Memduh GÜNEY-EGETELGRAF/ Eskilerin sözüyle ekmek artık aslanın ağzında. Ancak onlar için kartalın kanadında. İzmir’de yüksek binaların dış cephelerini temizleyen Emirhan Kapan ile Burak Furkan Turan’ın mesaisi, yerden onlarca metre yüksekte başlıyor. Şehrin sokaklarında günlük yaşam sürerken onlar çift halatla gökyüzü ile bina cephesi arasında saatler geçiriyor. Bazen kavurucu güneş, bazen aniden çıkan rüzgâr, bazen de saatler boyunca aynı noktada kalmanın getirdiği fiziksel yorgunluk onları mesaiyi tamamlamaktan alıkoymuyor.

İzmir'de kavurucu sıcaklara rüzgar ekleniyor! Meteoroloji açıkladı: 29 Ağustos İzmir hava durumu
İzmir'de kavurucu sıcaklara rüzgar ekleniyor! Meteoroloji açıkladı: 29 Ağustos İzmir hava durumu
İçeriği Görüntüle

ÖNCE EMNİYET

Sabahın erken saatlerinde hazırlıklarını tamamlayan Emirhan Kapan ve Burak Furkan Turan, yüksek binaların dış cephelerini temizlemek için halatlarını kontrol ediyor. Kasklar takılıyor, bağlantı noktaları gözden geçiriliyor ve kullanılacak malzemeler tek tek hazırlanıyor. Yerde yapılan her kontrol, birkaç dakika sonra metrelerce yüksekte sürdürülecek mesainin en önemli parçasını oluşturuyor. Yukarıdan bakıldığında İzmir’in binaları, yolları ve hareketli sokakları farklı bir görünüme bürünüyor. Ancak iki çalışan için manzaradan önce emniyet geliyor. Çünkü dış cephede geçirilen saatler boyunca yapılacak en küçük hatanın telafisi bulunmuyor.

Cam Sihirbazları1

YAZ AYLARI YOĞUN

Emirhan Kapan henüz 25 yaşında olmasına rağmen yaklaşık yedi yıldır bu işi yapıyor. Mesleğe 18 yaşında başlayan Kapan, geçen yıllar içinde farklı yüksekliklerdeki çok sayıda binanın dış cephesinde çalıştığını aktarıyor. Kapan, mesleğe başlama sürecini “18 yaşımdan beri yapıyorum. Hava koşulları, rüzgar, güneş zorluyor. Yoğun işler yazın, kışın durgun. Kata göre binaya göre zorluklar değişiyor” sözleriyle anlatıyor. Yüksekliğin tek başına belirleyici olmadığını söyleyen Kapan’a göre binanın mimari yapısı, cephenin biçimi, bağlantı noktaları ve hava koşulları her çalışmanın zorluk derecesini değiştiriyor. Kullanılan ekipmanların önemine değinen Kapan, "Çift emniyet, çift bağlantı kullanıyoruz. Çift halatla çıkıp iniyoruz" diyerek güvenliğin ikinci plana bırakılmadığını vurguluyor.

RÜZGAR İNİŞİ ENGELLİYOR

Dış cephe çalışanlarını en fazla zorlayan koşulların başında ise rüzgar geliyor. Yerde hafif hissedilen hava hareketi, katlar yükseldikçe çok daha kuvvetli ve tehlikeli hale gelebiliyor. Rüzgârın binanın köşelerinde oluşturduğu akımlar, halatta bulunan çalışanı savurabiliyor. Emirhan Kapan, "Rüzgârda 20-25 kilometre hız olduğunda iniş yapamıyoruz" sözleriyle hava koşullarının çalışma programını doğrudan belirlediğini anlatıyor. Güneş de mesleğin görünmeyen zorlukları arasında bulunuyor. Özellikle yaz aylarında cam cephelerden yansıyan sıcaklık, çalışanların saatler boyunca doğrudan güneşe maruz kalmasına neden oluyor. Buna rağmen dış cephe işlerinin en yoğun olduğu dönem yine yaz ayları oluyor.

