<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ege Telgraf</title>
    <link>https://egetelgraf.com</link>
    <description>İzmir haberler, izmir son dakika, ulusal, ekonomi, siyaset, magazin, ege, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji,balçova, bayraklı, Bornova, buca, çiğli, gaziemir, güzelbahçe, karabağlar, Karşıyaka, konak, Narlıdere,  aliağa, bayındır, bergama, beydağ, çeşme, dikili, foça, Karaburun, Kemalpaşa, kınık, ege, afyon, uşak, yenigün, yeni asır, ilkses, egede son söz, muğla, kuşadası, bodrum, izmir, adliye, otel, kiralık, mhp, akparti, akp, chp, hdp, denizli, balıkesir, belediye, izmir büyükşehir, iyi parti, yeni, gelişme, yerel yönetim, yerel politika, manisa, turgutlu, izmir haberleri,  son dakika haberler için Ege Telgraf</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://egetelgraf.com/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 05:26:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dondurma, tablet, geç yatma… Uzmanı uyardı: Tatilde bu hataları yapmayın!]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/dondurma-tablet-gec-yatma-uzmani-uyardi-tatilde-bu-hatalari-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/dondurma-tablet-gec-yatma-uzmani-uyardi-tatilde-bu-hatalari-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların uyku, beslenme, ekran ve hareket düzeninin tamamen bozulmaması gerektiği belirtildi. Tatilde özgürlük ile düzensizliğin birbirine karıştırılmaması gerektiği vurgulandı. Geç yatma, sağlıksız atıştırmalıklar ve uzun ekran süreleri konusunda ailelere önemli uyarılar geldi. Uzmanlar, tatilin kuralsız değil, dengeli geçirilmesini öneriyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatiliyle birlikte çocukların günlük yaşamında uyku saatlerinden beslenmeye, ekran kullanımından fiziksel aktiviteye kadar pek çok alışkanlık değişebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Selami Bayrakdar, tatil döneminde çocukların tamamen kuralsız bir düzene bırakılmaması gerektiğini belirterek ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p>Bayrakdar, çocukların tatilde dinlenmesi ve eğlenmesinin önemli olduğunu ancak temel rutinlerin tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiğini söyledi. Uyku, beslenme, hareket ve ekran kullanımında küçük esnekliklerin yapılabileceğini belirten uzman, özgürlük ile düzensizliğin aynı anlama gelmediğine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>UYKU DÜZENİNE DİKKAT</strong></h3>

<p>Tatilde çocukların okul dönemine göre biraz daha geç yatıp kalkmasının sorun oluşturmayabileceğini belirten Bayrakdar, ancak gece ve gündüz düzeninin tamamen tersine dönmemesi gerektiğini ifade etti. Uyku saatlerinin yaklaşık bir saat kadar esnetilebileceğini söyleyen uzman, çocukların yaşlarına uygun toplam uyku süresini almalarının önemini vurguladı.</p>

<p>Bayrakdar, özellikle telefon ve tabletlerin yatak odasında bulundurulmamasını önerdi. Uyku öncesindeki son bir saatin mümkün olduğunca ekransız geçirilmesi gerektiğini belirten uzman, sabahları da çocukların gün ışığıyla uyanmasının desteklenmesini tavsiye etti.</p>

<p><img alt="Doktor Öneriler" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/doktor-oneriler.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>TATİL SINIRSIZ EKRAN DÖNEMİ DEĞİL</strong></h3>

<p>Yaz tatilinde ekran kullanımının kontrolsüz şekilde artırılmasının doğru olmadığını belirten Bayrakdar, ekranın çocuğun uykusunun, hareketinin ve aileyle geçirdiği zamanın önüne geçmemesi gerektiğini söyledi. Özellikle küçük yaş gruplarında ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, çocuklara sürekli "Ekranı kapat" demek yerine alternatif aktiviteler sunulmasını önerdi. Sahile gitmek, bisiklete binmek, parkta oynamak veya ailece vakit geçirmek gibi seçeneklerin ekran süresinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Anne ve babaların kendi telefon kullanım alışkanlıklarıyla da çocuklara örnek olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>HER GÜN HAREKET ETMELİLER</strong></h3>

<p>Fiziksel aktivitenin çocukların yalnızca kas ve kemik gelişimi açısından değil, uyku, dikkat, motor beceriler ve ruhsal iyilik hâli açısından da önemli olduğunu belirten Bayrakdar, çocukların her gün hareket etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yüzme, bisiklete binme, yürüyüş, parkta oyun oynama ve arkadaşlarla açık havada vakit geçirme gibi aktivitelerin çocuklar için faydalı olduğunu belirten uzman, küçük çocuklarda serbest oyuna da zaman ayrılması gerektiğini ifade etti. Çocukların yaz programlarının tamamen kurslarla doldurulmaması gerektiğini söyleyen Bayrakdar, kendi oyunlarını kurabilecekleri boş zamanların da önemli olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>ANA ÖĞÜNLERİN YERİNİ ATIŞTIRMALIKLAR ALMAMALI</strong></h3>

<p>Tatilde çocuklarda sık görülen sorunlardan birinin ana öğünlerin aksaması ve gün boyunca atıştırmalık tüketiminin artması olduğunu belirten Bayrakdar, özellikle paketli gıdalar, şekerli içecekler ve fast food tüketiminin kontrol altında tutulmasını önerdi.</p>

<p>Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği düzeninin mümkün olduğunca korunması gerektiğini belirten uzman, ara öğünlerde meyve, yoğurt, ayran ve kuruyemiş gibi seçeneklerin tercih edilebileceğini söyledi. Dondurma gibi yaz aylarının sevilen yiyeceklerinin tamamen yasaklanmasına gerek olmadığını belirten Bayrakdar, porsiyon ve tüketim sıklığına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>SICAK HAVALARDA SU TÜKETİMİNE DİKKAT</strong></h3>

<p>Çocukların sıcak havalarda sıvı kaybına karşı daha hassas olabileceğini belirten Bayrakdar, susamalarını beklemeden çocuklara düzenli aralıklarla su verilmesini önerdi. Özellikle yoğun fiziksel aktivitelerin günün daha serin saatlerinde yapılmasının ve çocukların sık sık dinlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Güneşten korunmak için gölge, şapka ve uygun kıyafetlerin kullanılmasını öneren Bayrakdar, altı aydan büyük çocuklarda açıkta kalan bölgelere en az SPF 30 güneş koruyucu uygulanabileceğini belirtti. Güneş koruyucu kullanılmasının çocukların uzun süre doğrudan güneş altında kalabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan uzman, özellikle öğle saatlerinde güneş maruziyetinin azaltılması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>HAVUZ VE DENİZDE EN BÜYÜK TEHLİKE BOĞULMA</strong></h3>

<p>Yaz aylarında havuz ve deniz kullanımının artmasıyla birlikte bazı enfeksiyonların görülebileceğini belirten Bayrakdar, hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. İshali olan çocukların havuza girmemesi, havuz suyunun yutulmaması, yüzmeden önce duş alınması ve yüzme sonrasında kulakların kurulanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ancak havuz ve denizde enfeksiyonlardan daha ciddi bir riskin boğulma olduğunu vurgulayan uzman, özellikle küçük çocukların suyun yakınında kesintisiz şekilde takip edilmesi gerektiğini belirtti. Yetişkinlerin birkaç dakikalığına dahi olsa dikkatlerini telefona veya başka bir işe vermelerinin ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>TATİLİ İKİNCİ BİR OKULA ÇEVİRMEYİN</strong></h3>

<p>Yaz tatilinin çocuklar için ikinci bir okul dönemine dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Bayrakdar, çocukların dinlenmeye, oyun oynamaya ve okul temposundan uzaklaşmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bununla birlikte çocukların üç ay boyunca kitap ve öğrenmeden tamamen uzak kalmasının da doğru olmadığını ifade etti.</p>

<p>Öğrenmenin günlük yaşamın içine doğal biçimde yerleştirilebileceğini belirten uzman; kitap okumak, kutu oyunları oynamak, seyahat edilen yerlerin tarihini araştırmak, alışveriş sırasında hesap yapmak veya yemek hazırlarken ölçü kullanmak gibi aktivitelerin çocukların gelişimine katkı sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bayrakdar, çocukların gelişiminin yalnızca akademik başarıyla ölçülmemesi gerektiğine de dikkat çekti. Arkadaşlarıyla oynayan çocukların paylaşmayı, iş birliği yapmayı, sırasını beklemeyi, anlaşmazlıkları çözmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrendiğini belirten uzman, yüz yüze ve serbest oyunun sosyal gelişim açısından önemli olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailece geçirilen zamanın çocukların gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bayrakdar, birlikte yüzmek, yürüyüş yapmak, yemek hazırlamak, seyahat etmek veya gün sonunda sohbet etmek gibi basit aktivitelerin bile çocuklar için değerli anılara dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/dondurma-tablet-gec-yatma-uzmani-uyardi-tatilde-bu-hatalari-yapmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 03:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/cocuklar-tatill.jpg" type="image/jpeg" length="16755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2050'de her 6 kişiden biri yaşlı olacak! Dünya’daki yaşlı sayısı gün gittikçe artıyor]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/2050de-her-6-kisiden-biri-yasli-olacak-dunyadaki-yasli-sayisi-gun-gittikce-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/2050de-her-6-kisiden-biri-yasli-olacak-dunyadaki-yasli-sayisi-gun-gittikce-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya nüfusunun yaş dağılımında önümüzdeki yıllarda büyük bir değişim bekleniyor. Yeni bir rapora göre 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 2050'de 1,6 milyara ulaşması, yani bugünkü seviyenin yaklaşık iki katına çıkması öngörülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Önümüzdeki 25 yılda dünya nüfusunun yalnızca büyüklüğü değil, yaş dağılımı da önemli ölçüde değişecek. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik tarafından hazırlanan “Uzun Yaşam Ekonomisi: Yaşlanan Nüfusun Sigorta ve Emeklilik Sektörüne Etkileri” başlıklı raporda, küresel yaşlanmaya ilişkin dikkat çeken veriler yer aldı. Buna göre bugün dünya genelinde 65 yaş ve üzerindeki kişilerin toplam nüfus içindeki oranı yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunuyor. Bu oranın 2050'de yüzde 16'ya, başka bir ifadeyle her 6 kişiden birine ulaşması bekleniyor. 65 yaş ve üzerindeki küresel nüfusun da mevcut 862 milyon seviyesinden 1,6 milyara yükselerek yaklaşık iki katına çıkacağı öngörülüyor. Raporda, artan yaşam süresinin sigorta, emeklilik ve sağlık alanlarında yeni ihtiyaçları beraberinde getireceği değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>UZUN YAŞAM</strong></h3>

<p>Raporda yaşlanan nüfusun sağlık ve finans sektörlerinde oluşturacağı değişimlerin yanı sıra yeni teknolojilerin etkisine de yer verildi. Önümüzdeki dönemde hastalıkların ortaya çıkmasını engellemeye yönelik önleyici sağlık uygulamalarının daha fazla önem kazanması bekleniyor. Uzun vadeli tasarruf araçları ve emeklilik sistemlerinin de artan yaşam süresi karşısında daha önemli hale geleceği öngörülüyor. Sağlık teknolojileri ve yapay zekânın sektördeki etkilerinin de değerlendirildiği raporda, GLP-1 grubu ilaçların pazarda öne çıkacağı tahminine yer verildi. Böylece yaşlanan nüfusla birlikte yalnızca demografik yapının değil, sağlık hizmetleri, ilaç pazarı, sigorta ve emeklilik sistemlerinin de değişen ihtiyaçlara göre şekillenmesinin beklendiği belirtildi.</p>

<h3><strong>HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ 65 YAŞ ÜSTÜ</strong></h3>

