Pelin PEKEDİS - EGE TELGRAF/ Konak sabahı, vapurdan inenlerin telaşlı adımlarıyla başlıyor; rüzgâr, deniz tuzunu Bahribaba tepesine doğru taşırken kimse fark etmiyor ki orada, apartmanların arasında bir tiyatro uyanıyor. Yamaçta sessizce duran taş basamaklar, bir zamanlar binlerce kişinin alkışladığı o sahneyi hâlâ taşıyor. İzmir’in tam merkezinde, denize bakan bir amfi var: Antik Smyrna Tiyatrosu. Sonbahar ışığında taşlar ısınıyor, şehir kendi tarihini sessizce hatırlıyor.
GÖZÜNDEKİ ŞEHİRİN ALTINDAKİ SAHNE
Basmane’den Konak’a inen yolda, Bahribaba Parkı’nın yamacına dikkatle bakarsan birkaç katman aşağıda taş bir yarım daire belirir. Kazı çalışmaları sürüyor ama formu artık net: Roma dönemine ait büyük Smyrna Tiyatrosu. Tepedeki yamaç, akşamüstü güneşinde altın parlıyor; taşların arasında rüzgârın uğultusu sahne fısıltısına dönüşüyor.
TARİHİN ALTINDA ŞEHRİN NABZI
Bu tiyatro, yaklaşık iki bin yıl önceki Smyrna halkının buluşma yeri. Bugün yukarıdan baktığında sahnenin yeri, kemerlerin altındaki tüneller ve oturma basamakları hâlâ seçiliyor. Konak trafiğinin sesi uzaktan geliyor ama tiyatronun merkezinde yankı başka: taşın sesi derin, rüzgâr bile ağırlaşıyor.
ŞEHRİN ORTASINDA ANTİK SESSİZLİK
İzmir akşamüstü, Bahribaba yamaçlarına gölgeler düşürürken tiyatronun çevresindeki zeytinlikler arasında serin bir hava dolaşıyor. Sonbahar burada en güzel haliyle: şehir gürültüsünün hemen üstünde, taşın üstünde zaman yavaş akıyor. Fotoğraf meraklıları için 16.00 - 18.00 arası ışık en zarif açıyla sahneye düşüyor; taşlar bronz renge bürünüyor, körfez arka planda mavi bir perde gibi uzanıyor.
NASIL GİDİLİR?
İzmir’in tam göbeğinde. Metro Konak veya Basmane durağından yürüyerek 10 dakikada ulaşılabiliyor. Bahribaba Parkı merdivenlerinden yukarı çıkınca kazı alanı hemen sol tarafta. Arabayla gelenler için Kültürpark otoparkı en uygun seçenek; kısa bir yürüyüşle tepeye varılıyor. Ziyaret ücretsiz; arkeologların gözetiminde gezilen alan, hafta içi sessiz ve rahat.
MUTLAKA TADINA BAKIN!
Kazı alanından indiğinde birkaç adım ötede Kemeraltı başlıyor. Burada öğle arasında “boyoz ve demli çay” İzmir’in klasik ritüeli; köftecilerde ise tandır ve nohutlu pilav, eski şehirde günün tadı. Köşebaşındaki kahvecilerde közde pişen Türk kahvesi, tiyatro ziyaretinden sonra yapılacak en uygun kapanış. Sonbaharda kestane zamanıysa Bahribaba’nın altına inince kömür ateşinde kestane kokusu seni karşılıyor.
YAKINDAKİ DURAKLAR
Tiyatrodan aşağı yürüyünce Agora sadece 10 dakikalık mesafede. Biraz daha ilerlersen Kemeraltı Hanları, Hisar Camii ve Saat Kulesi seni bekliyor. Aynı rotada Kadifekale’ye doğru yukarı yürüyüp şehri farklı bir açıdan seyredebilirsin; üç nokta bir günde, İzmir’in kalbiyle tarihini birleştiriyor.

AİLE VE EMEKLİ DOSTU
Tiyatro çevresi kolay yürünebilir, kısa ama etkileyici bir rota. Çocuklu aileler için arkeolojik sergiler, emekliler için gölgeli banklar var; şehirden kopmadan tarihle nefes almak için ideal. Özellikle sonbahar aylarında kalabalık azaldığından, sakin bir öğle yürüyüşü kadar huzurlu.
SONBAHARIN SAHNESİ
Ekim ve kasım aylarında Bahribaba tepesine çıkan rüzgâr, tuzla karışık bir serinlik taşır. Akşamüstü ışığı, körfezden yansıyarak tiyatronun taşlarını ısıtır; kuş sesleri surların arasına karışır. Şehir aşağıda akarken sen yukarıda iki bin yıl öncesine bakarsın sessiz, ılık ve çok tanıdık.