Cam Sihirbazları2

"KAFASI RAHAT OLMALI"

Bugüne kadar görev aldığı en yüksek yapılardan birinin 63 katlı Mahall Bomonti olduğunu belirten Kapan, yüksekliğe zamanla alışıldığını ancak sorumluluk duygusunun hiçbir zaman kaybolmaması gerektiğini söylüyor. Mesleğe devam etmeyi düşündüğünü dile getiren Kapan, bu alanda çalışmak isteyenlere de “Sektöre girmek isteyenlere önereceğim şey ise yükseklik korkusu olmayacak, kafası rahat olmalı, sorumluluk isteyen bir iş” sözleriyle sesleniyor.

"DAYANIKLI OLMALI"

Burak Furkan Turan ise 33 yaşında ve yaklaşık 15 yıldır iple erişim işinde çalışıyor. Askerlik dönüşünde mesleğe başlayan Turan, İzmir’de bu alanda faaliyet gösteren ilk firmalardan birinde işe girdiğini anlatıyor. "Hoşuma gidiyor, yükseklik korkum yok" diyen Turan, mesleği sevmek kadar zorlu çalışma koşullarını kabul etmenin de önemli olduğunu belirtiyor. Turan’a göre bu iş yalnızca yüksekten korkmamakla yapılabilecek bir meslek değil. Çalışanın fiziksel dayanıklılığının yanında zihinsel olarak da uzun ve yorucu bir güne hazır olması gerekiyor. "Şartlar baya zor. Bu işi yapacak insan zorluğu kabul edecek. Yüksekte yazın sıcakta bir buçuk saattir güneşte duruyoruz. Fiziksel olarak da mental olarak da hazır olman lazım" sözleriyle mesleğin görünmeyen tarafını anlatan Turan, her çalışma gününün farklı bir mücadeleye dönüştüğünü söylüyor.

Cam Sihirbazları3

"BEYNİ HAZIRLAMAK"

Burak Furkan Turan, “63-65 kat gibi yerlerde 6-7 saat hava kaldığımız oluyor. 6-7 saat havada kalmak için güçlü olmak lazım. ayaklar vücut ağrımaya başlıyor. İnsen daha sıkıntı yukarı çıkmak gerekecek tekrar. Çok kaldığımızda yemeğimizi yemek için iniyoruz” sözleriyle havada geçen uzun saatleri anlatıyor. Emniyet kemerinin ve oturma sisteminin oluşturduğu baskı, saatler ilerledikçe vücutta ağrıya neden oluyor. Sürekli aynı pozisyonda kalmak, kullanılan malzemeleri taşımak ve cam yüzeyde çalışmak ciddi bir fiziksel dayanıklılık gerektiriyor. Evli ve bir çocuk babası olan Turan, her sabah işe yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da hazırlandığını ifade ediyor. “Sabah kalktıktan sonra ilk düşündüğüm şey akşamı nasıl yapacağım ama beynimi hazırlamam gerekiyor” sözleri, yüksekliğin yıllar geçse bile sıradan bir işe dönüşmediğini gösteriyor.

HAVADA ASILI KALDI

Başına gelen bir olayı da aktaran Turan, "Mahall Bomonti 63 kat ve orada fırtınaya yakalandım. Hemen kendimi iskeleye taktım ve iki buçuk saat orada bekledim. Tamamen geçmedi biraz azaldı aşağıdan dört beş kişinin tutmasıyla aşağıya indim” diyen Turan, rüzgârın dış cephe çalışanları için ne kadar ciddi bir tehlikeye dönüşebildiğini anlatıyor.

"GİTTİĞİ YERE KADAR"

“Bir emniyet iniş hattımız bir de yaşam hattımız var. Bu iş hata kabul etmez” diyen Turan, kullanılan çift hat sisteminin çalışanı hayata bağlayan en önemli güvenlik önlemi olduğunu belirtiyor. Güneşin altında geçirilen uzun saatlere, rüzgara, fiziksel ağrılara ve yüksekliğin oluşturduğu baskıya rağmen mesleğini sürdürmek isteyen Turan, geleceğe ilişkin düşüncesini kısa bir cümleyle özetleyerek “Gittiği yere kadar devam edeceğiz" diyor.

Kaynak: Ege Telgraf