
Eda Özdemir Gençdal’ın radyo ve televizyon çalışmaları
Radyo ve televizyon dünyasının deneyimli ve sayısız ödül sahibi sunucularından Eda Özdemir Gençdal, farklı içeriklerde hazırlayıp sunduğu programlarla yayıncılık alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.
Ülke TV ekranlarında yayınlanan “Eda Özdemir’le Dünden Bugüne” programında Türk müziğinin, Yeşilçam’ın ve sanat dünyasının birbirinden değerli isimlerini ağırladı.
Kamuran Akkor, Nur Sesi Güzel, Osman Sınav, Mahmut Cevher, Zekai Tunca, Ahmet Özhan, Mustafa Keser, Bedia Akartürk ve Göksel Arsoy gibi sanat dünyasına damga vurmuş isimlerin yanı sıra önemli senarist ve yapımcılarla da özel röportajlar gerçekleştirdi.
Sanatçıların yalnızca meslek hayatlarını değil, bilinmeyen yönlerini, unutulmaz anılarını ve sanat dünyasında bıraktıkları izleri de izleyiciyle buluşturdu.
Ödüllü “Başkanlar Konuşuyor” programında ise Türkiye’nin önde gelen il ve ilçe belediye başkanlarını konuk etti. Yerel yönetimlerin çalışmalarından şehirlerin geleceğine, yatırımlardan siyasi gündeme kadar pek çok konu programda ele alındı. Siyaset ve yerel yönetimlerin iç içe geçtiği yayınlarda belediye başkanlarıyla kapsamlı söyleşiler gerçekleştirdi.
Bir diğer ödüllü yapım olan “Dünya Değiştikçe” programında ise iş dünyasına odaklandı. Ekonomi, ticaret, sanayi, enerji, yenilenebilir enerji, gayrimenkul ve farklı sektörlerde yaşanan gelişmeleri, iş insanları ve alanında uzman konuklarla değerlendirdi.
Farklı içeriklere sahip bu üç program, Eda Özdemir’in kültür sanat, siyaset, yerel yönetimler ve ekonomi alanlarındaki televizyon yayıncılığı deneyimini ortaya koydu. Meslek hayatı boyunca hazırlayıp sunduğu programlarla sayısız ödüle layık görülen deneyimli sunucu, televizyon yayıncılığındaki çalışmalarını geniş bir yelpazeye taşıdı.
Radyo 7’de Eda’lı Saatler
Televizyon çalışmalarının yanı sıra radyo yayıncılığını da aralıksız sürdüren Eda Özdemir, halen Türkiye’nin Alışkanlığı Radyo 7’de, hafta içi her gün saat 11.00–14.00 arasında “Eda’lı Saatler” programıyla dinleyicileriyle buluşuyor.
Müziğin, sohbetin ve hayatın içinden konuların yer aldığı programında dinleyicileriyle güçlü bir iletişim kurmayı sürdüren deneyimli sunucunun Radyo 7’deki programları cumartesi ve pazar günleri de devam ediyor.
Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyanın farklı noktalarında dinlenen Radyo 7 aracılığıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Eda Özdemir, televizyon ekranlarındaki mesleki birikimini radyo mikrofonundaki deneyimiyle buluşturmaya devam ediyor.
Yeni projeler gündemde
Radyo yayınlarını aralıksız sürdüren Eda Özdemir, televizyon dünyasından da uzaklaşmış değil. Yeni dönem için farklı program formatları ve projeler üzerine görüşmelerini sürdüren deneyimli sunucu, henüz kesinleşmiş bir çalışma bulunmadığını ancak önümüzdeki dönemde yeni projelerle yeniden ekranlarda olabileceğini ifade ediyor.

Filiz Altun: Uluslararası vizyonu ve çok yönlü birikimiyle dikkat çekiyor
Filiz Altun, iş dünyasındaki deneyimini uluslararası eğitim ve ticaret çalışmalarıyla birleştiren, özgün projeleri ve kendine has çalışma tarzıyla dikkat çeken çok yönlü bir isim. Mali işler yönetiminden uluslararası danışmanlığa, spordan yazarlığa uzanan kariyerinde vizyonu, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve ışıltısıyla öne çıkıyor.
Türkiye’nin önde gelen holdinglerinde mali işler yönetimi ve denetimi alanlarında görev alan Filiz Altun, İngiltere’de Uluslararası İşletme ve Hukuk alanlarında eğitim aldı. Mesleki birikimini uluslararası bakış açısıyla birleştiren Altun, İngiltere merkezli şirketi aracılığıyla farklı ülkeler ve iş çevreleri arasında bağlantılar kurarak çalışmalarını sürdürüyor.
Uluslararası eğitim ve ticaret
İngiltere, İrlanda, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda başta olmak üzere farklı ülkelerle bağlantılı eğitim çalışmalarında öğrencilere rehberlik eden Altun, onların yetenekleri ve gelecek hedefleri doğrultusunda doğru fırsatlara ulaşmalarını önemsiyor. Uluslararası ticaret alanındaki girişimleri ve geliştirdiği iş birlikleriyle de yeni fırsatlara odaklanıyor. QTB International platformunu küresel ölçekte bir içerik ve iletişim alanına dönüştürmek, gelecek hedefleri arasında yer alıyor.