<p>Küresel yaşlanma eğiliminin Türkiye'ye de yansıması bekleniyor. Rapordaki tahmine göre 2050 yılında Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri 65 yaş ve üzerindeki kişilerden oluşacak. Buna karşın Türkiye'nin, nüfusunun yaş yapısı açısından Japonya ve İtalya gibi “ileri yaşlı” toplumlar kategorisinde yer almayacağı öngörülüyor. Rapor, dünya genelinde 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 2050'ye kadar 862 milyondan 1,6 milyara çıkabileceğine dikkat çekerken, uzun yaşam süresinin beraberinde getireceği ihtiyaçlar nedeniyle önleyici sağlık hizmetleri, uzun vadeli tasarruf ve emeklilik sistemlerinin önem kazanacağını belirtiyor. Sağlık teknolojileri ve yapay zekâdaki gelişmeler ile GLP-1 grubu ilaçların da bu dönüşümün öne çıkan başlıkları arasında yer alacağı öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/2050de-her-6-kisiden-biri-yasli-olacak-dunyadaki-yasli-sayisi-gun-gittikce-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/05/yaslilar-kirik.jpg" type="image/jpeg" length="11474"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarına karşı yeni çözüm! Mor kumaş hem rengini koruyor hem serinletiyor]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/yaz-sicaklarina-karsi-yeni-cozum-mor-kumas-hem-rengini-koruyor-hem-serinletiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/yaz-sicaklarina-karsi-yeni-cozum-mor-kumas-hem-rengini-koruyor-hem-serinletiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, güneş ışığının yaklaşık yüzde 87,6’sını yansıtan ve orta kızılötesi radyasyonun yüzde 96,4’ünü yayan yeni bir mor kumaş geliştirdi. Kumaş, doğrudan güneş ışığı altında ticari beyaz pamuktan 4,2 derece daha serin kaldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Beyaz kıyafetlerin güneş ışığının daha büyük bölümünü yansıtması nedeniyle sıcak havalarda daha serin kalmaya yardımcı olduğu bilinirken, koyu renkli giysiler daha fazla enerji emerek daha hızlı ısınıyor. Ancak araştırmacılar, serinletici özellik taşıyan mor bir kumaş geliştirmenin daha zor olduğunu belirtiyor. Bunun nedeni, bir malzemenin mor görünmesi için güneş spektrumunun en yoğun bölümlerinden birindeki yeşil ışığı emmesi gerekmesi. Zhengzhou ve Adelaide üniversitelerinden bilim insanlarının oluşturduğu ekip, bu sorunu aşmak amacıyla mor bir metal-organik kafes ile çinko oksit nanopartikülleri içeren mikroskobik lifler üretti. Metal-organik kafesler, metal atomlarının organik moleküller aracılığıyla düzenli bir yapı içinde birbirine bağlandığı üç boyutlu ağlar olarak tanımlanıyor. Geniş yüzey alanları, dayanıklılıkları ve yüksek gözeneklilikleri nedeniyle bu malzemeler son yıllarda farklı alanlarda kullanılıyor. Araştırmacıların geliştirdiği kombinasyon ise kumaşın mor rengini korurken güneş ışığını yansıtmasına imkan sağladı. Hakemli dergi Small'da yayımlanan çalışmaya göre kumaş, güneş ışığının yaklaşık yüzde 87,6’sını yansıtırken orta kızılötesi radyasyonun yaklaşık yüzde 96,4’ünü yayıyor. Böylece ısının kumaşla vücut arasında hapsolmak yerine çevreye yayılması sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>BEYAZ PAMUKTAN DAHA SERİN</strong></h3>

<p>Doğrudan güneş ışığı altında gerçekleştirilen testlerde yeni kumaşın ticari beyaz pamuktan 4,2 derece, ticari mor pamuktan ise 6,2 derece daha serin kaldığı belirlendi. Simüle edilmiş cilt üzerinde yapılan testlerde de kumaşın soğutma performansı ölçüldü. Dış mekandaki gündüz koşullarını taklit eden deneylerde yeni kumaşla kaplanan yüzey, çıplak bırakılan simüle edilmiş cilde kıyasla 8 dereceye kadar daha düşük sıcaklık gösterdi. Aynı testte beyaz pamuk 4,6 derece, klasik mor pamuk ise yaklaşık 2,8 derecelik düşüş sağladı. Makalenin ortak yazarı Jun Ma, "Bugüne kadar soğutma performansıyla estetik görünüm arasında seçim yapmak zorunda kalıyorduk" diyerek ekliyor: "Araştırmalarımız, ikisine de sahip olabileceğimizi gösteriyor” Bilim insanları, geliştirdikleri kumaşın hafif ve esnek olduğunu, ter de dahil olmak üzere su buharının kumaştan geçmesine izin verdiğini belirtiyor. Testlerde malzemenin soğutma özelliklerini 50 yıkamadan sonra da koruduğu görüldü.</p>

<h3><strong>SPORCULAR VE SICAKTA ÇALIŞANLAR İÇİN</strong></h3>

<p>Araştırma ekibi, yeni teknolojinin özellikle sıcak havalarda dışarıda çalışan kişiler ve sporcular tarafından kullanılabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte kumaş henüz geliştirme aşamasında bulunuyor ve geniş çapta kullanılabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Bilim insanları, farklı optik özelliklere sahip metal-organik kafeslerden yararlanılarak başka renklerde serinletici kumaşların da geliştirilebileceğini ifade ediyor. Çalışmanın diğer yazarı Yangzhe Hou ise "Yeni nesil tekstillerde renk, konfor ve soğutma performansını birleştirme konusunda muazzam bir potansiyel var” ifadelerini kullanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/yaz-sicaklarina-karsi-yeni-cozum-mor-kumas-hem-rengini-koruyor-hem-serinletiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/mor-2.jpg" type="image/jpeg" length="94223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saatlerce kaynatılıyor, sofralara şifa oluyor! Bir kaşığı bile fark yaratıyor: Böyle hazırlayın, kolajenini artırın]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/saatlerce-kaynatiliyor-sofralara-sifa-oluyor-bir-kasigi-bile-fark-yaratiyor-boyle-hazirlayin-kolajenini-artirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/saatlerce-kaynatiliyor-sofralara-sifa-oluyor-bir-kasigi-bile-fark-yaratiyor-boyle-hazirlayin-kolajenini-artirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süre kısık ateşte hazırlanan ilikli kemik suyu, kolajen, amino asit ve mineraller içeriğiyle sofralarda öne çıkıyor. İşte doğru hazırlanması ve tüketilmesiyle ilgili bilinmesi gerekenler. Eklem sağlığından sindirim sistemine kadar pek çok alanda destekleyici olduğu belirtilen ilikli kemik suyunun hazırlanışında kullanılan yöntem, elde edilen besin değerini etkileyebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hatice KÖYLÜ-EGETELGRAF/ </strong>İlikli kemik suyu, içerdiği kolajen, jelatin, amino asitler ve çeşitli mineraller nedeniyle son yıllarda sağlıklı beslenme açısından sıkça tercih edilen besinler arasında yer alıyor. Uzun süre kısık ateşte pişirilen kemiklerden hazırlanan bu geleneksel gıda, çorbalardan yemeklere kadar birçok tarifte kullanılabiliyor.</p>

<p>İlikli kemik suyunun öne çıkan bileşenleri arasında kolajen, jelatin ve bağ dokusundan gelen bazı amino asitler bulunuyor. Bu bileşenler, vücudun bağ dokusu ve eklem yapısının korunmasında rol oynayan proteinlerin yapı taşlarını sağlıyor. Bu nedenle kemik suyu, dengeli ve yeterli protein içeren bir beslenme düzeninin destekleyici unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir. Kemik suyunda bulunan glisin ve glutamin gibi amino asitler, vücudun çeşitli işlevlerinde görev alıyor. Sıvı formda olması nedeniyle tüketilmesi kolay olan kemik suyu, özellikle çorba ve yemeklerin içerisinde de kullanılabiliyor. Ancak herhangi bir besinin tek başına sindirim sistemi hastalıklarını tedavi ettiği düşünülmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>CİLT SAĞLIĞI İÇİN KOLAJEN KAYNAĞI</strong></h3>

<p>Kolajen, cildin yapısında bulunan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. İlikli kemik suyunda bulunan kolajen ve jelatin türevleri bu açıdan beslenmeye katkı sağlayabiliyor. Bununla birlikte kemik suyu tüketiminin tek başına kırışıklıkları giderdiği veya cildi gençleştirdiği yönündeki iddialara temkinli yaklaşılması gerekiyor.</p>

<p><img alt="Kemi̇k Suyu-2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/kemik-suyu-2.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>DOĞRU KEMİK SEÇİMİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></h3>

<p>Daha yoğun ve jelatinli bir kemik suyu hazırlamak isteyenlerin ilikli dana kemikleri ile eklem bölgelerinden elde edilen kemikleri tercih etmesi öneriliyor. Kemiklerin üzerindeki bağ dokularının bulunması, pişirme sırasında suya daha fazla jelatin geçmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<h3><strong>UZUN SÜRE KISIK ATEŞTE PİŞİRİLEBİLİR</strong></h3>

<p>Geleneksel yöntemde kemikler normal tencerede yaklaşık 12 ila 24 saat boyunca kısık ateşte pişirilebiliyor. Suyun çok yüksek ateşte sürekli fokurdaması yerine hafif şekilde kaynaması tercih ediliyor. Böylece kemik ve bağ dokularının zaman içerisinde çözünmesi sağlanıyor.</p>

<h3><strong>DÜDÜKLÜ TENCEREDE DAHA KISA SÜREDE HAZIRLANABİLİYOR</strong></h3>

<p>Zamandan tasarruf etmek isteyenler düdüklü tencereden de yararlanabiliyor. Kontrollü basınç altında yaklaşık 3 ila 4 saatlik pişirme ile kemik suyu hazırlanabiliyor. Kullanılan kemiklerin türü ve miktarı, ortaya çıkan ürünün kıvamını ve yoğunluğunu değiştirebiliyor.</p>

<h3><strong>SİRKE EKLEMEK NEDEN TERCİH EDİLİYOR?</strong></h3>

<p>Bazı tariflerde pişirme suyuna az miktarda elma sirkesi ekleniyor. Sirkenin, kemiklerde bulunan bazı mineral ve bileşenlerin suya geçişini kolaylaştırabileceği düşünülüyor. Ancak fazla sirke kullanılması kemik suyunun tadını belirgin şekilde değiştirebileceği için ölçülü davranılması gerekiyor.</p>

<h3><strong>BUZDOLABINDA JÖLE KIVAMINA GELİYOR</strong></h3>

<p>Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra süzülen kemik suyu buzdolabında bekletildiğinde jöle benzeri bir kıvam alabilir. Bu durum, içerisinde jelatin bulunduğunun göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kemik suyu yeniden ısıtıldığında ise katılaşan yapı tekrar sıvı hale geliyor.</p>

<h3><strong>SADECE İÇİLMEK ZORUNDA DEĞİL</strong></h3>

<p>İlikli kemik suyu doğrudan tüketilebildiği gibi yemeklerin içerisinde de kullanılabiliyor. Çorbalara, pilavlara, sebze yemeklerine ve çeşitli tariflere eklenerek hem sıvı hem de lezzet unsuru olarak değerlendirilebiliyor. Bu yöntem, kemik suyunu günlük beslenmeye dahil etmenin pratik yollarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<h3><strong>NE KADAR TÜKETİLMELİ?</strong></h3>

<p>Kemik suyunun tüketim miktarı kişinin genel beslenme düzenine ve ihtiyaçlarına göre değişebiliyor. Sağlıklı yetişkinler, beslenme düzenleri içerisinde bir bardak kadar kemik suyu tüketebilir. Ancak ürünün hazırlanırken içerisine eklenen tuz ve diğer malzemeler de toplam tüketim açısından dikkate alınmalı.</p>

<h3><strong>SABAH VEYA GECE TÜKETMEK ŞART MI?</strong></h3>

<p>Kemik suyunun özellikle sabah aç karnına veya gece yatmadan önce tüketildiğinde daha fazla fayda sağladığı yönünde çeşitli iddialar bulunuyor. Ancak kemik suyunun belirli bir saatte tüketilmesinin diğer zamanlara göre kesin olarak üstün olduğunu gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor. Bu nedenle gün içerisinde kişinin beslenme düzenine uygun bir zamanda tüketilebilir. Kemik suyunun tadını değiştirmek isteyenler içerisine limon suyu, karabiber veya zencefil ekleyebilir. Sebze ve baharatlarla birlikte hazırlanması da daha aromatik bir sonuç ortaya çıkarabilir. Böylece kemik suyu tek başına içilmek yerine farklı tariflerin içerisinde de değerlendirilebilir.</p>

<h3><strong>SAKLAMA KOŞULLARINA DİKKAT EDİLMELİ</strong></h3>

<p>Hazırlanan kemik suyunun kısa sürede tüketilmeyecekse uygun koşullarda saklanması gerekiyor. Soğutulduktan sonra buzdolabında muhafaza edilebilirken, daha uzun süre saklamak isteyenler ürünü porsiyonlara ayırarak dondurabilir. Tüketmeden önce ise saklama süresine ve ürünün görünümüne dikkat edilmesi önem taşıyor. İlikli kemik suyu besleyici özelliklere sahip olsa da tek başına herhangi bir hastalığı tedavi eden veya bütün sağlık sorunlarını önleyen bir gıda olarak değerlendirilmemeli. Sağlıklı yaşam açısından asıl önemli olan; sebze, meyve, kaliteli protein, tam tahıl ve yeterli sıvı tüketimini içeren dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak.</p>

