sarf ediyoruz. İzmir için 2025’te böyle bir yol haritası belirledik. Ülkemizde yaşadığımız afetlerden dersler aldık. Yapmamız gereken şey, mevcut durumu iyi analiz ederek tüm paydaşların çalışmalarını uyumlu bir şekilde oluşturmaktır” dedi.

4-476

38 PROJE İÇİN FİNANSAL DESTEK

Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi Temsilcisi Korhan Yazgan ise, “Ocak 2026 itibarıyla yürütülmekte olan 38 proje için Türkiye’ye sağlanan finansal tutar 17,8 milyar Amerikan dolarına ulaşmaktadır. Söz konusu finansman içinde yeniden inşa ve dayanıklılık temelli projelerin payı 5,2 milyar Amerikan dolarıdır. Dünya Bankası finansman desteğinin yanı sıra risk yönetimi ve hazırlıklı olmak konusunda diğer uluslararası kuruluşlarla tecrübe paylaşımı önem arz etmektedir. İzmir özelinde Dünya Bankası olarak bu güzide şehirde farklı sektörlerde çeşitli projeleri finanse etmekteyiz. Afetlere hazırlık ve risk azaltma konusunda Türkiye, doğal afetlere karşı 2022 yılında sözleşme imzalamıştır” şeklinde konuştu.

5-402

DİRENÇLİ İZMİR İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Korhan Yazgan, “Bu proje kapsamında, 2020 İzmir depreminde olduğu gibi ülkede gerçekleşen depremlerden etkilenen şehirlerde altyapıların onarılması ve müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. İller Bankası ve İZSU ile birlikte Konak bölgesinde yağmur suyu altyapısının kanalizasyon sisteminden ayrıştırılması, söz konusu hatların depreme dayanıklı şekilde iyileştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Bu süreci afetlere dayanıklı bir şehir oluşturmak adına destekliyoruz. Toplam 79 binanın kentsel dönüşüm süreci Dünya Bankası finansmanı ile yürütülmektedir. Ayrıca okullarda 16 okulun yeniden inşası için çalışmalar sürmektedir. Proje, Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte olup teknik ve mali uygulaması Dünya Bankası tarafından yürütülmektedir. Dirençli İzmir Projesi’ne deneyim sağlayan kamu kurumlarına, akademisyenlere ve tüm paydaşlara teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

KIRILGAN YAPI

Dirençli İzmir projesinin kurucularından Jeofizik Mühendisi Derya Yalçın “Dirençli İzmir Projesi’nin ilk adımlarını attıktan sonra bugün bunu sizlerle paylaşmaktan kıvanç duyuyoruz. İzmir Seferihisar açıklarında yaşanan deprem, beklediğimiz büyük bir deprem değildi. Depremin etkisi Bayraklı ve Bornova’da yoğun hissedildi ve yıkım bu bölgelerde gerçekleşti. Buradaki can kayıpları, İzmir’deki yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi” dedi.

6-362

KURUMLAR ARASI İLETİŞİM EKSİKLİĞİ VAR

Kamu kurumları arasında bilgi, veri paylaşımında iletişim eksikliği olduğunu belirten Derya Yalçın, “Yapı sorunundaki dayanıksızlığa karşı acilen bir çalışma başlatılması gerektiğini düşünerek bunu gündemimize aldık. Deprem sonrası Seferihisar’da tsunami meydana geldi ve bunu hepimiz hissettik. Endüstriyel afet tehlikeleri ile iklim değişikliğine bağlı afetler birbirini tetiklemektedir. Her kurum farklı çalışmalar yürüterek kendi alanına önem veriyor ancak bilgi ve veri paylaşımında koordinasyon eksikliği olduğunu gözlemledik. Yapılan çalışmalar ne yazık ki paylaşılamıyor. Bu projede yönetim entegrasyonu kurmayı planlıyoruz” dedi.

7-337

DEPREME DAYANIKLI DÖNÜŞÜM

Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ise konuşmasında, “Bugün burada gerçekten önemli bir toplantıda bir araya geldik. İzmir’de yaşayan biri olarak buranın gelişerek farkındalık yaratmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu proje, İstanbul’da başarıyla yürütülen ve kentsel dönüşüme katkı sunan benzer bir çalışmanın İzmir’de uygulanmasıdır. Bu kapsamda 1.536 bina güçlendirildi, okullar ve hastaneler onarıldı. İzmir göz bebeğimiz; dünyanın en iyi coğrafyalarından biri ancak yoğun göç aldığı için afetlere karşı büyük risk barındırıyor. Kentlerde yaşayan nüfusun 2050’de dünya genelinde yüzde 80’e çıkması bekleniyor. Dünya ekonomisi 30 büyük kentte dönüyor ve bu kentler bulundukları ülkelerin ekonomilerinden daha hızlı gelişiyor. Bugün İzmir’in merkezi olan Saat Kulesi ve çevresine baktığınızda farklı siluetler görüyorsunuz. Yapı stokunun burada bir an önce iyileştirilmesi gerekiyor. Bir diğer önemli konu ise farkındalık çalışmalarıdır. 2000 yılı öncesinde inşa edilen binalarda ciddi sorunlar olduğunu gözlemliyoruz. Ne yazık ki 6 Şubat depremlerinde 40 bin bina çöktü. Bu nedenle İzmir ve Ege Bölgesi’nde bu alanları ele alarak dönüştürmemiz gerekiyor. Vatandaşların bu sorunu anlaması büyük önem taşıyor. Tüm Türkiye’de 81 ilde bütünleşik afet yönetimi ve risk yönetimini uygulamaya çalışıyoruz. Deprem zararlarının azaltılmasında Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı (UDSEP) ile stratejik önlemler alıyoruz. Bugün 1.204 deprem gözlem istasyonuna sahibiz. Depreme dirençli şehirler için Türkiye modelini oluşturuyoruz. 2018 yılında yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne istinaden, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Hatay depreminden sonra daha rijit ve daha sağlam sistemler inşa edilmiştir.” dedi.

FARKINDALIK EYLEME DÖNÜŞMELİ!

İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban ise, “Afetlere karşı bir farkındalık olduğu muhakkak ancak bunun doğru mu yanlış mı oluştuğu konusunda tereddütlerimiz var. Herkes ‘içimiz yanıyor’ diyor ama otoyol kenarına sigara atmaya devam ediyor. Sözlerimizle davranışlarımız örtüşmüyor. Depremle ilgili farkındalığı biz oluşturacağız. Avrupa Birliği finansmanı ve Dünya Bankası desteğiyle yapılan bu çalışmayı sahada dönüştüreceğiz. Onlar bize doğru araştırmayı sunacak ama uygulamayı biz yapacağız. Bir an evvel harekete geçerek eyleme başlamamız gerekiyor. Hem duygu dünyamızda hem de fiziki olarak dönüşümü başlatmalıyız. Plan bazında dönüşüme hız vermeliyiz ve işin kolayına kaçmamalıyız. Bu kadar büyük bir dönüşüm için gerekli bütçeyi ayırmak kolay değil. Bu nedenle elimizdeki kaynakları verimli kullanmak son derece önemlidir. Birilerinin bize söylemesini beklemeden, vatandaş olarak bilinci geliştiren her türlü çalışmayı başlatmalıyız.” dedi.

Muhabir: Hüseyin Demir