Parfüm seçerken çoğu kişinin dikkat ettiği ilk şey kokusu olsa da şişenin üzerindeki birkaç harf ve parfümün zaman içindeki değişimi de önemli ipuçları taşıyor. EDT, EDP ve Parfum ifadeleri, parfümün koku yoğunluğu ve formülü hakkında bilgi verirken aynı parfümün her tende farklı kokmasının da dikkat çekici nedenleri bulunuyor. Üstelik aylar ya da yıllar içinde parfümün renginin değişmesi de merak edilen detaylar arasında yer alıyor.
EDT, “Eau de Toilette” ifadesinin kısaltmasıdır. EDP ise “Eau de Parfum” anlamına gelirken, “Parfum” ya da “Extrait de Parfum” olarak satılan ürünler genellikle daha yüksek oranda koku konsantrasyonuna sahip formüllerdir. Ancak bu oranların markadan markaya değişebileceğini de unutmamak gerekir.
Genel olarak Eau de Toilette, Eau de Parfum ve Parfum arasında koku bileşenlerinin yoğunluğu bakımından fark bulunur. EDT ürünlerde koku konsantrasyonu çoğunlukla daha düşükken, EDP formüllerde daha yüksek olabilir. Parfum türünde ise konsantrasyon genellikle daha da yükselir. Bu nedenle EDT kullanılan bir parfüm daha hafif ve ferah bir izlenim bırakabilir. EDP ise daha belirgin ve yoğun bir koku karakteri sunabilir. Parfum türündeki ürünlerde ise koku daha yoğun hissedilebilir ve bazı formüllerde daha uzun süre ciltte kalabilir.
DAHA YOĞUN OLMASI İYİ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ
Parfüm dünyasında daha yüksek konsantrasyon, otomatik olarak “daha güzel koku” anlamına gelmez. Aynı parfümün EDT ve EDP versiyonları, benzer koku ailesine sahip olsa bile farklı bir karakter ortaya çıkarabilir. Bunun nedeni yalnızca koku maddelerinin miktarı değil, formülün tamamının farklılaşabilmesidir.
EDT versiyonlarında daha hafif ve hızlı açılan notalar ön plana çıkabilirken, EDP versiyonlarında daha yoğun ve kalıcı karakterli notalar hissedilebilir. Bu nedenle aynı isimle satılan iki farklı konsantrasyondaki parfüm, kullanıcıya tamamen aynı deneyimi vermeyebilir. Şişelerin üzerindeki birkaç harf bu açıdan oldukça önemli bir ayrıntıdır.
NEDEN HER TENDE FARKLI KOKAR?
Bir parfümü mağazada kâğıt üzerinde denediğinizde aldığınız koku ile teninizde ortaya çıkan koku aynı olmayabilir. Çünkü parfüm, cilde uygulandığında yalnızca yüzeyde duran sabit bir koku gibi davranmaz. İçeriğindeki farklı bileşenler zaman içerisinde buharlaşırken geride farklı kokusal izler bırakır.
Cildin sıcaklığı da bu süreçte rol oynayabilir. Daha sıcak ciltte parfümün uçucu bileşenleri daha hızlı açığa çıkabilir ve kokunun ilk aşaması daha belirgin hissedilebilir. Bu nedenle aynı parfüm iki farklı kişide farklı bir hızla gelişebilir.
TENİN YAĞ ORANI DA KOKUYU ETKİLEYEBİLİR
Cildin nem ve yağ oranı da parfümün ten üzerindeki davranışında etkili olabilir. Daha nemli veya yağlı ciltlerde bazı koku bileşenleri cilt üzerinde daha uzun süre tutunabilir. Kuru ciltlerde ise koku daha hızlı kaybolabilir ve aynı parfüm daha kısa süre hissedilebilir. Bu yüzden kuru cilde sahip bir kişiyle daha nemli bir cilde sahip kişinin aynı parfümü kullanması farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir. Üstelik kullanılan nemlendiricinin kokusu da parfümün algılanışını değiştirebilir. Ciltte bulunan ürünler, parfümün kokusuna eşlik eden başka bir katman oluşturabilir.
