MEMDUH GÜNEY - EGE TELGRAF - Cumhuriyetin kuruluşunun 103.yılına yönelik kutlamalar İzmir'de devam etti. YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı Cumhuriyet Meydanı'nda alternatif kutlama töreni gerçekleştirdi. YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, ilçe başkanları ve partililer kutlama törenine katıldı. Güç ve il yönetim kurulu üyeleri Cumhuriyet Meydanı'nda bulunan Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı.
"KORKANLAR AK PARTİ'YE GEÇİYOR"
Çelenk töreninin ardından İl Başkanı Çağatay Güç yaptığı konuşmada "Zor günler geçiriyoruz. Haber aldık elektrik çekmediler kendi jeneratörümüzü bağladık. Bir haber daha aldık Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın cezası ev hapsine çevrildi. Suçsuz günahsız insanlar hapislerde. Korkanlar AK PArti'ye geçiyor. Korkularından elektrik bağlamıyorlar buraya" dedi.
"BU ANLAYIŞI ASLA HAK ETMİYOR"
Güç, "Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçtiği gün valiliğe gittik. Yürüyüş güzergahımızı belirttik. Vali beyin tavrı 'Gündoğdu Meydanının etrafında gezinin' şeklinde oldu. Bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. O gün sanki işgal altındaydık burada. 20'den fazla TOMA vardı burada. Ne için? Buradaki temiz yüzlü, vatansever vatandaşlar için. Fondan milletin parasını çalanlar şu an dışarda geziyor" ifadelerini kullandı.
"MÜCADELENİN SİMGESİDİR"
Sözlerine devam eden Güç, "Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılâplar… İşte Türk Genel Devrimi'nin bir kısa ifadesi…" Biz milletçe uçurumun kenarından başladık. Ve sonra hep birlikte ayağa kalktık. İzmir ise bu kutlu mücadelemizin simgesidir. Zaferin denize ulaştığı şehirdir. 15 Mayıs 1919'da başlayan işgal günlerinde, ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in adıyla özdeşleşen direniş, günden güne büyüyen millî mücadelemizin kıvılcımı oldu. 9 Eylül 1922'de İzmir kurtuldu; yeni bir dönem başladı. Ancak zafer, milli mücadelemizin sonu değildi, asıl mesele bağımsızlığımızı kalıcı kılmaktı. Nitekim şehrimizin yaraları daha sarılmamışken, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Çiftçisi, esnafı, işçisi masaya oturdu. Savaşın ardından ülkenin nasıl kalkınacağı, üretimin nasıl artırılacağı, ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağı konuşuldu. İzmir'in tarihimizdeki yeri tam da burada netleşiyor; işgalden kurtuluşa, kurtuluştan kuruluşa uzanan milli mücadele dönemimizin simgesidir İzmirdir… Çünkü bir ülkeyi kurtarmak başka, o ülkede insanların yüzünü güldürecek güvenle huzurla adil bir hayat kurmak başkadır. Bağımsızlık, yurttaşın sofrasında, emeğinde ve geleceğe dair umudunda karşılık bulmalıdır" dedi.

"TUGAY BU ŞEHRİN EN MUTSUZU"
"Cumhuriyet'in anlamı da burada başlar" diyen Güç, "Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyorsa, işçi alın teriyle insanca yaşayabiliyorsa, gençler önlerini görebiliyorsa, emekliler yıllarca verdikleri emeğin ardından huzurla yaşayabiliyorsa Cumhuriyet'in vaadi hayata geçiyor demektir. Şunu bugün söylemekte önem görüyorum. Atatürk'ün sözleriyle, Cumhuriyet "bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Bugün ise insanlarımız çalışıyor ama geçinemiyor; emek veriyor ama karşılığını alamıyor. Kemeraltı'nda kepenk açan esnaf da, tire’de, ödemiş’te tarla ve ahırda çalışan çiftçide, Aliağa'da vardiyayla çalışan işçi de, Bornova’da, Buca'da kirayı denkleştiremeyen genç de aynı hesabın içindedir. Birikim yapmak bir yana, yarınını güvence altına almakta zorlanıyor. Gençler kendi ülkelerinde bir gelecek kuramıyor. Emeklilerimiz, yıllarca verdikleri emeğin ardından yaşam mücadelesi veriyor.vBuradan açıkça söylüyorum: İzmir’in toprağı, arsası ve kamusal değerleri kimsenin siyasi hesaplarının ve rant pazarlıklarının malzemesi değildir! İzmir’in geleceğini kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara teslim etmeyeceğiz. İzmir’in geleceği üzerinden kimlerin, hangi yetkiyle, kimin yararına karar verdiğinin hesabını soracağız! Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, çelenk sunma törenimizde Cemil Tugay’ın talimatıyla elektrik verilmemesi, AKP iktidarının ülkemizin umudu olan Yeni Parti’den ne kadar korktuğunun bir sonucudur. Cumhuriyet’in meydanlarında kimsenin sesini kısmaya, kimsenin iradesini yok saymaya hakkınız yoktur! İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, aldığı oylara karşı sorumluluk taşıyan bir makamdır. Ancak Cemil Tugay ise, bu şehrin en yalnız, en mutsuz ve en umutsuz kişisidir İzmir halkından kaçan, korkarak siyaset yapan ve AKP iktidarının tehditlerine boyun eğen Cemil Tugay, Basmane arazisi üzerinden alınan kararların hesabını İzmir halkına vermek zorundadır. Unutmayın, İzmir; Cumhuriyet’in, halk iradesinin ve kamu yararının şehridir" ifadelerini kullandı.
"BİRBİRİMİZE SIRTIMIZI DÖNMEDEN"
Güç, " Bugün ülkemiz bunca zorluğa rağmen ayaktaysa; milletimizin birlikteliği, ülkemize olan sevgimiz, devletimize ve daha iyi günlere olan inancımız sayesindedir. Biz, yokluklar içinde bağımsızlığını kazanmış, büyük fedakârlıklarla bir devlet kurmuş milletin evlatlarıyız. Bu geçmişle övünmek hakkımızdır. Ancak o geçmişin sorumluluğunu taşımak da görevimizdir. Birbirimize sırtımızı dönmeden; gençlerimizin umudunu, büyüklerimizin huzurunu büyüterek yolumuza devam etmeliyiz. İzmir, 1923'te savaşın küllerinin üstünde masaya oturdu ve ülkenin yolunu birlikte çizdi. Bugün de çıkış yolu aynı: ortak akıl, dayanışma ve birlikte üretme iradesi. Bugün de önümüzdeki güçlükleri aşacak güce sahibiz. Yeter ki birbirimize güvenelim, aklı ve bilimi rehber edinelim, adaletten ve dayanışmadan ayrılmayalım. Yeter ki bu ülkenin geleceğini ortak davamız bilelim. Unutmayın; bu memleket hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu Cumhuriyet hepimizin. Bizi birbirimize bağlayan, Cumhuriyet'imizi daha güçlü yarınlara taşıma irademizdir. İzmir'den, kurtuluşun ve kuruluşun şehrinden, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında mücadelemizi; Emeğin karşılığını bulduğu, adaletin herkese ulaştığı, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı, yurttaşların yarınından korkmadığı bir Türkiye inşa etmek için veriyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.





