Fransa’nın Creuse bölgesinde, taş evlerin ve sessiz sokakların arasında Türkiye’ye uzanan iki ayrı zamanın hikâyesi saklı. Yaklaşık 2 bin 300 kişinin yaşadığı Bourganeuf’ta bugün her yedi kişiden biri Türk kökenli ve kasabanın sokaklarında Fransızcanın yanında Türkçe de duyuluyor. Fakat bu hikâyenin ilk sayfasını 1970’lerde orman işçiliği için Fransa’ya gelen Türkler değil, yüzyıllar önce Osmanlı taht mücadelesinin ardından sürgün hayatına çıkan Cem Sultan açmıştı.

TARİHİN İZ BIRAKTIĞI KÜÇÜK KASABA

Bourganeuf, bugün sakin bir Fransız kasabası olarak görünse de geçmişinde Osmanlı tarihinin dikkat çekici sayfalarından birini taşıyor. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan, 15. yüzyıldaki sürgün yıllarının bir bölümünü bu bölgede geçirdi. Onun kasabada bıraktığı hatıra, aradan geçen yüzyıllara rağmen tamamen silinmedi. Tam tersine, Cem Sultan için yaptırılan tarihi kule bugün hâlâ Bourganeuf’un geçmişten bugüne uzanan en belirgin simgelerinden biri olarak ayakta. Kasabanın taşları, böylece Türklerin buraya yeniden gelişinden çok daha önce başlayan bir hikâyeyi sessizce anlatıyor.

TÜRKLERİN FRANSA’DAKİ YENİ HİKÂYESİ

Yüzyıllar sonra Bourganeuf’un kaderine bu kez Türkiye’den gelen işçiler dokundu. Türkiye ile Fransa arasında 1965 yılında imzalanan iş gücü anlaşmasının ardından Türk işçiler Fransa’nın farklı bölgelerine gitmeye başladı. 1970’lerde Limousin çevresindeki ormancılık ve kereste sektörünün iş gücü ihtiyacı, Türkiye’den gelen birçok kişinin Bourganeuf ve çevresine yerleşmesine neden oldu. Başlangıçta ekmek parası için çıkılan yol, zaman içinde ailelerin de bölgeye taşınmasıyla kalıcı bir hayata dönüştü. Böylece Cem Sultan’ın yüzyıllar önce ayak bastığı kasabada, çok daha farklı bir nedenle yeni bir Türk hikâyesi başladı.

BİR KASABANIN İÇİNDE İKİ TÜRKİYE HİKAYESİ

Bugün Bourganeuf’un yaklaşık yüzde 15’ini Türk kökenli vatandaşlar oluşturuyor. Yaklaşık 2 bin 300 kişinin yaşadığı kasabada bu oran, her yedi kişiden birinin Türk kökenli olması anlamına geliyor. İlk kuşağın ormancılık sektöründe başlayan çalışma hayatı, sonraki yıllarda kurulan şirketler ve edinilen mülklerle daha kalıcı bir ekonomik yapıya dönüştü. Türk aileler yalnızca çalışmak için geldikleri bu küçük kasabada yaşam kurmakla kalmadı, zamanla sosyal hayatın da bir parçası oldu. Böylece kasabanın tarihinde biri yüzyıllar öncesine, diğeri yakın geçmişe ait iki farklı Türk hikâyesi yan yana yaşamaya başladı.

TÜRKÇENİN YANKILANDIĞI FRANSIZ SOKAKLARI

Bourganeuf’un bugünkü görüntüsünde geçmiş ile bugün arasındaki mesafe zaman zaman ortadan kalkıyor. Kasabanın sokaklarında Fransızca konuşmaların arasına Türkçe de karışıyor ve yarım asır önce başlayan göçün izleri günlük hayatın içinde hissediliyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen ailelerin çocukları burada büyürken, ilk kuşağın emek hikâyesi de yeni nesillere aktarılıyor. Bir zamanlar ormanlarda çalışan işçilerin kurduğu hayat, bugün kasabanın ekonomik ve sosyal dokusunun bir parçası haline gelmiş durumda. Tarihi kule ise bütün bu değişimin ortasında, kasabanın geçmişindeki Cem Sultan hikâyesini hatırlatmaya devam ediyor.

İzmir’de yaz bitmedi! Denizi en sıcak olan ilçe belli oldu
İzmir’de yaz bitmedi! Denizi en sıcak olan ilçe belli oldu
İçeriği Görüntüle

CEM SULTAN’DAN BUGÜNÜN TÜRKLERİNE

Bourganeuf’un hikâyesini sıra dışı yapan şey, geçmişin ve bugünün aynı yerde birbirine değmesi. Cem Sultan’ın sürgün yıllarında yaşadığı kasaba, yüzlerce yıl sonra Türkiye’den gelen ailelerin yeni yuvasına dönüştü. Bir tarafta Osmanlı tarihinden kalan bir şehzadenin hatırası, diğer tarafta Avrupa’da kendilerine yeni bir hayat kuran Türklerin yarım asırlık mücadelesi bulunuyor. Bugün kasabanın merkezindeki tarihi kuleye bakan biri, yalnızca birkaç yüzyıllık bir yapıyı değil, Türkiye ile Bourganeuf arasında uzanan uzun bir zaman çizgisini de görebiliyor. Küçük bir Fransız kasabasında başlayan bu hikâye, Cem Sultan’ın izlerinden Türk göçünün hatıralarına kadar uzanan sessiz ama güçlü bir köprü olarak yaşamaya devam ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi