Ege Telgraf Gazetesi'nden Nihat Ak'ın haberine göre, Hal Yasası’nda değişiklik öngören 9 maddelik taslak için Meclis’te çalışmalar başladı. Düzenlemeyle aracıların azaltılması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, ürünlerin tarladan sofraya dijital takibi ve kurallara uymayanlara para ve hapis cezaları getirilmesi hedefleniyor.
Türkiye Pazarcılar Federasyonu Genel Başkanı Ali Karaca, Ege Telgraf’a yaptığı özel değerlendirmede, üreticinin korunması, fiyatlardaki çarpıklıkların giderilmesi ve pazarcıların doğrudan üreticiden ürün alabilmesinin önemine dikkat çekerek yeni yasaya ilişkin beklentilerini ve çözüm önerilerini paylaştı.

‘GERÇEK NEDEN GİZLENİYOR?’
5 bin 957 sayılı Hal Yasası’nın üreticiyi, esnafı ve tüketiciyi korumak amacıyla 2012’de yürürlüğe girdiğine dikkati çeken Türkiye Pazarcılar Federasyonu Genel Başkanı Ali Karaca, “Yeni düzenleme hazırlanırken görüşlerimizi sunduk ancak son aşamada yeniden görüşümüz alınmadı. Bakın, Antalya’da biber 250 lira ama Hal Kayıt Sistemi’ne 50 lira bildiriliyor. Patlıcanın, domatesin gerçek satış bedeli 100 liraysa neden daha düşük beyan ediliyor? Çünkü ürünün gerçek değeri bildirildiğinde belediye rüsumu da katlanıyor. Örneğin 4 bin liralık rüsum yükü 20 bin liraya çıkabiliyor. Esnaf bu maliyetten kaçınmak için düşük bildirim yapıyor. Böylece devletin kayıtlarında başka, piyasada başka fiyatlar oluşuyor. Bu çarpıklıkla hangi sağlıklı fiyat denetimini yapabilirsiniz? Önce hal vergilerini ve belediye rüsumlarını makul seviyeye çekmeliyiz. Ardından gerçek beyanı denetlemeliyiz. Kayıt dışılığı önlemek istiyorsak önce insanları gerçek fiyatı gizlemeye yönelten ekonomik nedenleri ortadan kaldırmalıyız!” dedi.

FİYAT OLUŞUMUNDAKİ SIKINTI
Meyve sebze hallerinde fiyatların oluşmasında ciddi bir sorun yaşandığının altını çizen Başkan Karaca, “Hale 20 kamyon domates geliyor, alıcı azsa 20 liralık ürün öğleden sonra 17 liraya düşüyor. Üretici, malı elinde kalmasın diye zararına satmak zorunda kalıyor. Ertesi gün hale beş kamyon domates geliyor, talep fazlaysa aynı ürünün fiyatı bir anda 35 liraya çıkıyor. Peki üretim maliyeti mi değişti? Nakliye mi iki katına çıktı? Hayır! Sadece hale gelen ürün miktarı değişti. Bu sistemde ne üretici yarın ne kazanacağını biliyor ne de tüketici hangi fiyattan alışveriş yapacağını. Fiyatlar yalnızca o günkü arz ve talebe göre şekillenmemeli. Üretim maliyeti, nakliye, işçilik ve makul kâr esas alınmalı. Üretici de pazarcı da tüketici de önünü görebilmeli. Bir gün ürününü zararına satan üretici, ertesi gün aynı ürünün fiyatının fırlamasını izlememeli” diye konuştu.
ALTERNATİF NEDEN YOK?”
Tekelleşmeyi önleyecek alternatiflere ihtiyaç olduğunu dile getiren Genel Başkan Ali Karaca, “Türkiye’de marketin alternatifi pazarcı, pazarcının alternatifi market, manav ve bakkal. Peki sebze meyve hallerinin alternatifi kim? Yok! Asıl üzerinde durmamız gereken mesele bu. Rekabetin olmadığı yerde fiyatları nasıl dengeleyeceğiz? Ben bunun için Tarım Kredi Kooperatiflerini öneriyorum. Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiye gübre, ekipman ve finansman sağlayan bu kuruluşlarımız neden üreticinin sebzesini, meyvesini de doğrudan almasın? Diyelim ki üreticinin üzümü 25 liraya mal oluyor. Tarım Kredi bunu 30 liradan alsın, üzerine komisyon koymadan pazarcıya versin. Bugün halden 45 liraya aldığımız ürünü neden 30 liraya almayalım? Aradaki 15 lira kimin cebinde kalacak? Vatandaşın!
Türkiye’de 350 bin pazarcı esnafımız var. Ben bu esnafımızı Tarım Kredi Kooperatiflerine yönlendirmeye hazırım. Böylece hallerin karşısında güçlü bir alternatif oluşur, fiyat rekabeti başlar. Üretici kazanır, pazarcının maliyeti düşer, tüketici daha ucuza alışveriş yapar” ifadelerini kullandı.

DOĞRUDAN ALIM YOLU AÇILMALI!
Yeni Hal Yasası’nda pazarcıların üreticiden doğrudan ürün alabilmesinin önünün açılmasını isteyen Genel Başkan Karaca, “Pazarcılarımızın yüzde 20’si üreticiden doğrudan alım yapabilirken, basit usulde vergilendirilen yüzde 80’i bu haktan yararlanamıyor. Halcinin 15 liraya aldığı ürünü pazarcıya 25 liradan satması yerine, aradaki fark vatandaşın cebinde kalmalı” dedi.
ÜRETİCİ TÜCCARLIĞA SOYUNMASIN!
Üreticilerin pazarlarda kendi ürünlerini satmasına karşı olmadıklarını belirten Karaca, “Ancak üretici sıfatıyla başkalarından alınan ürünlerin satılması hakkın suistimalidir. Türkiye’de 350 bin pazarcımız var. Üreticinin hakkını korurken pazarcının ekmeğini de tehlikeye atmayalım. Üretici ürettiğini satsın, pazarcı ticaretini yapsın. Herkes emeğinin karşılığını alsın” diye konuştu.
‘KİM NE YİYECEK’
Çiftçi kazançlarının kadere kısmet şeklinde belirlenmemesi gerektiğine vurgu yapan Genel Başkan Ali Karaca, “Geçen yıl don olayları nedeniyle kirazın kilosu bin, iki bin liraya kadar çıktı. Bu yıl aynı kiraz 100, 200, 300 liraya satıldı. Geçen yıl 100 lira olan üzüm bu yıl tarlada 15 pazarda ise 25-30 liraya düştü. Elma geçen yıl 70, 80, 100 liraydı, bu yıl en kaliteli elma 20-30 liraya satılıyor. Neden? Çünkü geçen yıl rekolte düşüktü, bu yıl ürün bol. Ama bolluk çiftçimize kazanç değil, zarar getirdi!
Üzümün kilosu 15 lira. Bağdan kesilmesi, ambalajlanması, araca yüklenmesi de 15 lira tutuyor. Daha nakliye yok, stopaj yok, belediye rüsumu yok! Mazotun litresi 100 liraya dayanmış. Ürünün maliyeti kendi fiyatını geçmiş. Çiftçi haklı olarak soruyor: Ben 15 liraya satıyorum, pazarda nasıl 50, markette nasıl 100 lira oluyor?
Bu yıl yazlık sebze ve meyvede üreticimiz para kazanamadı, batma noktasına geldi. Devletimiz mazot, gübre, işçilik ve nakliye maliyetlerini düşürmeli. Rekolte arttığında çiftçinin zarar etmesini önleyecek alım ve fiyat politikaları geliştirmeli.
Ürün bol diye çiftçi zarar etmemeli. Ürün az diye vatandaş alamaz hale gelmemeli. Üretici kazanmazsa gelecek yıl kim ekecek, kim biçecek? Üretim olmadan tüketim olmaz!” dedi.