<h3><strong>DENGELİ BESLENMENİN PARÇASI OLABİLİR</strong></h3>

<p>Sonuç olarak ilikli kemik suyu, kolajen ve jelatin başta olmak üzere çeşitli besin bileşenlerini içeren geleneksel bir gıda olarak sofralarda yer alabilir. Doğru kemik seçimi, uygun pişirme yöntemi ve hijyenik saklama koşulları, hazırlanan kemik suyunun kalitesinde önemli rol oynuyor. Düzenli tüketim konusunda ise kişinin özel sağlık ve beslenme ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hatice KÖYLÜ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/saatlerce-kaynatiliyor-sofralara-sifa-oluyor-bir-kasigi-bile-fark-yaratiyor-boyle-hazirlayin-kolajenini-artirin</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/kemik-suyu1-1.jpg" type="image/jpeg" length="66152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş ağrısına çare oluyor! Evinizde bu bitkilerden biri varsa]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/bas-agrisina-care-oluyor-evinizde-bu-bitkilerden-biri-varsa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/bas-agrisina-care-oluyor-evinizde-bu-bitkilerden-biri-varsa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evde yetiştirilen bitkilerin yalnızca dekoratif bir unsur olmadığı belirtiliyor. Araştırmalarda bitkilerle temasın fizyolojik stres üzerinde etkili olabileceği aktarılırken, bazı türlerin iç mekan havasındaki belirli kirleticilerin azaltılmasına katkı sunduğu ifade ediliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günün önemli bölümünün kapalı mekanlarda geçirilmesi, ev ve ofis ortamının koşullarını daha önemli hale getiriyor. Bu noktada iç mekan bitkileri hem yaşam alanlarını renklendiren hem de araştırmalarda çeşitli etkileri incelenen canlılar arasında bulunuyor. 2015 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada, tek bir saksı bitkisiyle ilgilenmenin dahi fizyolojik stres seviyesini belirgin biçimde azaltabildiği ortaya konuldu. NASA'nın Temiz Hava Çalışması'nda ise bazı ev bitkilerinin ortamdaki toksinlerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği belirtildi. Bu türlerden biri olan yılan bitkisi, bakımının kolay olmasıyla öne çıkıyor. Geceleri oksijen salgılayan nadir bitkilerden biri olduğu belirtilen yılan bitkisinin, özellikle yatak odalarında yetiştirilebileceği aktarılıyor. Sulama için toprağın tamamen kuruması beklenirken, bitkinin kediler ve köpekler için zehirli olduğu konusunda uyarı yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>BAKIMI VE ORTAM İHTİYACI</strong></h3>

<p>Barış zambağı, koyu yeşil yaprakları ve beyaz çiçekleriyle dikkat çeken bir başka iç mekan bitkisi. Zararlı gazları parçaladığı belirtilen bu tür, suya ihtiyaç duyduğunda yapraklarını sarkıtarak sinyal veriyor ve yüksek nemli ortamları seviyor. Ancak barış zambağının da evcil hayvanlar için zehirli olduğu aktarılıyor. Örümcek bitkisi ise dayanıklılığı ve kolay çoğaltılabilmesiyle öne çıkıyor. NASA'nın hava temizleme listesinde üst sıralarda yer aldığı belirtilen bitkinin toprağının hafif nemli tutulması öneriliyor. Örümcek bitkisinin kediler ve köpekler açısından zehirli olmadığı ve evcil hayvanlar için güvenli kabul edildiği ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>YEŞİM BİTKİSİNDEN LAVANTAYA</strong></h3>

<p>Yeşim bitkisi, az bakım isteyen sukulent türlerinden biri olarak listede yer alıyor. Şans ve denge sembolü olarak bilinen bitkinin aşırı sulanmaması, parlak ancak doğrudan güneş almayan bir noktada tutulması gerekiyor. Yeşim bitkisinin evcil hayvanlar için zehirli olduğu belirtiliyor. Alternatifler arasında bulunan lavantanın ise kokusunun sinirleri yatıştırdığı ve uyku kalitesini artırdığı aktarılıyor. Lavantanın sağlıklı gelişmesi için günde 6-8 saat doğrudan güneş ışığı alması ve toprağının kurumasının beklenmesi gerekiyor. Evcil hayvanlar açısından zehirli olmadığı belirtilen lavantanın yanı sıra aloe vera da seçenekler arasında bulunuyor. Aloe vera, havayı temizlemesinin yanında yapraklarından elde edilen jel nedeniyle cildi yatıştırmak amacıyla da kullanılıyor. Seyrek sulama ve kaktüs toprağıyla yetiştirilebilen aloe veranın yenmesi halinde evcil hayvanlarda mide rahatsızlığına neden olabileceği aktarılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/bas-agrisina-care-oluyor-evinizde-bu-bitkilerden-biri-varsa</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/02/ev-bitkisi.jpg" type="image/jpeg" length="32849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[393 keçiyi tahliye ettiler! Issız Adaya Bırakılan 4 Keçi kontrolden çıktı]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/393-keciyi-tahliye-ettiler-issiz-adaya-birakilan-4-keci-kontrolden-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/393-keciyi-tahliye-ettiler-issiz-adaya-birakilan-4-keci-kontrolden-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Zelanda açıklarındaki Manawatāwhi Adası'na 1889 yılında denizciler ve balina avcıları için gıda kaynağı olması amacıyla bırakılan dört keçi, yıllar içinde kontrolden çıktı. Doğal avcılarının bulunmaması nedeniyle hızla çoğalan keçilerin sayısı 393'e kadar ulaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yeni Zelanda açıklarında bulunan Manawatawhi Adası'nda yaşananların başlangıcı 1889 yılına uzanıyor. O dönemde olası gemi kazalarında adaya ulaşabilecek denizciler ve balina avcıları için yiyecek kaynağı oluşturmak amacıyla dört evcil keçi adaya bırakıldı. Ancak adada bu hayvanları avlayabilecek doğal bir yırtıcının bulunmaması ve zengin bitki örtüsünün yeterli besin sağlaması, keçilerin hızla çoğalmasına neden oldu. Yarım asrı aşan süreçte nüfusları yaklaşık 400'e yaklaşırken, artan hayvan sayısı adanın geniş yapraklı bitkileri ve yerel florası üzerinde yoğun bir otlatma baskısı oluşturdu.</p>

<h3><strong>BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN TAHRİBATI</strong></h3>

<p>Keçilerin bitki örtüsünü yoğun biçimde tüketmesi, yalnızca flora üzerinde değil, adanın toprak yapısında da değişime neden oldu. Yeni Zelanda Koruma Departmanı'nın verilerine göre bitki örtüsündeki kayıp, toprağın aşınmasına ve bitkilere bağlı şekilde yaşayan diğer canlıların olumsuz etkilenmesine yol açtı. Botanikçi Thomas Cheeseman'ın geçmişte kayda aldığı bazı özel bitki türleri daha sonraki araştırmalarda adada bulunamadı. Dünyada nadir görülen Pennantia baylisiana adlı bitkinin popülasyonu ise yalnızca bir örneğe kadar geriledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>393 KEÇİ İÇİN BÜYÜK OPERASYON</strong></h3>

<p>Ekosistemdeki tahribatın daha fazla ilerlemesini önlemek isteyen yetkililer, 1946 yılında keçilerin adadan çıkarılması için kapsamlı bir çalışma başlattı. Bir aydan uzun süren operasyonun sonunda adadaki 393 keçinin tamamı toplandı ve Manawatāwhi'den uzaklaştırıldı. Hayvanların tahliye edilmesinin ardından orman tabanı ve otlar yeniden gelişmeye başladı. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda adanın 1889'dan önceki özgün ekolojik dengesine tamamen dönemediği belirtildi. Benzer bir ekolojik iyileştirme çalışması Karayipler'deki Redonda Adası'nda da gerçekleştirildi. Burada yabanileşmiş keçiler ve kemirgenlerin temizlenmesinin ardından bitki örtüsü ile yerel kertenkele popülasyonunda yeniden artış görüldü.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/393-keciyi-tahliye-ettiler-issiz-adaya-birakilan-4-keci-kontrolden-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/yola-inen-dag-kecisi-suruculere-saskinlik-yasatti-o-anlar-kamerada.jpg" type="image/jpeg" length="40207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçesinde bu görüntüyü gören dikkat! Fazla meyve yiyen eşek arıları sarhoş oluyor]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/bahcesinde-bu-goruntuyu-goren-dikkat-fazla-meyve-yiyen-esek-arilari-sarhos-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/bahcesinde-bu-goruntuyu-goren-dikkat-fazla-meyve-yiyen-esek-arilari-sarhos-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin sonuna yaklaşılırken fermente olmuş meyveler, eşek arılarının davranışlarını değiştirebiliyor. Meyvelerde doğal olarak oluşan alkolü tüketen arıların hareketlerinde ve tepkilerinde değişiklik görüldüğü belirtilirken, uzmanlar yuvalara yaklaşılmaması konusunda uyarıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yazın son günlerinde olgunlaşıp dalında bekleyen bazı meyvelerde doğal fermantasyon süreci başlıyor. Meyve içerisindeki şekerin fermente olmasıyla ortaya çıkan alkol, bu meyvelerle beslenen eşek arılarını da etkileyebiliyor. Uzmanlara göre alkol tüketimi, arıların hareket kabiliyetlerinde değişikliğe neden oluyor ve normal davranışlarından farklı tepkiler göstermelerine yol açabiliyor. Özellikle yaz boyunca koloniye ve kraliçe arıya nektar taşıyan işçi arıların sezon sonuna doğru görevlerinin azalması, onları şeker oranı yüksek ve çürümeye başlayan fermente meyvelere yöneltiyor. Bu meyvelerde bulunan alkolün sinir sistemini etkilemesi sonucunda eşek arılarının daha kararsız, agresif ve öngörülemez davranabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>YUVALAR SADECE ORMANLARDA BULUNMUYOR</strong></h3>

<p>Eşek arılarının yuva kurduğu alanlar da sanıldığından daha geniş bir alana yayılabiliyor. Ağaç kovukları ve ormanlık bölgelerin yanı sıra kulübeler, binaların dış cepheleri, klozet depoları ve uzun süre kullanılmayan müzik aletlerinin iç bölümleri de yuvalanma alanları arasında bulunuyor. Bu nedenle ev veya bahçelerde fark edilen yuvalara doğrudan müdahale edilmemesi gerektiği belirtiliyor. İngiltere Haşere Kontrol Derneği (BPCA) yetkilileri, bireysel yöntemlerle yuvalara yaklaşılmaması konusunda uyarıda bulundu. Tehlike oluşturmayan durumlarda yuvaların doğal akışına bırakılması, müdahale edilmesi gereken durumlarda ise profesyonel ekipler tarafından incelenmesi tavsiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>UZMANLARDAN "SAKIN YAKLAŞMAYIN" UYARISI</strong></h3>

<p>Fermente meyvelerin etkisiyle davranışları değişebilen eşek arılarıyla karşılaşılması halinde yuvalara müdahale edilmemesi isteniyor. Özellikle yaşam alanlarının yakınında bulunan yuvaların bireysel yöntemlerle ortadan kaldırılmaya çalışılmasının risk oluşturabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, gerekli durumlarda profesyonel ekiplerden destek alınmasını ve tehlike arz etmeyen yuvaların mümkün olduğunca kendi doğal akışında bırakılmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/bahcesinde-bu-goruntuyu-goren-dikkat-fazla-meyve-yiyen-esek-arilari-sarhos-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2025/08/kanser-tedavisinde-yeni-umut-esek-arisi-7656365-x-1045-amp.webp" type="image/jpeg" length="44667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlilik için gökyüzünün onay verdiği günler açıklandı! Astrolojiye göre en uğurlu ve en uygun düğün günleri 2026]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/evlilik-icin-gokyuzunun-onay-verdigi-gunler-aciklandi-astrolojiye-gore-en-ugurlu-ve-en-uygun-dugun-gunleri-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/evlilik-icin-gokyuzunun-onay-verdigi-gunler-aciklandi-astrolojiye-gore-en-ugurlu-ve-en-uygun-dugun-gunleri-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düğün tarihini belirlemekte zorlanan çiftler için astrolojik bir takvim hazırlandı. Merkür ve Venüs retrosu dikkate alınarak hazırlanan listede, 2026 yılında evlilik için en şanslı ve uğurlu olduğu belirtilen tarihler sıralandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düğün hazırlıklarının ilk ve en önemli adımlarından biri olan tarih seçimi, çiftler açısından kapsamlı bir planlama sürecini beraberinde getiriyor. Mekan seçiminden davetiyelere kadar organizasyonun temelini oluşturan düğün tarihi için bazı çiftler astrolojiyi de rehber olarak kullanıyor. Astrolojiye göre düğün günündeki gezegen konumlarının, evliliğin geleceği ve çiftler arasındaki duygusal bağ hakkında ipuçları taşıdığı belirtiliyor. Düğün uzmanı ve 'Lucky in Love' kitabının yazarı Eleni N. Gage, astrolojik verilere göre 2026 yılının evlilik açısından en uğurlu ve şanslı günlerini sıraladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>VENÜS, AY VE RETRO DÖNEMLERİ</strong></h3>

<p>Astrolojik bir evlilik haritası oluşturulurken gök cisimlerinin konumlarının önem taşıdığı belirtiliyor. Aşk, romantizm ve evlilikle ilişkilendirilen Venüs'ün Boğa, Terazi ve Balık burçlarında bulunması ve Ay ile olumlu açılar yapması ideal bir evlilik haritası olarak değerlendiriliyor. Astrologlar ayrıca Venüs retrosunda evlenmekten kaçınılmasını öneriyor. İletişim ve evrak işleriyle ilişkilendirilen Merkür retrosunun da düğün organizasyonunda aksiliklere ve yasal işlemlerde sorunlara yol açabileceği belirtilerek bu dönemlerden uzak durulması tavsiye ediliyor. Ay'ın bulunduğu burcun ise eşler arasındaki duygusal tatmini simgelediği aktarılıyor. Düğün gününde Ay'ın Güneş veya Venüs tarafından desteklenmesinin çiftler arasındaki bağı güçlendirdiği ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>2026'NIN EN ŞANSLI DÜĞÜN TARİHLERİ</strong></h3>

