İzmir Valiliği tarafından kente kazandırılması planlanan 30 kişilik kadın sığınma/konuk evinin inşa ihalesinin sonuçlandığı açıklandı. Gelişmeye ilişkin değerlendirmede bulunan CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Av. Nilay Kökkılınç, yeni bir kadın sığınma evinin yapılmasını önemli bulduklarını ancak belirlenen kapasitenin kentin nüfusu ve ihtiyaçları açısından yeterli olmadığını söyledi. Yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip İzmir’de kadınların güvenli şekilde barınabileceği merkezlerin sayısının ve kapasitesinin artırılması gerektiğini belirten Kökkılınç, mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“İZMİR’İN GERÇEKLERİYLE BAĞDAŞMIYOR”
Kökkılınç, İzmir’e yapılacak yeni kadın konuk evine ilişkin bilgiyi basın yoluyla öğrendiklerini belirterek "İzmir’e Valilik tarafından kazandırılacak olan 30 kişilik yeni kadın sığınma/konuk evinin inşa ihalesinin sonuçlandığını basın yoluyla öğrenmiş bulunmaktayız. Kente yeni bir kadın sığınma evi kazandırılmasına yönelik bu adımı değerli bulmakla birlikte, sunulan kapasitenin İzmir’in gerçekleriyle bağdaşmadığını vurgulamak istiyoruz. Son nüfus sayımlarına göre yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip olan ve bu nüfusun yarısını kadınların oluşturduğu İzmir’de, yalnızca 30 kişilik kapasiteye sahip bir sığınma evinin yapılması son derece yetersizdir. Kadına yönelik şiddet vakalarının en yoğun yaşandığı kentlerden biri olan İzmir'de sığınma evi sayısı çok uzun yıllardır sadece 6 ile sınırlı kalmıştır. Oysa kentimizin çok daha yüksek kapasiteli ve fazla sayıda kadın sığınma evine acil ihtiyacı vardır” dedi.
“BARINMA İHTİYACI KARŞILANMALI”
Kökkılınç, kadınların yalnızca adli bir olay yaşadıktan sonra değil, ihtiyaç duydukları her durumda güvenli bir şekilde barınabilecekleri merkezlere erişebilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda mevcut yasal altyapıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kökkılınç, "Ayrıca, adli bir vaka meydana gelmeksizin de kadınların ihtiyaç duyduklarında güvenle kalabilecekleri evlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde henüz bunun yasal altyapısı ve örnek bir modeli bulunmamaktadır. Sosyal sorumluluk bilinciyle Devlet, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları iş birliği yapmalı; kadınların zorda kaldıklarında veya ihtiyaç duyduklarında sokakta kalmadan ya da kimseye bağımlı olmadan güvenle barınabilecekleri yurt benzeri model evler inşa edilip işletilmelidir” ifadelerini kullandı.
BOŞANMA SÜRECİNDEKİ KADINLARA DİKKAT ÇEKTİ
İzmir’in boşanma davalarının en fazla görüldüğü iller arasında yer aldığını ifade eden Kökkılınç, boşanma sürecinde ayrı yaşama hakkı bulunan ancak kalacak yeri olmayan kadınların karşılaştığı sorunlara da değindi. Kökkılınç, boşanma davasının açılmasıyla birlikte kadının ayrı yaşama ve müşterek evden ayrılma hakkının doğduğunu, ancak barınabileceği başka bir yer bulunmayan kadınların boşanma sürecindeki eşiyle aynı evde yaşamaya devam etmek zorunda kalabildiğini belirtti. Bu durumun kadınları şiddete açık hale getirdiğini söyledi.
"EN TEMEL İNSAN HAKKI"
Kadınların yaşam ve güvenli barınma hakkının temel insan hakları arasında bulunduğunu vurgulayan Kökkılınç, kurulacak merkezlerin kapsamı ve donanımına ilişkin önerilerini de paylaştı. Kökkılınç açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Kadınların yaşam hakkı ve güvenli barınma hakkı en temel insan haklarındandır. Bu doğrultuda; adı ister kadın sığınmaevi ister kadın konuk evi olsun, bu merkezler farklı hukuki ve medeni konumdaki tüm kadınlara açık olacak şekilde yüksek kapasiteyle planlanmalı; çocuklu kadınların ihtiyaçları da gözetilerek yüksek donanımlı hale getirilmelidir."