Günlük hayatta “tenim parfümü bozuyor” ya da “benim tenimle farklı kokuyor” gibi ifadeler sıkça kullanılıyor. Burada söz konusu olan, cildin parfümün kimyasal yapısını tamamen değiştirmesinden ziyade, kokunun cilt üzerinde nasıl yayıldığı ve algılandığıdır. Cilt sıcaklığı, nem, yağ oranı ve kullanılan diğer ürünler bu deneyimi etkileyebilir. Ayrıca kişinin koku algısı da sonucu değiştirebilir. Aynı koku, iki kişi tarafından aynı şekilde algılanmayabilir. Bu nedenle bir parfümü yalnızca başkasının üzerinde beğenerek satın almak yerine kendi cildinizde nasıl geliştiğine bakmak daha anlamlı olabilir.
KOKUSU NEDEN BİR SÜRE SONRA DEĞİŞİYOR?
Parfümü sıktığınız anda aldığınız koku, parfümün son hâli değildir. Koku zaman içerisinde farklı aşamalardan geçer ve parfüm dünyasında bu aşamalar genellikle üst, orta ve alt notalarla açıklanır. İlk saniyelerde öne çıkan koku, bir süre sonra yerini başka bileşenlerin daha belirgin olduğu bir karaktere bırakabilir.
Üst notalar genellikle parfüm uygulandığında ilk hissedilen kokulardır. Bu notalar zaman içerisinde azalırken orta notalar daha belirgin hale gelir. Daha sonra dip notalar ortaya çıkar ve parfümün ciltte bıraktığı son karakter şekillenmeye başlar. Bu nedenle mağazada parfümü sıktıktan hemen sonra karar vermek yanıltıcı olabilir. İlk anda çok etkileyici gelen bir koku, bir süre sonra bambaşka bir karaktere dönüşebilir. Aynı şekilde ilk anda sıradan gelen bir parfüm de zaman geçtikçe daha farklı ve belirgin bir koku ortaya çıkarabilir.
RENGİ NEDEN ZAMANLA DEĞİŞİYOR?
Parfüm şişesinin içindeki sıvının zamanla sarardığını, koyulaştığını veya renginin değiştiğini fark edenler olabiliyor. Bu durum her zaman parfümün bozulduğu anlamına gelmez. Formüldeki bazı bileşenler zaman içerisinde oksidasyon, ışık ve sıcaklık gibi çevresel etkenlerden etkilenebilir.
Özellikle ışığa ve yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmak, parfümün görünümünde değişiklik meydana gelmesine katkıda bulunabilir. Bazı koku bileşenleri zamanla oksitlenerek sıvının renginin daha koyu görünmesine neden olabilir. Bu nedenle aynı parfümün yeni açılmış şişesiyle uzun süre kullanılmış şişesi arasında renk farkı görülmesi mümkündür.
RENK DEĞİŞMESİ NE ZANLAMA GELİR
Rengin değişmesi tek başına parfümün kesin olarak bozulduğunu göstermez. Parfümün kokusunda belirgin ve rahatsız edici bir değişiklik, yapısında bozulma veya beklenmeyen başka bir durum ortaya çıkması da değerlendirilmelidir. Özellikle ürünün saklama koşulları bu noktada önem taşır.
Parfümü doğrudan güneş ışığı alan bir yerde bırakmak yerine serin ve karanlık bir ortamda, kapağı kapalı şekilde saklamak daha uygun olabilir. Banyoda ise sıcaklık ve nem değişimleri nedeniyle parfüm için ideal olmayan koşullar oluşabilir. Şişenin güzel görünmesi kadar nerede saklandığı da parfümün zaman içindeki durumunu etkileyebilir.