<p>Merkür ve Venüs retrolarının dikkate alınarak elendiği belirtilen astrolojik açıdan en şanslı düğün tarihleri şöyle sıralandı: Ocak ayında 1, 2, 7, 19, 26 ve 27 Ocak; şubatta 1, 2, 3, 6, 8 ve 12 Şubat; martta 24 Mart; nisanda 1, 2, 7, 15 ve 21 Nisan; mayısta 1, 2, 19 ve 21 Mayıs; haziranda 1, 2, 12, 19 ve 22 Haziran; ağustosta 1, 6, 15 ve 19 Ağustos; eylülde 2, 5 ve 7 Eylül; kasımda 16, 17 ve 29 Kasım; aralıkta ise 1 ve 18 Aralık.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/evlilik-icin-gokyuzunun-onay-verdigi-gunler-aciklandi-astrolojiye-gore-en-ugurlu-ve-en-uygun-dugun-gunleri-2026</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/dugun-5.jpeg" type="image/jpeg" length="81458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salça lekesi nasıl çıkar? Kurumuş salça lekesini temizlemenin kolay ve doğal yolu]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/salca-lekesi-nasil-cikar-kurumus-salca-lekesini-temizlemenin-kolay-ve-dogal-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/salca-lekesi-nasil-cikar-kurumus-salca-lekesini-temizlemenin-kolay-ve-dogal-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salça lekesi özellikle kıyafetlerde zorlayıcı olabilir. Taze veya kurumuş salça lekesini çıkarmak için evde uygulayabileceğiniz birkaç pratik yöntemi sizler için derledik. İşte evde salça lekesini çıkaracak doğal yöntemler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/</strong> Kışlık hazırlıkların başlamasıyla birlikte mutfaklarda salça yapımı da hız kazanıyor. Ancak hazırlık sırasında kıyafetlere, masa örtülerine veya farklı kumaş yüzeylere bulaşan salça lekeleri temizlik açısından sorun oluşturabiliyor. Peki salça lekesi nasıl çıkarılır?</p><h3><strong>TAZE SALÇA LEKESİNE İLK MÜDAHALE</strong></h3><p>Taze salça lekesinde ilk olarak kumaşın üzerindeki fazla salça kalıntısı peçete veya bıçak sırtı kullanılarak nazikçe alınmalı. Kalıntıyı kumaşa yaymamak için lekenin ovalanmaması gerekiyor. Ardından kumaş mümkünse ters çevrilerek lekenin arka tarafından soğuk su geçirilmelidir. Sıcak su kullanılması, lekenin kumaş liflerine daha fazla işlemesine neden olabileceğinden ilk aşamada tercih edilmemelidir.</p><h3><strong>BULAŞIK DETERJANI YÖNTEMİ</strong></h3><p>Lekenin üzerine birkaç damla bulaşık deterjanı uygulanabilir. Deterjan, özellikle salçayla birlikte kumaşa geçen yağlı kalıntıların çözülmesine yardımcı olabilir. Deterjan uygulandıktan sonra leke parmak uçlarıyla veya yumuşak bir süngerle nazikçe ovulmalı ve birkaç dakika bekletilmelidir. Daha sonra kumaş soğuk suyla durulanmalıdır.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/salca-lekesi-nasil-cikar-kurumus-salca-lekesini-temizlemenin-kolay-ve-dogal-yolu-2.jpg" alt="Salça Lekesi Nasıl Çıkar Kurumuş Salça Lekesini Temizlemenin Kolay Ve Doğal Yolu (2)" width="1280" height="720"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>KARBONAT YÖNTEMİ</strong></h3><p>Kurumuş veya daha inatçı salça lekelerinde bulaşık deterjanı ile karbonat karıştırılarak macun kıvamında bir karışım hazırlanabilir. Hazırlanan karışım doğrudan lekenin üzerine uygulanabilir. Karışım kısa süre bekletildikten sonra leke yumuşak bir fırça veya parmak uçlarıyla nazikçe temizlenebilir. İşlemin ardından kumaş, bakım etiketindeki yıkama talimatlarına uygun şekilde çamaşır makinesinde yıkanmalıdır.</p><h3><strong>SALÇALI YAĞ LEKESİ NASIL ÇIKAR?</strong></h3><p>Salçaya yağ da karışmışsa temizlik işlemine başlamadan önce kumaşın üzerindeki fazla salça ve yağ kalıntısı kağıt havluyla alınmalı. Ardından bulaşık deterjanı uygulanarak yağlı bölümün çözülmesi sağlanabilir. Karbonat da deterjanla birlikte kullanılarak lekenin temizlenmesine destek olabilir. Ancak kumaşın yapısına zarar vermemek için karışım önce görünmeyen küçük bir bölümde test edilmelidir.</p><h3><strong>SİRKE KULLANMADAN ÖNCE DİKKAT</strong></h3><p>Bazı temizlik yöntemlerinde deterjan işleminden sonra beyaz sirke ile destekleme önerilebiliyor. Ancak sirke her kumaş için uygun olmayabileceğinden, kullanılacak ürünün kumaşın bakım talimatlarına uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Leke tamamen çıkmadan kıyafeti yüksek ısıyla kurutmak veya ütülemekten kaçınmak da önem taşıyor. Leke kaldığı halde uygulanan yüksek ısı, bazı lekelerin kumaşa daha fazla yerleşmesine neden olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HATİCE KÖYLÜ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/salca-lekesi-nasil-cikar-kurumus-salca-lekesini-temizlemenin-kolay-ve-dogal-yolu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/salca-lekesi-nasil-cikar-kurumus-salca-lekesini-temizlemenin-kolay-ve-dogal-yolu-1.jpg" type="image/jpeg" length="89271"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kışlık salçalar hazırlanmaya başladı! Peki salça makineniz temiz mi? Çoğu kişi temizlerken bu kısmı atlıyor]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kışlık salça hazırlığında kullanılan makinelerin temizliği, gıda kalıntılarının birikmesini önlemek için önem taşıyor. Salça makinesini temizlerken sökülebilir parçalar nasıl yıkanmalı, motor gövdesi nasıl silinmeli? İşte salça makinesi temizliğinin en kolay ve ayrıntılı yolu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/ </strong>Kışlık hazırlıkların yoğunlaştığı dönemde salça makineleri de mutfaklarda sıkça kullanılıyor. Domates ve biber salçası hazırlama işleminin ardından makinenin üzerinde ve parçalarında kalan posa ve salça kalıntılarının temizlenmesi gerekiyor. Peki salça makinesi nasıl temizlenir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>ÖNCE FİŞİ ÇEKİN</strong></h3><p>Temizliğe başlamadan önce makinenin elektrik bağlantısının tamamen kesilmesi gerekiyor. Ardından makinenin sökülebilen parçaları dikkatli şekilde birbirinden ayrılmalı. Başlık, helezon, elek, süzgeç ve bıçak gibi parçalar makinenin modeline göre sökülebilir. Parçaları ayırırken üreticinin kullanım ve temizlik talimatlarına uyulması gerekiyor.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor-2.jpg" alt="Kışlık Salçalar Hazırlanmaya Başladı! Peki Salça Makineniz Temiz Mi Çoğu Kişi Temizlerken Bu Kısmı Atlıyor (2)" width="1280" height="720"></p><h3><strong>SÖKÜLEN PARÇALAR NASIL TEMİZLENİR?</strong></h3><p>Makineden çıkarılan parçalarda kalan domates ve biber posaları öncelikle ılık su altında akıtılmalı. Ardından parçalar bulaşık deterjanı ve sıcak suyla yıkanabilir. Özellikle elek deliklerinde kalan küçük kabuk ve posa parçaları için yumuşak bir sünger veya yumuşak kıllı bir fırça kullanılabilir. Parçaların yüzeyini çizebilecek sert temizlik araçlarından kaçınılması gerekiyor.</p><h3><strong>PARÇALARI MUTLAKA KURUTUN</strong></h3><p>Temizlik sonrasında parçaların tamamen kuruması beklenmeli. Özellikle metal parçaların nemli bırakılması zamanla paslanmaya neden olabilir. Bu nedenle parçalar temiz ve kuru şekilde muhafaza edilmeli veya yeniden monte edilmelidir.</p><h3><strong>MOTOR GÖVDESİ NASIL TEMİZLENİR?</strong></h3><p>Salça makinesinin motorunun bulunduğu ana gövde kesinlikle suya daldırılmamalı. Gövdenin temizliği hafif nemlendirilmiş sabunlu bir bezle yapılabilir. Temizliğin ardından gövde kuru bir bezle silinerek nemden arındırılmalı.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor-1.jpg" alt="Kışlık Salçalar Hazırlanmaya Başladı! Peki Salça Makineniz Temiz Mi Çoğu Kişi Temizlerken Bu Kısmı Atlıyor (1)" width="1280" height="720"></p><h3><strong>KURUMUŞ SALÇA KALINTISI NASIL ÇIKAR?</strong></h3><p>Makinenin parçalarında bekleyerek kuruyan salça kalıntılarını çıkarmak için öncelikle kalıntının yüzeyden uzaklaştırılması gerekiyor. Kurumuş parçalar nazikçe temizlendikten sonra bulaşık deterjanı ve karbonatla hazırlanan macun kullanılabilir. Birkaç damla bulaşık deterjanı ile bir çay kaşığı karbonat karıştırılarak hazırlanan karışım, inatçı salça kalıntılarının üzerine uygulanabilir. Kısa süre bekletildikten sonra yüzey nazikçe temizlenip durulanabilir. Temizlik sırasında makinenin üretici talimatlarında belirtilen yöntemlerin dışına çıkılmaması ve elektrikli bölümlerin suyla temas ettirilmemesi önem taşıyor. Böylece salça hazırlığında kullanılan makine, bir sonraki kullanıma daha temiz ve hijyenik şekilde hazırlanabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HATİCE KÖYLÜ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/kislik-salcalar-hazirlanmaya-basladi-peki-salca-makineniz-temiz-mi-cogu-kisi-temizlerken-bu-kismi-atliyor-3.jpg" type="image/jpeg" length="82047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Herkes bir şekilde saklıyor ama doğrusunu bilmiyor! Sarımsak nasıl saklanmalı? Uzun süre taze kalmasının sırrı buymuş]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/herkes-bir-sekilde-sakliyor-ama-dogrusunu-bilmiyor-sarimsak-nasil-saklanmali-uzun-sure-taze-kalmasinin-sirri-buymus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/herkes-bir-sekilde-sakliyor-ama-dogrusunu-bilmiyor-sarimsak-nasil-saklanmali-uzun-sure-taze-kalmasinin-sirri-buymus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfağın küçük ama güçlü aromasıyla vazgeçilmezlerinden biri olan sarımsak, yanlış koşullarda saklandığında kısa sürede filizlenebiliyor, yumuşuyor ve küflenebiliyor. Oysa doğru yöntem uygulandığında kuru sarımsaklar uzun süre boyunca tazeliğini ve kendine özgü aromasını koruyabiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p>Yemeklere kattığı eşsiz kokusu ve yoğun aromasıyla mutfakların vazgeçilmezlerinden olan sarımsak, satın alındığı günkü tazeliğini uzun süre koruyabilen ürünlerden biri. Ancak bunun için saklama koşullarının doğru seçilmesi gerekiyor. Özellikle bütün ve kuru sarımsakları doğrudan buzdolabına yerleştirmek, sanıldığı kadar iyi bir fikir olmayabilir. Buzdolabındaki nemli ortam sarımsağın yapısını olumsuz etkileyebilir ve zaman içerisinde filizlenme ya da bozulma riskini artırabilir. Bu nedenle kuru sarımsağın saklanmasında asıl önemli olan soğuktan ziyade kuru, serin, karanlık ve hava alan bir ortam oluşturmak.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/sarimsak-9.jpg"></p><h3><strong>ASARAK SAKLAYIN</strong></h3><p>Özellikle sapları üzerinde bulunan kuru sarımsaklar için asarak saklama yöntemi oldukça kullanışlıdır. Sarımsakların sapları örülerek veya uygun şekilde demetlenerek havadar bir noktaya asılabilir. Bu yöntem yalnızca mutfağa doğal ve nostaljik bir görünüm kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda sarımsakların hava almasına da yardımcı olur. Havanın rahatça dolaşabildiği bir ortamda nemin birikmesi ve sarımsakların küflenmesi daha zor hale gelebilir. Ancak sarımsakları asacağınız yerin güneş almayan, kuru ve aşırı sıcak olmayan bir alan olması gerekir.</p><h3><strong>MUTFAK DOLABINDA DA SAKLANABİLİR</strong></h3><p>Sarımsakları asmak istemiyorsanız, uygun bir mutfak dolabı da tercih edebilirsiniz. Fakat burada önemli olan sarımsağı kapalı ve havasız bir ortamda sıkıştırmamak. Sarımsakları delikli bir kap, file veya hava geçiren bir sepet içerisinde muhafaza etmek daha uygun olabilir. Böylece sarımsakların çevresinde hava dolaşımı sağlanırken nemin hapsolmasının da önüne geçilebilir. Özellikle ocağın hemen üzerindeki sıcak ve buharlı dolaplardan ise uzak durmak gerekir.</p><h3><strong>PLASTİK POŞET SARIMSAĞIN DÜŞMANI</strong></h3><p>Market poşetinden çıkarılmadan bırakılan sarımsaklar, zaman içerisinde nemle karşı karşıya kalabilir. Hava almayan plastik poşet içerisinde oluşan nem, sarımsakların yumuşamasına ve küflenmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle sarımsağı uzun süre saklamak istiyorsanız onu plastik poşetin içerisinde unutmak yerine hava alabileceği bir saklama yöntemi tercih etmeniz daha doğru olacaktır.</p><h3><strong>GÜNEŞ IŞIĞINDAN UZAK TUTUN</strong></h3><p>Sarımsağın uzun süre dayanabilmesi için yalnızca kuru bir ortam yeterli değil. Doğrudan güneş ışığı da sarımsağın doğal yapısını etkileyebilir ve filizlenme sürecini hızlandırabilir. Bu yüzden pencere kenarı veya gün boyunca güneş alan tezgahlar yerine, serin ve karanlık bir alan tercih etmek gerekir. En güzel ortam, <strong>serin, kuru, karanlık ve havadar</strong> olanıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>FİLİZLENEN SARIMSAK ATILMALI MI?</strong></h3><p>Sarımsağın içerisinden yeşil bir filizin çıkması, mutlaka sarımsağın tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Ancak filizlenen sarımsağın tadı daha keskin veya acı olabilir ve dokusu değişebilir. Sarımsakta küf, kötü koku, aşırı yumuşama veya belirgin bozulma görülüyorsa tüketilmemesi gerekir. Bu nedenle saklanan sarımsakları zaman zaman kontrol etmek önemlidir.