İzmir'in Konak ilçesi, Homeros’tan Roma Dönemi’ne, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı geçmişiyle dikkat çekiyor. Konak hakkında daha önce bunları duymuş muydunuz? Konak'ın daha önce belki de hiç keşfetmediğiniz gizli rotaları ve lezzetlerini sizler için derledik. İşte Konak'a gidip de görmeden ve denemeden gitmemeniz gereken 10 şey...
KONAK'IN HAZİNELERİ
Konak ilçesi, İzmir’in tarihsel gelişiminde önemli rol oynayan birçok antik yapıya ev sahipliği yapıyor. Homeros ve Meles Çayı, Büyük İskender’in Kadifekalesi ve Roma Agorası bu mirasın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.
İZMİR’İN BÜYÜK HEMŞERİSİ HOMEROS
İlyada ve Odysseia adlı destanlarıyla tanınan Homeros’un İzmir’de doğduğu kabul ediliyor. Homeros, destanlarını Anadolu lehçesi olan İyonca-Aiolca karışımı bir üslupla aktardı.
En bilinen lakabı “Melesigenes”, yani “Meles Çayı'nın çocuğu” olarak kayıtlarda yer aldı.
HOMEROS VE MELES ÇAYI
Aristotales, Homeros’un doğumun, “Anadolu’ya İyon göçleri sırasında, İos Adası'nın bir kızı olan Kriteis, bir ilah tarafından hamile kalır. Bu kadın Egina'ya kaçsa da korsanlar, kadını İzmir'de Lidya Kralı Maion'a sunarlar. Kral, kadına aşık olur ve onunla evlenir.
Bir süre sonra Kriteis, Meles Çayı kenarında Homeros'u doğurur ve ölür. Maion, bu kendisinden olmayan çocuğu büyütür ve ona doğduğu yeri vurgulayan ”Melessigenes (Meles'in Çocuğu)” ismini verir” sözleriyle aktarılıyor.
Antik yazarlar Homeros’un İzmir doğumlu olduğu ve şiirlerini Meles Çayı kıyısında söylediği konusunda ortak görüş bildirdi. Meles Çayı’nın günümüzde Halkapınar Çayı ya da Kemer Çayı olduğu yönünde farklı görüşler bulunuyor.
Roma döneminin ünlü söylevcisi Aristides, Meles Çayı’nı ”Deniz perilerine ismini veren Meles, kentin kapıları önünde kolunu uzatır… O'nun amacı, şehri öpe koklaya, yavaş yavaş sevişerek denize ulaşmaktır.'” dedi.
BÜYÜK İSKENDER VE KADİFEKALE
İzmir’in ikinci kez kuruluşu Büyük İskender dönemine dayanıyor. İ.Ö. 334 yılında Sardes’ten İzmir’e gelen İskender, Kadifekale’de Nemesis Kutsal Alanı’nda uyuduğu sırada gördüğü rüya üzerine yeni kentin bu bölgede kurulmasını istedi.
Klaros Apollon Kâhini’nin yorumu sonrası, generalleri Antigonos ve Lysimakhos’a kentin kurulması emrini verdi. İnşaatı Antigonos başlattı, Lysimakhos tamamladı. Kadifekale’de Nemesis adına bir tapınak inşa edildi.
ROMA DÖNEMİ
Romalılar, İzmir’e İ.Ö. dönemden İ.S. 395 yılına kadar egemen oldu. Bu süreçte İzmir, ticaret, bilim ve eğitim alanlarında öne çıktı.
Tapınaklar, okullar, jimnazyumlar, tiyatrolar ve geniş caddelerle donatılan kent, coğrafyacı Strabon’un ifadeleriyle dünyanın en güzel kentlerinden biri olarak tanımlandı. Mermer kitabelerde İzmir için “Âlimler Ormanı” ifadesine rastlandı.
İZMİR’İN HALA YAŞAYAN AGORASI
Roma Agorası, eski Türk Mezarlığı alanında yapılan çalışmalarla gün yüzüne çıkarıldı. Kazılar, 1932-1941 yılları arasında Selahattin Kantar tarafından yürütüldü.
Agora’nın, M.S. 178 depreminden sonra İmparator Marcus Aurelius’un desteğiyle yeniden inşa edildiği belirlendi. Alanda, Küçük Faustina’ya ait kabartmalar ve büstler bulundu.
POSEİDON VE DEMETER KABARTMALARI
Agora kazılarında Tanrı Poseidon’a ait kabartma bir heykel ortaya çıkarıldı. Heykel, deniz ticaretinin kent için önemini simgeliyor. Poseidon’un hemen yanında Toprak ve Bereket Tanrıçası Demeter’in kabartması yer aldı. Homeros’un destanlarında geçen Demeter, İzmir’in kara üretimi ve ticari gücünü temsil ediyor.
Homeros’un Odysseia destanında Poseidon için şu dizeler yer alıyor:
“Böyle dedi, yığdı bulutları üst üste
Bir anda, allak bullak etti denizi,
Üçlü yabasını tutuyordu elinde…”
KÜÇÜK FAUSTİNA’NIN ÖYKÜSÜ
Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un eşi Küçük Faustina, İzmir’e duyduğu ilgiyle kaynaklarda yer aldı. İ.S. 175 yılında Asya Seferi sırasında İzmir’e gelen Faustina, kentte bulunduğu dönemde yaşamını yitirdi. İ.S. 178’de İzmir’i yıkan deprem sonrası kent, Marcus Aurelius’un özel ilgisiyle yeniden inşa edildi. Agora girişine Küçük Faustina’nın kabartması yerleştirildi.
KONAK MEYDANI VE TARİHİ YAPILAR
Konak Meydanı çevresinde, 1. Ulusal Mimarlık Akımı’nın izlerini taşıyan birçok yapı bulunuyor. Borsa Sarayı, Ziraat Bankası, Osmanlı Bankası, Pasaport Binası, Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması bu yapılar arasında yer alıyor.
HÜKÜMET KONAĞI VE SAAT KULESİ
1868-1872 yıllarında inşa edilen Hükümet Konağı, Kurtuluş Savaşı’ndaki sembolik rolüyle öne çıkıyor. Konak Meydanı’nın simgesi Saat Kulesi ise 1901 yılında II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı anısına yaptırıldı. Saat, Alman İmparatoru Kayser II. Wilhelm tarafından hediye edildi.
KEMERALTI ÇARŞISI
Kemeraltı Çarşısı, 17. yüzyıldan itibaren deniz dolgusu ile oluştu. Hisar Camii, Kızlarağası Hanı, bedestenler, hanlar ve camiler çarşı içinde yer aldı. Günümüzde Kemeraltı, mağazalar, kafeler, sinemalar ve el sanatları dükkânlarıyla İzmir’in önemli ticaret merkezlerinden biri konumunda bulunuyor.
KONAK’TA GEZİLECEK YERLER
Konak; Saat Kulesi, Tarihi Asansör, Kemeraltı Çarşısı, Kadifekale, Agora Ören Yeri, sinagoglar, kiliseler ve camilerle öne çıkıyor. İlçede ayrıca Atatürk Müzesi, Etnografya Müzesi, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi gibi birçok müze bulunuyor.
KONAK'TA NE YEMELİ?
Konak’ta Kordon boyunca yürüyüş yapılabiliyor, Tarihi Asansör’den kent manzarası izlenebiliyor. Kemeraltı’nda Ege mutfağına özgü yemekler, söğüş ve midye dolma gibi lezzetler sunuluyor. Kızlarağası Hanı’nda Türk kahvesi öne çıkan tatlar arasında yer alıyor.