Medicana International Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanser hastalıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak erken tanıda kullanılan tarama yöntemlerini anlattı. Son dönemde gündeme gelen "kanser salgını" ifadesinin doğru bir tanımlama olmadığını belirten Özen, kanser vakalarının daha fazla teşhis edilmesinde tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasının ve hastaların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesinin etkili olduğunu ifade etti. Türkiye'de bazı kanser türlerinin görülme oranlarının dünya standartlarıyla karşılaştırıldığında yüksek olduğunu belirten Özen, bunun bir salgın olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi. Kanserin halen kardiyovasküler hastalıkların ardından önemli ölüm nedenleri arasında bulunduğunu belirten Özen, tedavi alanındaki gelişmelerin de hastalıkla ilgili haberlerin ve farkındalığın artmasında etkili olduğunu kaydetti. Özen, geçmişte tedavisi mümkün olmayan bazı kanserlerde yeni tedavi seçenekleri sayesinde sağ kalım sürelerinin uzadığını belirterek, koruyucu hekimlik kapsamında uygun taramaların yapılmasının öncelikli olduğunu vurguladı.
ÜÇ KANSER TÜRÜ ÖNE ÇIKIYOR
Kanserlerin tamamı için tarama yapılmadığını belirten Doç. Dr. Özen, bir hastalığın tarama programına alınabilmesi için belirli koşulların bulunması gerektiğini söyledi. Hastalığın toplumda yaygın olması, uygulanacak yöntemin güvenilir ve maliyet açısından uygun olması ve erken tanının kişinin yaşamını kurtarabilmesi bu kriterler arasında yer alıyor. Dünyada bazı kanserlerin tarama programlarına yeni dahil edildiğini, bazılarının ise programlardan çıkarıldığını aktaran Özen, en yaygın taranan kanserlerin meme, rahim ağzı ve kolon kanseri olduğunu belirtti. Rahim ağzı kanseri taramasında HPV testi ile smear uygulamasının önemine değinen Özen, cinsel aktiflik başladıktan itibaren 5 yılda bir tarama yapılmasının önemli olduğunu ifade etti. Akciğer kanserinde ise genel toplum için belirgin bir tarama testinin bulunmadığını belirten Özen, yalnızca yüksek risk grubundaki kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografiyle tarama önerildiğini söyledi. Bu gruba 50-74 yaş arasındaki aktif sigara içenler, yeni bırakmış olanlar ve uzun yıllar sigara kullanmış kişiler dahil ediliyor.
MEME VE KOLON KANSERİNDE YAŞA GÖRE KONTROL
Meme kanseri taramasının 40 yaşından itibaren başlaması gerektiğini belirten Özen, mamografinin yanı sıra kişinin kendi kendine elle muayene yapmasının da önerildiğini söyledi. Kolon kanserinde ise tarama yaşının ülkelerin kılavuzlarına göre farklılık gösterdiğini aktaran Özen, ABD'de 45, Türkiye'de ise 50 yaşından itibaren tarama uygulandığını belirtti. Avrupa'da da bazı bölgelerde başlangıç yaşının 45, bazı bölgelerde ise 50 olduğunu ifade etti. Kolorektal kanserlerin daha genç yaşlarda ortaya çıkan türlerinin daha agresif seyredebildiğini ve bu kanserlerin görülme sıklığında artış olduğunu belirten Özen, bu nedenle hastalarına 45 yaşından itibaren tarama önerdiğini söyledi. Tarama kapsamında gaitada gizli kan testi, 10 yılda bir kolonoskopi veya 5 yılda bir sigmoidoskopi uygulanabileceğini belirten Özen, yöntem konusunda erişkin doktoru veya aile hekimiyle görüşülmesi gerektiğini vurguladı.
BENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLERE DİKKAT
Doç. Dr. Özen, özellikle çok sayıda beni bulunan kişilerin cilt kanseri açısından düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Benlerin sayısında veya boyutunda artış, renginde koyulaşma ve ailede cilt kanseri öyküsü bulunmasının dikkat edilmesi gereken durumlar arasında olduğunu belirtti. Özen, bu kişilerin belirli aralıklarla dermatoloji muayenesinden geçmesini önerirken, vücudunda ben bulunan kişilerin yıllık cildiye kontrolü yaptırmasının faydalı olacağını ifade etti.
Benlerin vücudun hangi bölgesinde daha fazla olduğundan ziyade baskıya maruz kalan bölgelerde bulunmasının önem taşıdığını belirten Özen, "Nadir görülen, belli risk faktörlerine sahip kişilerde nadir görülen tümörlerle ilgili de tarama yapılabiliyor. Mesela çok yaygın beni olan kişilerde belli aralıklarla cildiye muayenesi yapılmasını ve malign melanom açısından taranmasını da öneriyoruz. Özellikle vücudundaki benlerin sayısında artış gören, vücudundaki benlerin boyutunda artış gören, renginde koyulaşma gören, ailesinde cilt kanseri öyküsü olan kişilerde özellikle tarama öneriyoruz. Zaten bir yerinizde bir ben varsa yıllık cildiye muayenesi ile bunun takibini yaptırmakta fayda var. Özellikle de çok sayıda beni olan kişilerde. Ama burada bir dağılım söz konusu değil. Yani sırtında daha fazlaysa, kolunda daha fazlaysa gibi değil. Şunu biliyoruz. Baskıya maruz kalan bölgelerdeki benlerin maligniteye dönme ihtimali yüksek. O yüzden el ayasında ve ayak tabanında beni olanların mutlaka muayene olmasını öneriyoruz." dedi.
HEKİM DEĞERLENDİRMESİ ÖNEMLİ
Prostat kanseri taramalarında da son dönemde yaklaşımın değiştiğini belirten Özen, geçmişte belirli yaş üzerindeki erkeklerde PSA testiyle tarama yapıldığını hatırlattı.PSA ile çok erken prostat kanseri tanısı konulan bazı hastalarda gereğinden erken ve fazla müdahalenin yaşam kalitesini etkileyebildiğini belirten Özen, bu nedenle üroloji değerlendirmesinin önem kazandığını söyledi. Özen, "Prostat kanseri taraması ile ilgili ufak bir şey söyleyerek toparlayayım. Prostat kanserini biz yakın zamana kadar belli yaş üstünde PSA taramasıyla yapıyorduk. Ancak artık PSA taramasıyla çok erken prostat kanseri tanısı konulan hastalarda çok erken ve fazla müdahalelerle yaşam kalitesi değişebildiği için burada artık üroloji muayenesi öneriyoruz. PSA dışında, yani PSA yapmak yerine üroloji muayenesi yapılmasını ve üroloji hekimi ile hastanın karşılıklı oturarak PSA testinin yapılıp yapılmayacağına karar vermesini öneriyoruz." ifadelerini kullandı.
DÜZENLİ TARAMA ERKEN TANI
Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanserin erken aşamada tespit edilebilmesi için kişilerin yaşına ve risk grubuna uygun tarama programlarını takip etmesi gerektiğini belirtti. Tarama yönteminin ve zamanının kişisel özelliklere göre hekimle birlikte belirlenmesinin önemine dikkat çekti.