KOKUSUNU SADECE PARFÜM BELİRLEMİYOR
Duştan sonra kullanılan duş jeli, vücut losyonu, deodorant veya saç ürünleri de kişinin üzerinde oluşan toplam kokuya katkıda bulunabilir. Bu ürünlerin kokuları parfümle aynı ortamda birleştiğinde farklı bir koku algısı ortaya çıkabilir. Bu nedenle parfümü test ederken kullanılan diğer kokulu ürünleri de göz önünde bulundurmak gerekir.
Parfümün ciltteki davranışını etkileyen bir başka unsur ise uygulama miktarıdır. Çok fazla parfüm kullanmak kokunun daha güzel veya daha kalıcı olacağı anlamına gelmez. Fazla uygulama, çevredeki kişiler açısından kokunun çok yoğun algılanmasına da neden olabilir.
AYNI PARFÜM NEDEN BİRİNDE DAHA UZUN KALIYOR?
Parfümün kalıcılığı yalnızca EDT, EDP veya Parfum olmasına bağlı değildir. Formülün içeriği, kullanılan koku bileşenleri, cilt özellikleri, ortam sıcaklığı ve uygulama şekli de sonucu etkileyebilir. Bu nedenle aynı ürünün farklı kişilerde farklı sürelerde hissedilmesi mümkündür.
Kuru ciltte bazı parfümler daha hızlı silikleşebilirken, nemli ciltte koku daha uzun süre hissedilebilir. Parfüm kullanmadan önce kokusuz bir nemlendirici kullanılması, bazı kişilerde kokunun ciltte daha uzun süre kalmasına yardımcı olabilir. Ancak sonuç her ciltte aynı olmayabilir.
PARFÜMÜ KAĞITTA DENEMEK YETERLİ Mİ?
Parfümerilerde kullanılan koku test kâğıtları, farklı parfümleri karşılaştırmak için oldukça kullanışlıdır. Ancak test kağıdında ortaya çıkan koku, kişinin tenindeki deneyimin birebir aynısı olmayabilir. Çünkü ciltteki sıcaklık, nem ve yağ oranı gibi unsurlar test kağıdında bulunmaz. Bu nedenle bir parfüm kağıt üzerinde beğenildiyse, satın almadan önce cilt üzerinde de denenebilir. Parfümün ilk kokusundan sonra biraz zaman geçmesi, orta ve dip notaların nasıl ortaya çıktığını anlamaya yardımcı olabilir. Böylece yalnızca ilk saniyelerdeki kokuya göre karar verilmemiş olur.
ŞİŞENİN ÜZERİNDEKİ HARFLERİ OKUMAK YETMİYOR
Parfüm seçerken yalnızca EDT, EDP veya Parfum ibaresine bakmak yeterli değildir. Parfümün içerdiği koku ailesi, notaları, uygulandığı cilt ve kişinin kullanım alışkanlığı da deneyimi değiştirebilir. Daha yoğun bir parfüm arayan kişi için EDP veya Parfum türü bir ürün tercih edilebilirken, daha hafif bir kullanım isteyen biri EDT formülünü tercih edebilir.
Sonuç olarak parfüm şişesindeki üç harf, aslında ürünün karakterine açılan küçük bir kapı gibidir. Ancak kokunun gerçek hikâyesi, parfüm cilde uygulandığında ve zaman içerisinde farklı notalar ortaya çıktığında başlar. Bu nedenle bir parfümün kokusunu anlamanın en iyi yollarından biri, onu kendi teninizde bir süre deneyimlemektir.
Parfümün zamanla renk değiştirmesi de tek başına şaşırtıcı bir durum değildir. Işık, sıcaklık ve oksijen gibi etkenler bazı bileşenlerin zaman içerisinde değişmesine neden olabilir. Doğru koşullarda saklanan bir parfümün görünümü ve kokusu ise daha uzun süre korunabilir.