</p><h3><strong>UZUN SÜRE SAKLAMANIN PÜF NOKTASI</strong></h3><p>Aslında sarımsağın uzun süre dayanmasının sırrı oldukça basit: Onu havasız ve nemli ortamlardan uzak tutmak. Bütün ve kuru sarımsaklar için serin, kuru, karanlık ve hava alan bir ortam tercih edilebilir. Sapları bulunan sarımsaklar uygun koşullarda asılarak saklanabilirken, sapı olmayanlar da delikli kap veya file içerisinde mutfak dolabında muhafaza edilebilir. Buzdolabına kaldırmak yerine doğru ortamı oluşturduğunuzda sarımsaklarınızın mutfakta çok daha uzun süre dayanmasını sağlayabilir, her yemek hazırlığında elinizin altında mis gibi aromasıyla bekleyen sarımsaklara kavuşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>BİRSU KOÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/herkes-bir-sekilde-sakliyor-ama-dogrusunu-bilmiyor-sarimsak-nasil-saklanmali-uzun-sure-taze-kalmasinin-sirri-buymus</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/sarimsak-19.jpg" type="image/jpeg" length="18023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğanı filizlenmeden aylarca saklamanın sırrı ortaya çıktı! Meğer bu hata ömrünü kısaltıyormuş]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/sogani-filizlenmeden-aylarca-saklamanin-sirri-ortaya-cikti-meger-bu-hata-omrunu-kisaltiyormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/sogani-filizlenmeden-aylarca-saklamanin-sirri-ortaya-cikti-meger-bu-hata-omrunu-kisaltiyormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfağın vazgeçilmezlerinden soğan, doğru koşullarda saklanmadığında kısa sürede filizleniyor, yumuşuyor ve kullanılmaz hale geliyor. Oysa birkaç basit noktaya dikkat ederek soğanların tazeliğini çok daha uzun süre korumak mümkün. İşte soğanı filizlenmeden ve çürümeden saklamanın püf noktaları]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p><strong>BİRSU KOÇ-EGE TELGRAF/</strong>Mutfağa alınan soğanların bir süre sonra yeşil filizler vermesi, özellikle fazla miktarda alışveriş yapanların sık karşılaştığı sorunlardan biri. İlk bakışta kaçınılmaz gibi görünen bu durumun ardında ise çoğu zaman saklama koşulları yatıyor. Soğan, sıcaklık, nem ve ışık değişimlerine karşı oldukça hassas bir sebze. Yanlış ortamda bırakıldığında içerisindeki doğal gelişim süreci hızlanıyor ve soğanın tepesinden küçük yeşil filizler yükselmeye başlıyor. Üstelik filizlenme yalnızca görüntüyü değiştirmekle kalmıyor. Zaman geçtikçe soğanın dokusu yumuşayabiliyor, aroması azalabiliyor ve depolama süresi belirgin şekilde kısalabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>BUZDOLABINA KOYMAYIN</strong></h3><p>Soğanı uzun süre saklamak isteyenlerin yaptığı en yaygın hatalardan biri, onu doğrudan buzdolabına yerleştirmek. Buzdolabının nemli ortamı, bütün haldeki kuru soğanların dokusunun bozulmasını hızlandırabilir. Bu nedenle kuru ve bütün soğanlar için serin, kuru, karanlık ve hava alan bir ortam tercih etmek genellikle daha uygundur. Ancak doğranmış veya soyulmuş soğan için durum farklıdır. Kullanılmaya hazır hale getirilen soğanların kapalı bir kap içerisinde buzdolabında muhafaza edilmesi gerekir.</p><h3><strong>KARANLIK VE SERİN ORTAM</strong></h3><p>Soğanların uzun süre dayanmasını istiyorsanız onları güneş ışığından uzak tutmak önemli. Doğrudan güneş alan mutfak tezgâhları veya sıcak dolap içleri, soğanın filizlenme ve bozulma sürecini hızlandırabilir. Bunun yerine serin, kuru ve hava dolaşımının olduğu bir alan tercih edilebilir. Kiler, uygun koşullara sahip bir dolap veya güneş almayan havadar bir bölüm bu açıdan daha elverişli olabilir.</p><h3><strong> POŞETTE SAKLAMAYIN</strong></h3><p>Soğanları market poşetinden çıkarmadan saklamak da yapılan yaygın hatalardan biri. Plastik poşet içerisinde hava dolaşımı azalırken nem birikebilir. Artan nem ise soğanların yumuşamasına ve çürümeye başlamasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle soğanların hava alan file, sepet veya delikli bir saklama kabında tutulması daha doğru bir seçenek olabilir.</p><h3><strong>ÜST ÜSTE YIĞMAYIN</strong></h3><p>Soğan ve patates mutfakta çoğu zaman aynı yerde saklansa da bu ikiliyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Her iki ürün de çevresindeki koşullardan etkilenirken, birlikte depolandıklarında bozulma süreçleri hızlanabilir. Bu nedenle mümkünse soğan ve patates için ayrı saklama alanları oluşturmak daha iyi bir tercih olabilir. Soğanların uzun süre dayanması için yalnızca ortamın sıcaklığı değil, birbirleriyle temas şekilleri de önem taşıyor. Çok sayıda soğanı üst üste ve sıkışık biçimde yerleştirmek, hava dolaşımını azaltabilir. Havasız kalan ve nemin biriktiği bölgelerde ise çürüme daha hızlı başlayabilir. Bu nedenle soğanları mümkün olduğunca sıkıştırmadan ve hava alabilecek şekilde muhafaza etmek gerekir.</p><h3><strong>ÇÜRÜMEYE BAŞLAYINCA HEMEN AYIRIN</strong></h3><p>Bir soğanın yumuşamaya veya çürümeye başladığını fark ettiğinizde onu diğerlerinden ayırmak önemli. Çünkü bozulmuş bir soğanın çevresindeki diğer soğanları da etkileyebilmesi mümkün. Bu nedenle depolanan soğanları ara sıra kontrol etmek, yumuşayan, küflenen veya belirgin şekilde bozulanları ayırmak saklama süresini uzatmaya yardımcı olabilir.</p><h3><strong>ALTIN KURALI</strong></h3><p>Kuru soğanların uzun süre dayanması için temel kural aslında oldukça basit: Serin, kuru, karanlık ve havadar bir ortam. Soğanları doğrudan güneş ışığından uzak tutmak, plastik poşet içerisinde havasız bırakmamak, patateslerden ayrı depolamak ve bozulmaya başlayanları zamanında ayırmak filizlenme ve çürüme riskini azaltabilir. Böylece mutfakta haftalar içinde yumuşayıp filizlenen soğanların yerine, çok daha uzun süre dayanabilen ve yemeklere ilk günkü aromasını taşıyan soğanları kullanmak mümkün hale gelebilir</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Birsu KOÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/sogani-filizlenmeden-aylarca-saklamanin-sirri-ortaya-cikti-meger-bu-hata-omrunu-kisaltiyormus</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/sogan-6-1.png" type="image/jpeg" length="38888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuvaletler neden sürekli sararıyor? Ne kadar temizleseniz de geçmiyorsa sebebi bu olabilir]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/tuvaletler-neden-surekli-sarariyor-ne-kadar-temizleseniz-de-gecmiyorsa-sebebi-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/tuvaletler-neden-surekli-sarariyor-ne-kadar-temizleseniz-de-gecmiyorsa-sebebi-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bembeyaz görünmesi için defalarca temizlenen klozetlerde zamanla ortaya çıkan sarı lekeler, birçok kişinin canını sıkıyor. Temizlik ürünleriyle silinse de yeniden beliren bu izlerin ardında yalnızca kir ve bakımsızlık yatmıyor. Peki klozetler neden sararıyor ve bu lekelerden kurtulmak için nelere dikkat etmek gerekiyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p><strong>BİRSU KOÇ-EGE TELGRAF/</strong>Banyoların temiz ve ferah görünmesinin en önemli ayrıntılarından biri kuşkusuz bembeyaz bir klozet. Ancak zaman içerisinde klozetin özellikle su seviyesinin çevresinde, dip kısmında ya da kenarlarında sarı ve kahverengi lekeler oluşabiliyor. Üstelik bu lekeler, ne kadar temizlik yapılırsa yapılsın kısa süre içerisinde yeniden kendini gösterebiliyor. İlk bakışta yalnızca kirlenme gibi görünen bu sararmaların arkasında aslında birkaç farklı neden bulunabiliyor. Kireçli su, mineral birikimi, yetersiz durulama, uzun süre yüzeyde kalan temizlik ürünleri ve suyun klozette bıraktığı kalıntılar zaman içerisinde porselen yüzeyin renginin değişmesine neden olabiliyor. Bu nedenle klozeti her gün temizlemek bile tek başına kalıcı bir çözüm olmayabiliyor. Asıl önemli olan, sararmanın nedenini doğru anlamak ve yüzeye zarar vermeden uygun temizlik yöntemini tercih etmek.</p><h3><strong>KİREÇLİ SU EN BÜYÜK NEDENİ</strong></h3><p>Klozetlerde görülen sarı tabakanın en yaygın nedenlerinden biri sert ve mineralli su olabilir. Suyun içerisinde bulunan kalsiyum ve diğer mineraller, zamanla yüzeylerde birikerek gözle görülür bir tabaka oluşturabilir. Özellikle suyun sürekli temas ettiği bölgelerde bu birikim daha belirgin hale gelir. Başlangıçta ince bir iz şeklinde görülen tabaka, zaman içerisinde kalınlaşarak sarı veya kahverengimsi bir görünüme dönüşebilir.</p><h3><strong>SU LEKESİ SANILIYOR AMA…</strong></h3><p>Klozetin içerisinde oluşan sarı halkalar çoğu zaman basit bir su lekesi sanılıyor. Oysa uzun süre temizlenmeyen mineral kalıntıları yüzeye tutundukça sıradan bir lekeye göre çok daha inatçı hale gelebiliyor. Bu nedenle yalnızca normal bir yüzey temizleyicisi kullanmak her zaman yeterli olmayabilir. Lekeyi çıkarmaya çalışırken yüzeyi sert şekilde ovalamak ise porselenin çizilmesine ve ilerleyen dönemde kirin yüzeye daha kolay tutunmasına yol açabilir.</p><h3><strong>ÇÖZÜM ÜRÜNÜ FAZLA KULLANMAK DEĞİL</strong></h3><p>“Ne kadar fazla temizlik ürünü, o kadar temiz yüzey” düşüncesi ise sanılanın aksine doğru olmayabilir. Özellikle farklı temizlik ürünlerinin peş peşe veya aynı anda kullanılması hem yüzeye zarar verebilir hem de ciddi güvenlik riskleri oluşturabilir. Özellikle çamaşır suyu ile asit içeren ürünlerin kesinlikle karıştırılmaması gerekir. Temizlik sırasında ürünlerin kullanım talimatlarına uygun hareket etmek ve ortamı iyi havalandırmak büyük önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>SARARMAYI ÖNLEMENİN YOLU TEMİZLİK</strong></h3><p>Klozette sarı lekelerin oluşmasını beklemeden düzenli temizlik yapmak, birikintilerin yüzeye yerleşmesini önlemeye yardımcı olabilir. Klozetin yalnızca iç kısmını değil, suyun temas ettiği kenarları ve dış yüzeyleri de düzenli olarak temizlemek gerekir. Temizlik sonrasında yüzeyde ürün kalıntısı bırakmamak da önemlidir. Uygun şekilde durulanan ve kuru bırakılan yüzeylerde kalıntı birikiminin önüne geçmek daha kolay olabilir. Sararmış klozeti eski haline döndürmeye çalışırken en sık yapılan hatalardan biri sert ve aşındırıcı malzemelerle yüzeyi kazımaktır. Oysa porselen yüzeyde oluşabilecek çizikler, ilerleyen süreçte kir ve mineral kalıntılarının daha kolay tutunmasına neden olabilir. Bu nedenle öncelikle klozetin üreticisinin önerdiği temizlik ürünlerini tercih etmek ve yüzeye zarar verebilecek aşındırıcı yöntemlerden kaçınmak gerekir. </p><h3><strong>KAYNAĞINI ARAŞTIRIN</strong></h3><p>Klozet düzenli olarak temizlendiği halde kısa süre içerisinde yeniden sararıyorsa sorunun kaynağını araştırmak gerekebilir. Özellikle yoğun kireçli su kullanılan bölgelerde mineral birikimi, temizliğin ardından bile kısa sürede yeniden ortaya çıkabilir. Bembeyaz bir klozet için yalnızca lekeleri silmek değil, o lekelerin neden oluştuğunu anlamak da önem taşıyor. Çünkü bazen banyodaki o inatçı sarı halka, temizlik eksikliğinden değil, suyun içerisinde taşıdığı minerallerden kaynaklanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Birsu KOÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/tuvaletler-neden-surekli-sarariyor-ne-kadar-temizleseniz-de-gecmiyorsa-sebebi-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2025/10/tuvalet-temizleme-18.jpg" type="image/jpeg" length="95382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz stor perdeleri sakın böyle bırakmayın! Güneş ve mutfak yağları iz bırakıyor: İşte beyazlatmanın formulü]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/beyaz-stor-perdeleri-sakin-boyle-birakmayin-gunes-ve-mutfak-yaglari-iz-birakiyor-iste-beyazlatmanin-formulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/beyaz-stor-perdeleri-sakin-boyle-birakmayin-gunes-ve-mutfak-yaglari-iz-birakiyor-iste-beyazlatmanin-formulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stor perdeler, evde hem dekoratif hem de pratik kullanımıyla sık tercih edilse de zamanla sararma, matlaşma ve kirli görünme sorunu yaşayabilir. Özellikle doğrudan güneş ışığına maruz kalan, mutfakta yemek buharı ve yağla temas eden ya da sigara dumanının yoğun olduğu ortamlarda kullanılan stor perdeler kısa sürede ilk günkü rengini kaybedebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>PELİN PEKEDİS - EGE TELGRAF - Stor perdenin sararmasının en yaygın nedenleri güneş ışığı, sigara dumanı, mutfak buharı, yağ tabakası, toz birikimi ve yanlış temizliktir. Perde kumaşı uzun süre bu etkilere maruz kaldığında rengi değişmeye başlar. Özellikle beyaz ve açık renkli stor perdelerde bu değişim daha belirgin görünür. Sararma çoğu zaman yavaş yavaş oluşur. İlk başta perde hafif matlaşır, ardından krem rengine döner ve zamanla kirli sarı bir görüntü alabilir. Düzenli temizlik yapılmadığında bu görüntü daha kalıcı hale gelir.</p>

<h3><strong>GÜNEŞ IŞIĞI PERDE RENGİNİ DEĞİŞTİREBİLİR</strong></h3>

<p>Stor perdeler pencereye yakın kullanıldığı için gün içinde doğrudan güneş ışığına maruz kalabilir. Uzun süre güneş alan perdelerde kumaşın rengi zamanla açılabilir, solabilir ya da sarımsı bir tona dönebilir. Bu durum özellikle yaz aylarında daha hızlı fark edilebilir. Güneş ışığı sadece rengin değişmesine değil, kumaşın yapısının zayıflamasına da neden olabilir. Perde sertleşebilir, daha kolay lekelenebilir ve temizlik sırasında hassaslaşabilir. Bu nedenle güneş alan odalarda stor perde seçimi ve bakımı daha dikkatli yapılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>BEYAZ STOR PERDELERDE SARARMA DAHA ÇOK BELLİ OLUR</strong></h3>

<p>Beyaz stor perdeler temiz ve ferah bir görüntü sunsa da sararmayı en hızlı gösteren perde türlerinden biridir. Güneş, toz, duman ve yağ etkisi beyaz yüzeyde daha belirgin hale gelir. Bu nedenle beyaz stor perdeler daha sık bakım ister. Açık renkli perdelerde küçük lekeler bile büyük bir kirlenme gibi görünebilir. Perde uzun süre temizlenmezse sararma yüzeye işler ve çıkarmak daha zor hale gelir.</p>

<h3><strong>SİGARA DUMANI STOR PERDEYİ SARARTIR</strong></h3>

<p>Sigara dumanı, stor perdelerde sararmanın en güçlü nedenlerinden biridir. Duman içinde bulunan is ve nikotin kalıntıları perde yüzeyine tutunur. Zamanla perde sarımsı, mat ve ağır kokulu bir hale gelebilir. Sigara içilen odalarda stor perdeler yalnızca renk değiştirmez, aynı zamanda koku da tutar. Perde temiz görünse bile kumaşa sinen duman kokusu odanın havasını etkileyebilir. Bu nedenle sigara dumanına maruz kalan perdelerin temizliği daha sık yapılmalıdır.</p>

<h3><strong>NİKOTİN LEKELERİ ZAMANLA KALICI HALE GELEBİLİR</strong></h3>

<p>Sigara dumanına bağlı sararma, normal toz lekesinden daha zor çıkabilir. Çünkü nikotin ve is tabakası kumaş yüzeyine tutunur. Bu tabaka uzun süre temizlenmezse perdeye işler ve kalıcı bir görünüm oluşturabilir. Özellikle perde camla pencere arasında kapalı kaldığında duman kalıntısı daha uzun süre yüzeyde kalabilir. Havalandırma yapılmadığında sararma daha hızlı ilerler.</p>

<h3><strong>MUTFAK YAĞI STOR PERDEYİ KİRLETİR</strong></h3>

<p>Mutfakta kullanılan stor perdeler yağ buharına çok fazla maruz kalır. Yemek pişirme sırasında havaya karışan yağ parçacıkları perde yüzeyine tutunabilir. Kızartma, kavurma ve yağlı yemekler bu etkiyi daha da artırır. Yağ tabakası tek başına sarı bir görüntü oluşturabilir. Üzerine toz yapıştığında perde daha kirli ve mat görünür. Mutfak stor perdelerinde sararma genellikle güneşten değil, yağ ve buhar birikiminden kaynaklanır.</p>

<h3><strong>KIZARTMA BUHARI PERDEDE YAPIŞKAN TABAKA BIRAKIR</strong></h3>

<p>Kızartma yapılan mutfaklarda stor perde yüzeyinde yapışkan bir tabaka oluşabilir. Bu tabaka ilk başta fark edilmeyebilir; ancak zamanla toz ve kirle birleşerek sarımsı bir görüntü oluşturur. Perdeye dokunulduğunda yağlı veya yapışkan bir his oluşabilir. Bu durumda yalnızca kuru bezle silmek yeterli olmaz. Yağ tabakası uygun şekilde temizlenmelidir. Ancak stor perde kumaşına zarar vermemek için temizlik yöntemi dikkatli seçilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Pelin Pekedis</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/beyaz-stor-perdeleri-sakin-boyle-birakmayin-gunes-ve-mutfak-yaglari-iz-birakiyor-iste-beyazlatmanin-formulu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/02/perde-yikama-2.jpg" type="image/jpeg" length="62864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temizlik yerine koku yayıyor! Mutfaktaki kokunun sebebi oluyor: Lavabo kenarındaki o büyük hatayı görmezden gelmeyin]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/temizlik-yerine-koku-yayiyor-mutfaktaki-kokunun-sebebi-oluyor-lavabo-kenarindaki-o-buyuk-hatayi-gormezden-gelmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/temizlik-yerine-koku-yayiyor-mutfaktaki-kokunun-sebebi-oluyor-lavabo-kenarindaki-o-buyuk-hatayi-gormezden-gelmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Temizlik bezlerinin ekşi kokması, evde en sık karşılaşılan ama çoğu zaman önemsenmeyen hijyen sorunlarından biridir. Tezgâh, masa, lavabo, ocak ya da banyo yüzeyi silindikten sonra bezin ıslak halde katlanıp bırakılması, kirli suyla beklemesi veya geç yıkanması kısa sürede ekşi ve rutubetli bir kokuya yol açabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>PELİN PEKEDİS - EGE TELGRAF - Temizlik bezlerinin ekşi kokmasının en temel nedeni nemli bırakılmalarıdır. Bez kullanıldıktan sonra ıslak halde katlanırsa, lavabonun kenarında bekletilirse ya da kapalı bir alana sıkıştırılırsa içinde kalan nem dışarı çıkamaz. Bu nem, kısa sürede ekşi ve ağır bir koku oluşmasına neden olur. Özellikle mutfakta kullanılan bezler yemek yağı, sos, çay, kahve, süt ürünü ve gıda artıklarıyla temas eder. Bu kalıntılar iyi durulanmaz ve bez kurutulmazsa kötü koku çok daha hızlı gelişir.</p>

<h3><strong>ISLAK KATLAMA KOKUNUN EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİDİR</strong></h3>

<p>Temizlik bezini kullandıktan sonra ıslak şekilde katlamak sık yapılan hatalardan biridir. Katlanan bezin iç kısmı hava almaz, nem içeride hapsolur ve kısa sürede rutubet kokusu oluşur. Bez dışarıdan kuru gibi görünse bile iç katlarında nem kalabilir. Bu nedenle temizlik bezleri kullanımdan sonra açık şekilde serilmeli ve hava alarak kurutulmalıdır. Katlanarak bırakılan bezler, özellikle sıcak havalarda birkaç saat içinde ekşi kokmaya başlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>LAVABO KENARINDA BEKLEYEN BEZ DAHA HIZLI KOKAR</strong></h3>

<p>Mutfak lavabosu çevresi sürekli nemli olduğu için temizlik bezleri burada bekletildiğinde daha hızlı koku yapabilir. Lavabo kenarında kalan bez, su sıçraması, yemek artığı ve deterjan kalıntısıyla tekrar tekrar ıslanır. Bez sürekli nemli kaldığında kuruma fırsatı bulamaz. Bu da ekşi kokuya, yapışkan hisse ve kirli görüntüye yol açabilir. Bez kullanılmadığı zaman lavabonun içinde ya da kenarında topak halinde bırakılmamalıdır.</p>

<h3><strong>GEÇ YIKANAN BEZLERDE KOKU KALICI HALE GELİR</strong></h3>

<p>Temizlik bezleri günlerce yıkanmadan kullanıldığında koku kalıcı hale gelebilir. Her kullanımda bezin içine yeni kir, yağ ve nem eklenir. Bez yalnızca suyla çalkalansa bile derinlemesine temizlenmediği için koku zamanla ağırlaşır. Mutfak bezleri sık sık yıkanmalı ve uzun süre aynı bezle temizlik yapılmamalıdır. Bezde kötü koku başladıysa yüzey silmek için kullanılmaya devam edilmemelidir. Kokulu bez, temizlemek yerine kokuyu yayabilir.</p>

<h3><strong>YAĞLI YÜZEYLERİ SİLEN BEZLER DAHA ÇABUK KOKAR</strong></h3>

<p>Ocak, tezgâh, davlumbaz çevresi, yemek masası ve yağlı tabak artıklarıyla temas eden bezler daha hızlı kirlenir. Yağ, bezin liflerine tutunur ve yalnızca suyla durulamakla tamamen çıkmayabilir. Bu yağ tabakası zamanla ekşi ve ağır bir koku oluşturur. Yağlı yüzeyler için kullanılan bezler ayrı tutulmalı ve daha sık yıkanmalıdır. Bu bezler banyo, masa ya da dolap silme bezleriyle karıştırılmamalıdır. Kullanım alanına göre bez ayırmak hijyen açısından önemlidir.</p>

<h3><strong>YEMEK ARTIKLARI BEZİN LİFLERİNE TAKILIR</strong></h3>

<p>Temizlik beziyle yemek döküntüsü, sos, süt, yoğurt, çay veya kahve silindiğinde küçük kalıntılar bezin liflerine yerleşebilir. Bez hemen durulanmazsa bu kalıntılar koku yapmaya başlar. Özellikle sütlü ve yağlı kalıntılar kötü kokuyu hızlandırır. Bu yüzden yemek artığı olan yüzeyler silindikten sonra bez bol suyla durulanmalı ve ardından yıkanmalıdır. Sadece sıkıp kenara bırakmak yeterli değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Pelin Pekedis</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/temizlik-yerine-koku-yayiyor-mutfaktaki-kokunun-sebebi-oluyor-lavabo-kenarindaki-o-buyuk-hatayi-gormezden-gelmeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/bez.png" type="image/jpeg" length="88005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her temizlikten sonra yine lekeleniyor! Ağır temizlik mesaisine son: Duşakabin camı için kesin çözüm]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/her-temizlikten-sonra-yine-lekeleniyor-agir-temizlik-mesaisine-son-dusakabin-cami-icin-kesin-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/her-temizlikten-sonra-yine-lekeleniyor-agir-temizlik-mesaisine-son-dusakabin-cami-icin-kesin-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Duşakabin camının sürekli lekeli kalması, banyoda en sık karşılaşılan temizlik sorunlarından biridir. Cam yeni silinmiş gibi görünse bile kısa süre sonra üzerinde beyaz damla izleri, mat tabaka, sabun kalıntısı ve kireç lekeleri oluşabilir. Bunun en yaygın nedeni kireçli su, duş sonrası camların ıslak bırakılması ve düzenli kurulama yapılmamasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>PELİN PEKEDİS - EGE TELGRAF - Duşakabin camının sürekli lekeli kalmasının temel nedeni, su damlalarının cam üzerinde kurumasıdır. Duş sırasında cam yüzeye sıçrayan su, sabun, şampuan ve duş jeli kalıntılarıyla birleşir. Su kuruduğunda içindeki kireç ve mineraller camda beyaz lekeler bırakır. Bu lekeler ilk başta hafif görünür; ancak düzenli temizlenmediğinde üst üste birikir. Birkaç gün içinde cam parlaklığını kaybeder, buğulu ve mat bir görüntü oluşur. Özellikle kireçli su kullanılan bölgelerde duşakabin camları çok daha hızlı lekelenir.</p>