Spordan yazarlığa uzanan kariyer
Profesyonel spor yaşamında ENKA ve Beşiktaş formalarını giyen Filiz Altun, voleyboldan kazandığı disiplin, takım ruhu ve mücadele anlayışını iş hayatına da taşıyor. Farklı alanlarda edindiği deneyimler, çalışma anlayışının temelini oluşturuyor.
Yazarlığa da yönelen Altun, Farklı Taraf çatısı altında yayımlanan yazılarında güncel gelişmelerden toplumsal meselelere, eğitimden spora ve insan hikâyelerine kadar çeşitli konuları ele alıyor. Yakın zamanda Quality dergisinde de köşe yazarlığına başlayan Altun, değerlendirmelerini okurlarıyla paylaşmayı sürdürüyor.
Hadi Bi’ Cesaret! ile yeni bir adım
Altun’un üzerinde çalıştığı Hadi Bi’ Cesaret! adlı kitap projesi; fırsatları fark etmek, değişim karşısında cesaret göstermek ve yeni başlangıçlar yapmak temalarını işliyor. Proje, okurları kendi potansiyellerini keşfetmeye davet etmeyi amaçlıyor.
Çok yönlü birikimi, özgün projeleri, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve dikkat çeken kişiliğiyle Filiz Altun, eğitimden ticarete ve yazarlığa uzanan çalışmalarını ortak bir vizyonla buluşturuyor. Uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi ve deneyimini yeni projelerle geleceğe taşımayı hedefleyen Altun, farklı alanlarda değer üreten çalışmalarına devam ediyor.

Hande Bingöl: Edebiyatın ve musikinin izinde bir sanat yolculuğu
Eskişehir’den Ankara’ya uzanan yaşam öyküsünde Hande Bingöl, besteleri, söz yazarlığı, edebiyata duyduğu tutku ve yaratıcı yazarlık çalışmalarıyla sanat dünyasında kendine özgü bir yol çiziyor. Müziği ve edebiyatı yaşamının ayrılmaz parçaları olarak gören Bingöl, hayallerini üretime dönüştürerek kalıcı eserler ortaya koymayı amaçlıyor.
8 Ağustos 1980’de dünyaya gelen Bingöl’ün sanatla kurduğu bağ çocukluk yıllarında başladı. Babasının müziğe tutkusu, annesinin edebiyata ilgisi sanat anlayışının temelini oluşturdu. Henüz dört yaşındayken Münir Nurettin Selçuk’tan dinlediği “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” eserini bir yıl boyunca çalışarak babasına söylemek istemesi, müziğin hayatındaki özel yerini gösteren ilk anılardan biri oldu.
İlk ve orta öğrenimini Eskişehir’de, lise eğitimini Edremit Lisesi’nde tamamlayan Bingöl, edebiyat yeteneğiyle öğretmenlerinin dikkatini çekerek çeşitli yarışmalarda dereceler elde etti. Müzik öğretmeninin konservatuvara hazırlanma teklifini ailevi koşullar nedeniyle değerlendiremedi. İlerleyen yıllarda ticaretle uğraştı, radyoculuk yaptı; turizm ve işletme eğitiminin ardından otelcilik ve finans sektörlerinde çalıştı.
Covid-19 döneminde geçirdiği ağır hastalık, yaşamında dönüm noktası oldu. Bu mücadelenin ardından hayallerini ertelememeye karar veren Bingöl, bestelerine ve yazarlığa daha fazla yöneldi. Babasını kaybettikten 15 gün sonra yaptığı ilk bestesi de müzik yolculuğunda özel bir yer edindi.
Şair Osman Yalınız’ın “Asırlık Sevda” şiirini besteleyerek 14 Şubat’ta dinleyicilerle buluşturan sanatçı, olumlu geri dönüşlerin ardından yeni çalışmalarına hız verdi. Sözleri Zafer Arduçoğlu’na ait “Yar Yaslansam Omuzuna” adlı eserinin yayımlanması için hazırlıklarını sürdürüyor.
Yıldırım Bayezid Üniversitesi bünyesinde musiki ses eğitimi alanında ikinci sınıf öğrencisi olan Bingöl, nazariyat, repertuvar, bono ve ses eğitiminin yanı sıra ud ve şan dersleri alıyor. Yaratıcı yazarlık ve geliştirici editörlük eğitimlerini tamamlayan sanatçı, on kadın yazarın hikâyelerini buluşturan ortak kitapta yer almaya hazırlanıyor. Kendi romanından önce annesinin yıllardır yazdığı eserleri kitaplaştırmayı hedefliyor. Annesinin 70 yaşında bir öykü yarışmasında derece kazanması, ailedeki edebiyat sevgisinin kuşaklar boyunca sürdüğünü gösteriyor.