<h3><strong>KİREÇLİ SU LEKENİN EN BÜYÜK NEDENİDİR</strong></h3>

<p>Kireçli su, duşakabin camındaki beyaz lekelerin en yaygın sebeplerinden biridir. Suyun içinde bulunan mineraller cam yüzeyde kuruduğunda nokta nokta iz bırakır. Bu izler zamanla sertleşir ve sıradan silmeyle çıkması zor hale gelir. Banyoda kullanılan su ne kadar kireçliyse duşakabin camındaki lekeler de o kadar sık oluşabilir. Bu nedenle bazı evlerde cam her duştan sonra lekelenirken, bazı evlerde bu sorun daha az görülür. Su yapısı temizlik sıklığını doğrudan etkiler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>DUŞ SONRASI CAM ISLAK BIRAKILIRSA LEKE KALIR</strong></h3>

<p>Duşakabin camı duş sonrası ıslak bırakıldığında su damlaları yüzeyde kurur ve leke oluşturur. Cam kururken suyun içindeki kireç, sabun ve şampuan kalıntıları yüzeye tutunur. Bu durum düzenli tekrarlandığında camın sürekli kirli görünmesine neden olur. Duş sonrası camı kısa sürede kurulamak ya da su çekiciyle üzerinden geçmek lekelerin oluşmasını büyük ölçüde azaltabilir. Bu küçük alışkanlık, ağır temizlik ihtiyacını da azaltır.</p>

<h3><strong>KURULAMA YAPILMADIĞINDA LEKELER KALICI HALE GELEBİLİR</strong></h3>

<p>Duşakabin camı her kullanım sonrası ıslak kalıyorsa lekeler zamanla kalıcı hale gelebilir. Kireç tabakası üst üste biriktiğinde camın yüzeyinde mat ve pütürlü bir görünüm oluşabilir. Bu durumda basit bir bezle silmek yeterli olmayabilir. Kurulama işlemi yalnızca estetik için değil, camın daha uzun süre temiz kalması için de önemlidir. Su camda ne kadar az kalırsa leke oluşumu da o kadar azalır.</p>

<h3><strong>SABUN VE ŞAMPUAN KALINTILARI CAMDA TABAKA OLUŞTURUR</strong></h3>

<p>Duş sırasında kullanılan sabun, şampuan, saç kremi ve duş jelleri cam yüzeye sıçrayabilir. Bu ürünlerin kalıntıları suyla birleştiğinde camda kaygan ve mat bir tabaka bırakır. Özellikle kremli duş ürünleri cam yüzeyde daha belirgin iz oluşturabilir. Bu tabaka düzenli temizlenmezse kireçle birleşir ve daha zor çıkan lekeler meydana gelir. Camdaki mat görüntünün nedeni yalnızca su lekesi değil, sabun artığı da olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Pelin Pekedis</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/her-temizlikten-sonra-yine-lekeleniyor-agir-temizlik-mesaisine-son-dusakabin-cami-icin-kesin-cozum</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/05/dusakabin-temizligi3.jpg" type="image/jpeg" length="78272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yoldan dönen sürücüler dikkat! Tatil dönüşünde bu bakımlar bekletilmemeli]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/uzun-yoldan-donen-suruculer-dikkat-tatil-donusunde-bu-bakimlar-bekletilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/uzun-yoldan-donen-suruculer-dikkat-tatil-donusunde-bu-bakimlar-bekletilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatilinin sona ermesiyle şehir trafiğine dönen sürücülere araç bakımı uyarısı geldi. Uzun yol sonrası fren, lastik, sıvı, akü ve iç-dış temizlik kontrolleri önem taşıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte milyonlarca sürücü şehir trafiğine dönmeye hazırlanıyor. Tatil döneminde yapılan uzun yolculukların ardından araçlarda kapsamlı teknik kontrollerin yanı sıra iç ve dış bakımın da yapılması öneriliyor. Uzun mesafelerde kullanılan araçlar; yüksek sıcaklıklar, yoğun kullanım ve farklı yol koşulları nedeniyle çeşitli bileşenlerinde yıpranma yaşayabiliyor. Tatil dönüşünde ihmal edilen bakımların ilerleyen süreçte yüksek maliyetli arızalara ve güvenlik risklerine neden olabileceğine dikkat çekiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>FREN VE LASTİKLERİN DURUMU KONTROL EDİLMELİ</strong></h3><p>Yolculuk sonrasında öncelikli olarak fren ve lastiklerin kontrol edilmesi gerekiyor. Uzun yolda kullanılan lastiklerin diş derinlikleri ve basınç değerlerinin kontrol edilmesi, fren balatalarının durumunun da incelenmesi öneriliyor. Araçların şehir içi trafiğine yeniden yoğun şekilde dahil olması öncesinde gerçekleştirilecek bu kontroller, sürüş güvenliği açısından önem taşıyor.</p><h3><strong>MOTOR YAĞI VE SOĞUTMA SIVISI İNCELENMELİ</strong></h3><p>Yüksek sıcaklıklarda çalışan motorun yağ ve soğutma sıvılarının seviyeleri ile niteliklerinin kontrol edilmesi gerekiyor. Özellikle uzun yolculukların ardından motor sıvılarının kontrol edilmesi, araç bakımının temel adımları arasında yer alıyor. Yağ ve soğutma sistemlerinin durumunun incelenmesiyle olası sorunların daha erken fark edilmesi amaçlanıyor.</p><h3><strong>YAZ SICAKLARI AKÜYÜ DE ETKİLİYOR</strong></h3><p>Araçların yaz aylarında maruz kaldığı yüksek sıcaklıklar akü üzerinde de etkili olabiliyor. Bu nedenle tatil dönüşünde akünün voltajının ölçülmesi ve elektrik aksamının kontrol edilmesi öneriliyor. Akünün durumunun kontrol edilmesi, şehir trafiğinde aracın elektrik sisteminden kaynaklanabilecek sorunların önüne geçilmesi açısından bakım sürecinin önemli aşamalarından biri olarak öne çıkıyor.</p><h3><strong>KAPORTA ÜZERİNDEKİ KALINTILAR TEMİZLENMELİ</strong></h3><p>Uzun yolculukların ardından aracın dış yüzeyinde böcek kalıntıları, zift ve toz parçacıkları birikebiliyor. Bu maddelerin kaporta üzerinde uzun süre bırakılmadan temizlenmesi öneriliyor. Detaylı dış bakımın yanı sıra araç içinin de kapsamlı şekilde temizlenmesi gerekiyor. Kumaş, deri ve halı döşemelerde yolculuk sırasında biriken kirlerin ve oluşan kötü kokuların giderilmesi, kabin içindeki hijyenin korunmasına katkı sağlıyor.</p><h3><strong>ARAÇ İÇİ TEMİZLİKTE DERİNLEMESİNE BAKIM</strong></h3><p>Araç içi temizlik yalnızca görsel bir yenilenme olarak değerlendirilmiyor. Döşemelerde biriken kir ve kötü kokuların giderilmesi, sürücü ve yolcuların kullanım konforu açısından da önem taşıyor. Araç bakımında profesyonel çözümler sunan Expert by Fakir’in araç içi temizleyicisi, derinlemesine etki eden özel formülüyle döşeme ve kumaşlardaki inatçı lekeleri temizlerken ortamdaki istenmeyen kokuları da nötralize ediyor. Çok yönlü yapıya sahip ürün, otomobillerin yanı sıra ev ve ofis tekstillerinde de kullanılabiliyor. Yaz aylarında yüksek ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalan torpido ve konsol yüzeylerinde zaman içerisinde çatlama, solma ve matlaşma görülebiliyor. Bu nedenle söz konusu yüzeylerin koruyucu özellik taşıyan malzemelerle düzenli olarak bakımdan geçirilmesi tavsiye ediliyor.</p><h3><strong>DIŞ YIKAMADA BOYA TABAKASINI KORUYUN</strong></h3><p>Araç dış yüzeyinin düzenli ve doğru şekilde temizlenmesi, aracın görsel kalitesinin yanı sıra ikinci el değerinin korunması açısından da önem taşıyor. Yanlış yıkama ürünlerinin boya üzerinde kılcal çiziklere neden olabileceği belirtilirken, kaliteli cilalı şampuanların yüzeyde koruyucu bir katman oluşturabildiği ifade ediliyor. Tatil döneminde uzun mesafeler kat eden araçların şehir trafiğine dönmeden önce teknik kontrollerinin ve iç-dış bakımlarının yapılması, araçların kullanım sürecinde karşılaşılabilecek sorunların azaltılması açısından önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/uzun-yoldan-donen-suruculer-dikkat-tatil-donusunde-bu-bakimlar-bekletilmemeli</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/uzun-yoldan-donen-suruculer-dikkat-tatil-donusunde-bu-bakimlar-bekletilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="58545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duşakabinin camları neden sürekli kireçleniyor? Meğer nedeni bambaşkaymış]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/dusakabinin-camlari-neden-surekli-kirecleniyor-meger-nedeni-bambaskaymis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/dusakabinin-camlari-neden-surekli-kirecleniyor-meger-nedeni-bambaskaymis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Banyonun en can sıkıcı görüntülerinden biri olan duşakabindeki beyaz kireç lekeleri, ne kadar temizlenirse temizlensin kısa süre sonra yeniden ortaya çıkabiliyor. Peki camlarda iz bırakan bu inatçı lekelerin nedeni ne? İşte duşakabinin yeniden pırıl pırıl görünmesi için bilinmesi gerekenler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p><strong>AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU-EGE TELGRAF/</strong>Banyonun temiz ve ferah görünmesini isteyenlerin en çok uğraştığı yerlerden biri duşakabin camları. Duş sonrasında camlarda kalan su damlaları kurudukça geride beyazımsı izler bırakıyor. İlk başta küçük lekeler halinde görünen bu izler, zamanla camın tamamına yayılarak duşakabinin mat ve kirli görünmesine neden olabiliyor. Üstelik duşakabini temizlemek de her zaman kalıcı bir çözüm sağlamıyor. Camlar temizlendiğinde bir süre temiz görünse de birkaç duş sonrasında aynı beyaz lekelerin yeniden ortaya çıktığını görmek mümkün.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/02/dusakabin4.jpg"></p><h3><strong>NEDENİ SU DAMLALARINDA SAKLI</strong></h3><p>Duşakabindeki bu lekelerin temel nedenlerinden biri, sert suda bulunan mineral kalıntıları. Özellikle kalsiyum ve magnezyum içeren su, duş sırasında cam yüzeyinde damlacıklar halinde kalıyor. Su buharlaşıp geride çekildiğinde ise içerisinde bulunan mineraller cam yüzeyinde birikiyor. Her duş sonrasında bu döngü tekrarlandıkça ince bir tabaka oluşuyor ve zamanla daha belirgin, beyaz ve inatçı kireç lekeleri ortaya çıkıyor. Yani sorun yalnızca duşakabinin yeterince temizlenmemesi değil. Cam üzerinde suyun kurumasına izin vermek, lekelerin oluşmasını ve zaman içerisinde kalıcı hale gelmesini kolaylaştırıyor.</p><h3><strong>LEKELERİ ÖNLEMEK DAHA KOLAY</strong></h3><p>Duşakabinin sürekli kireçlenmesini önlemek için en önemli adımlardan biri, duş sonrasında cam yüzeyinde su bırakmamak. Duşun ardından camdaki suyu bir cam sileceğiyle birkaç dakikada uzaklaştırmak, su damlalarının kuruyarak mineral bırakmasının önüne geçebilir. Bu küçük alışkanlık, uzun vadede temizlik sırasında harcanan zamanı da azaltabilir. Ayrıca banyonun duş sonrasında havalandırılması, nemin azalmasına yardımcı olur. Böylece hem cam yüzeylerin daha hızlı kuruması hem de banyoda nem kaynaklı problemlerin önlenmesi kolaylaşır.</p><h3><strong>DOĞRU TEMİZLİK ÖNEMLİ</strong></h3><p>Cam yüzeyde oluşan kireç lekelerinde uygun bir kireç çözücü ürün kullanılabilir. Evde kullanılan temizlik ürünlerinin ise etiketindeki kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulanması önemli. Temizlik sırasında farklı kimyasal ürünleri birbirine karıştırmaktan kesinlikle kaçınılmalı. Özellikle çamaşır suyu ile asit içeren kireç çözücülerin bir arada kullanılması tehlikeli gazların açığa çıkmasına neden olabilir.</p><h3><strong>DUŞAKABİNİ PARLATMANIN KÜÇÜK SIRRI</strong></h3><p>Aslında duşakabinin temiz görünmesini sağlamanın sırrı, lekeler oluştuktan sonra saatlerce temizlik yapmak yerine her duş sonrasında birkaç dakikalık bakım alışkanlığı edinmekten geçiyor. Camdaki suyu silecek yardımıyla uzaklaştırmak, yüzeyin kurumasını sağlamak ve belirli aralıklarla uygun bir temizlik ürünüyle bakım yapmak, kireç birikiminin azalmasına yardımcı olabilir. Böylece her temizlikte saatlerce uğraşmak yerine, küçük ama düzenli adımlarla duşakabinin camlarını daha uzun süre şeffaf, parlak ve temiz tutmak mümkün hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/dusakabinin-camlari-neden-surekli-kirecleniyor-meger-nedeni-bambaskaymis</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/05/dusakabin-temizligi2.jpg" type="image/jpeg" length="29694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peyniriniz ekşiyor ve kötü mü kokuyor! Tüketmeden önce mutlaka okuyun: Buzdolabındaki o büyük tehlike]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/peyniriniz-eksiyor-ve-kotu-mu-kokuyor-tuketmeden-once-mutlaka-okuyun-buzdolabindaki-o-buyuk-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/peyniriniz-eksiyor-ve-kotu-mu-kokuyor-tuketmeden-once-mutlaka-okuyun-buzdolabindaki-o-buyuk-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peynir, buzdolabında saklanan en hassas gıdalardan biridir. Doğru kapta saklanmadığında, kapağı tam kapanmadığında, kendi suyunda fazla beklediğinde ya da uzun süre tüketilmediğinde ekşi, ağır ve rahatsız edici bir koku oluşturabilir. Özellikle kapaklı kap içinde havasız kalan peynirlerde, bekleme süresi uzadıkça koku değişimi daha belirgin hale gelir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>PELİN PEKEDİS - EGE TELGRAF - Peynirin ekşi kokmasının en temel nedenlerinden biri bekleme süresinin uzamasıdır. Peynir açıldıktan sonra hava, nem ve dış ortamla temas etmeye başlar. Bu temas arttıkça peynirin kokusu, tadı ve dokusu değişebilir.</p>

<p>Özellikle uygun kapta saklanmayan peynirler buzdolabındaki diğer kokuları da içine çekebilir. Soğan, sarımsak, turşu, balık, et ürünleri ve açık yemekler peynirin kokusunu etkileyebilir. Ancak ekşi ve rahatsız edici koku bozulma belirtisi de olabilir.</p>

<h3><strong>KAPAKLI KAP DOĞRU SEÇİLMEZSE KOKU OLUŞABİLİR</strong></h3>

<p>Peynir kapaklı kapta saklanmalıdır; ancak kullanılan kap temiz, kuru ve kokusuz olmalıdır. Daha önce yemek, soğan, sarımsak ya da baharat saklanan plastik kaplar peynirin kokusunu değiştirebilir. Kap kokusu peynire geçebilir ve ekşi ya da ağır bir aroma oluşturabilir.</p>

<p>Kapaklı kap kullanmak tek başına yeterli değildir. Kap hava almayacak şekilde kapanmalı, kapağın kenarları temiz olmalı ve kap içinde eski peynir kalıntısı bulunmamalıdır. Kirli kapta saklanan peynir daha hızlı bozulabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KAPAK TAM KAPANMAZSA PEYNİR HAVA ALIR</strong></h3>

<p>Peynir kabının kapağı tam kapanmıyorsa peynir buzdolabı havasıyla sürekli temas eder. Bu durum hem peynirin kurumasına hem de koku çekmesine neden olabilir. Kapak aralığı aynı zamanda nem dengesini de bozabilir.</p>

<p>Kapağı çatlamış, gevşemiş ya da tam oturmayan kaplar peynir saklamak için uygun değildir. Peynirin kokusu değişiyorsa ilk kontrol edilmesi gereken noktalardan biri saklama kabının kapağıdır.</p>

<h3><strong>BEKLEME SÜRESİ UZADIKÇA KOKU DEĞİŞİR</strong></h3>

<p>Peynir açıldıktan sonra uzun süre bekledikçe ekşi koku oluşabilir. Son tüketim tarihi geçmemiş olsa bile ambalaj açıldıktan sonra ürün daha hassas hale gelir. Her açılışta peynir dış ortamla temas eder.</p>

<p>Büyük miktarda peynir alınıp uzun süre bekletildiğinde koku değişimi daha sık yaşanır. Peynirin tüketim hızına göre küçük porsiyonlar halinde alınması ya da bölünerek saklanması daha doğru olabilir.</p>

<h3><strong>PEYNİRİN KENDİ SUYU BOZULABİLİR</strong></h3>

<p>Beyaz peynir gibi salamura içinde saklanan peynirlerde suyun durumu çok önemlidir. Salamura suyu kirlenirse, bulanıklaşırsa, kötü kokarsa ya da peynir kırıntılarıyla dolarsa peynirin kokusu da değişebilir.</p>

<p>Peynirin suyu ekşi, ağır ya da kötü kokuyorsa bu durum bozulma belirtisi olabilir. Salamura yalnızca peyniri nemli tutan bir sıvı değildir; doğru ve temiz kaldığında peynirin dayanmasına yardımcı olur.</p>

<h3><strong>SALAMURA SUYU EKSİKSE PEYNİR KURUR VE KOKAR</strong></h3>

<p>Beyaz peynir salamura suyunun içinde kalmalıdır. Su seviyesi azaldığında peynirin bir kısmı hava ile temas eder. Bu alanlarda kuruma, renk değişimi, küflenme ve koku oluşabilir.</p>

<p>Peynirin tamamı salamura içinde kalacak şekilde saklanmalıdır. Ancak su bulanık, kötü kokulu ya da yapışkan hale geldiyse peynir dikkatle kontrol edilmelidir. Bozulma belirtisi varsa tüketilmemelidir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Pelin Pekedis</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/peyniriniz-eksiyor-ve-kotu-mu-kokuyor-tuketmeden-once-mutlaka-okuyun-buzdolabindaki-o-buyuk-tehlike</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/evinizde-varsa-sakin-yemeyin-unlu-peynir-markasinin-icinden-bakin-ne-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="42703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir zamanlar almak için sıra bekleniyordu! Artık üretilmese de o esnaf koleksiyonunu hala koruyor]]></title>
      <link>https://egetelgraf.com/bir-zamanlar-almak-icin-sira-bekleniyordu-artik-uretilmese-de-o-esnaf-koleksiyonunu-hala-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://egetelgraf.com/bir-zamanlar-almak-icin-sira-bekleniyordu-artik-uretilmese-de-o-esnaf-koleksiyonunu-hala-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişim dükkanının yarısını nostaljik kaset, CD ve plaklara ayıran Atikali Aydın, ayda 1-2 kaset satmasına rağmen 7 bin parçalık koleksiyonunu korumayı sürdürüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da iletişim sektöründe faaliyet gösteren esnaf Atikali Aydın, dükkanının yarısını nostaljik kaset, CD ve plaklara ayırarak geçmişin müzik kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Unkapanı’nın hareketli dönemlerinden bu yana müzik dünyasının içinde bulunan Aydın, mesleğini Samsun’da sürdürüyor. Dükkanının masraflarını karşılamak amacıyla iş yerinin bir bölümünde cep telefonu aksesuarları satan Aydın, diğer bölümünü ise nostaljik müzik ürünlerine ayırıyor. Aydın’ın koleksiyonunda yaklaşık 7 bin kasetin yanı sıra çok sayıda orijinal müzik CD’si ve plak bulunuyor.</p><h3><strong>ESKİ MÜZİK KÜLTÜRÜNÜ GENÇLERE AKTARMAK İSTİYOR</strong></h3><p>Nostaljik kaset, CD ve plakları ticari kazançtan çok kültürün korunması amacıyla sergilediğini belirten Atikali Aydın, özellikle gençlerin bu ürünleri tanımasını istediğini söyledi. Aydın, müzik sektöründeki değişime ilişkin, "Bu işi kazanç sağlamak için sürdürmüyorum. Çocukluğumdan beri bu mesleği yaptığımdan devam ettiriyorum. İş yerimin bir köşesini nostaljik müzik kasetleri, CD’ler ve plaklar için ayırdım. Bu sevdamdan vazgeçemedim. Bu eserleri gençlere öğretmek istiyorum. Plak, kaset, CD nedir ve daha doğrusu müzik nedir öğrensinler istiyorum. Son dönemde yapay zeka eserleri çoğaldı ama gençlere bunları dinlemelerini tavsiye ediyoruz. Eskiden müzik kasetlerine yoğun ilgi vardı, ayrıca gerçek müzik dinleyicileri vardı, şimdi yok. Eskiden bir sanatçının kasedi çıkacak diye 1 yıl bekleniyordu. 1 kasette 8-10 parça oluyor. Bu parça 1 yıl boyunca dinleniyordu. O dönemler bu işi yapmak da çok zevkliydi. Şimdi ise pek bir şey anlayamıyoruz. Erkin Koray, Kıraç, Banu, Tüdanya, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Sibel Can gibi sanatçıların kasetleri bekleniyordu. Kaset döneminde ünlü olanlar 40-50 yıl sürüyordu. Şimdi ünlü olanlara bakıyorsunuz, birkaç milyon dinleniyorlar ama belli bir süre sonra unutulup gidiyorlar" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p></p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/08/bir-zamanlar-almak-icin-sira-bekleniyordu-artik-uretilmese-de-o-esnaf-koleksiyonunu-hala-koruyor-1.jpg" alt="Bir Zamanlar Almak Için Sıra Bekleniyordu! Artık Üretilmese De O Esnaf Koleksiyonunu Hala Koruyor (1)" width="1920" height="1080"></p><h3><strong>500 LİRADAN BAŞLAYAN FİYATLARLA SATILIYOR</strong></h3><p>Dükkanındaki kasetlerin fiyatlarının ürünün özelliğine göre değiştiğini belirten Aydın, satış fiyatlarının 500 TL ile bin 500 TL arasında olduğunu ifade etti. Aydın, "Son dönemde müzikler çok tuhaf. Yapay zekayla çok temiz seslerin çıkması bana zevk vermiyor. Şu anda elimde 7 bin adet kaset var. Alım satım yapıyoruz. Kasetlere zaman zaman gençler ilgi gösteriyor. Bazılarının dikkatini çekiyor, anlatıyorum ve alıyorlar. Kimi annesine kimi de babasına hediye olarak kaset alıyor. Çok bir rağbet yok. Kaset baskıları artık yapılmıyor. İnsanların elinde olan ürünler devamlı dönüyor. Kaset fiyatları, özelliğine göre değişiyor. Bir kasetin değeri 500 TL’den başlayıp bin 500 TL’ye kadar çıkıyor. Ben orijinal kasetleri satıyorum. Eski dönemlere göre değer biçersek şu anda bir kasetin değeri 2 bin TL olması gerekiyor. Bazı kasetlerin üzerinde 7,5 milyon lira yazıyor. Dönemine göre iyi paraydı. Eski kasetleri satmak isteyenlerden parasına vererek satın alıyorum" diye konuştu.</p><h3><strong>KOLEKSİYONUNU KORUYOR</strong></h3><p>Kaset satışının tek başına geçim sağlamaya yetmediğini belirten Aydın, bu bölümü daha çok hobi ve kültürel miras amacıyla sürdürdüğünü söyledi. Aydın, satışların düşük olmasına rağmen kaset kültürünün devam etmesini istediğini belirterek, "Bu kaset, CD satış işini hobi olarak yapıyorum. Bana bir kazanç sağlamıyor. İş yerimin bir tarafını bu işe ayırdım. Kar amaçlı yapamam çünkü ayda 1-2 kaset anca satılıyor. Bu kültür yok olmasın, yaşasın istiyorum. Plaklar bir dönem yoktu, sonradan tekrar rağbet gördü. Kaset de öyledir. Kasetten daha iyi müzik dinlendiğine inanıyorum" diye aktardı.</p><h3><strong>ORİJİNAL KASETLER RAFLARDA SERGİLENİYOR</strong></h3><p>Aydın’ın dükkanındaki raflarda döneminde yüksek satış rakamlarına ulaşan çok sayıda sanatçının orijinal kasetleri de bulunuyor. Koleksiyonda İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Hakkı Bulut, Emrah, Kibariye, Bergen, Cengiz Kurtoğlu, Coşkun Sabah, İbrahim Erkal, Mahsun Kırmızıgül, Azer Bülbül, Küçük İbo, Gökhan Güney, Ümit Besen, Nejat Alp, Arif Susam, Ebru Gündeş, Muazzez Ersoy, Bülent Ersoy, Sibel Can, Seda Sayan, Gülden Karaböcek, Kamuran Akkor ve Mine Koşan gibi sanatçıların eserleri yer alıyor. Raflarda ayrıca Tarkan, Sezen Aksu, Yonca Evcimik, Mustafa Sandal, Burak Kut, Çelik, Levent Yüksel, Kenan Doğulu, Mirkelam, Yaşar, Emel Müftüoğlu, Nilüfer, Sertab Erener, Reyhan Karaca ve Nazan Öncel gibi sanatçıların orijinal kasetleri de sergileniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://egetelgraf.com/bir-zamanlar-almak-icin-sira-bekleniyordu-artik-uretilmese-de-o-esnaf-koleksiyonunu-hala-koruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/08/bir-zamanlar-almak-icin-sira-bekleniyordu-artik-uretilmese-de-o-esnaf-koleksiyonunu-hala-koruyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="81718"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