Bingöl, hayatını 20 yıl önce kaybettiği babasını her gün sevgiyle andığını belirterek annesine, kendisini destekleyen ağabeylerine, uzakta olsa da kalben yanında hissettiği oğluna ve yeğenlerine teşekkür ediyor. Kıymetli ailesine, hocalarına, şeflerine, arkadaşlarına, dostlarına ve hayatına dokunan herkese minnettarlığını dile getiriyor.
Hande Bingöl, 3 Kasım’da açılacak Hanzade Eryaman Türk Müziği Korosu’nun şefliğini üstleniyor ve koro hazırlıklarını sürdürüyor.

İrem Seymen: Sahadan stüdyoya uzanan gazetecilik yolculuğu
Gazetecilik mesleğine duyduğu ilgi, çalışma disiplini ve çok yönlü deneyimiyle dikkat çeken İrem Seymen, meslek hayatında sahadan stüdyoya uzanan bir yolculuk gerçekleştirdi. Özgün çalışma tarzı, güçlü iletişimi, vizyonu ve pozitif enerjisiyle öne çıkan Seymen, edindiği deneyimleri yeni hedeflerle buluşturmaya hazırlanıyor.
İrem Seymen’in meslek yolculuğu, henüz üniversite yıllarında başladı. 2018 yılında TRT Antalya Bölge Müdürlüğü’nde gönüllü staj yaparak medya dünyasına ilk adımını attı. 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından başlayan pandemi süreci, medya sektöründe iş bulmayı zorlaştırsa da Seymen, mesleğinden uzaklaşmak yerine kendisini geliştirmeyi tercih etti.
2020 yılında İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nde bir ay boyunca gönüllü staj yapan Seymen, memleketi Anamur’a döndükten kısa süre sonra İHA’nın ilçe muhabirliğini üstlendi. İki yıl boyunca yerel ve ulusal basında yer bulan haberlere imza atan Seymen, sahada edindiği deneyimle haber takibi, araştırma ve doğru bilgiye ulaşma konularında önemli bir birikim kazandı.
2022 yılında Lider Haber TV’de muhabir olarak göreve başlayan Seymen, dört yıl boyunca kanal bünyesinde çalıştı. Bu dönemde ağırlıklı olarak stüdyo yayınlarında görev alsa da sahayla bağını hiçbir zaman koparmadı. Hem saha haberciliğini hem de stüdyo yayıncılığını deneyimlemesi, mesleğe farklı açılardan bakmasını sağlayan önemli bir avantaj oldu. Mayıs 2026 itibarıyla kanaldan ayrılan Seymen, mesleki birikimini yeni çalışmalarla değerlendirebileceği bir döneme adım attı.
Kendine özgü çalışma tarzı, iletişim becerileri ve çok yönlü birikimiyle dikkat çeken İrem Seymen, gazeteciliği yalnızca haber aktarmakla sınırlı görmeyen yaklaşımıyla öne çıkıyor. Özgün projeler geliştirme isteği, vizyonu ve pozitif enerjisiyle yeni fırsatlara açık olan Seymen, mesleki deneyimini farklı alanlara taşıyabilecek bir potansiyele sahip. Ekran önündeki duruşunu sahadaki deneyimiyle birleştiren İrem Seymen’in bundan sonraki kariyer adımları, medya dünyasındaki yolculuğunun yeni sayfasını oluşturacak.

Pınar Kargu, kendi sözleri ve besteleriyle müzikal kimliğini oluşturuyor
Söz yazarlığı, bestecilik ve yorumculuk alanlarında çalışmalarını sürdüren Pınar Kargu, müziğe duyduğu tutkuyu kendi eserleriyle ortaya koyuyor. Duygularını sözlere ve melodilere dönüştüren sanatçı, yalnızca yorumcu kimliğiyle değil, üretim sürecinin merkezinde yer alan söz yazarı ve besteci yönüyle de dikkat çekiyor. Arabesk ve rap tınılarını buluşturan müzikal anlayışıyla Kargu, kendi sanatçı kimliğini özgün eserleri üzerinden geliştirmeyi hedefliyor.
Pınar Kargu’nun müzik yolculuğunda söz yazarlığı ve bestecilik önemli bir yer tutuyor. Aşk, ayrılık, özlem, hayatın zorlukları ve insanın iç dünyasındaki mücadeleler, eserlerinin temel konuları arasında bulunuyor. Yaşama ve insan ilişkilerine dair duyguları kendi penceresinden ele alan sanatçı, hissettiklerini sözcüklere ve melodilere aktararak dinleyicileriyle samimi bir bağ kurmayı amaçlıyor. Onun için müzik, yalnızca seslendirmekten ibaret değil; bir duyguyu anlatmak, bir hikâye paylaşmak ve yaşanmışlıkları sanatsal bir ifadeye dönüştürmek anlamına geliyor.
“Sonu Yok Gibi”, “Ey Deli” ve “Yana Yana” adlı çalışmaları, Pınar Kargu’nun müzikal yolculuğunun öne çıkan eserleri arasında yer alıyor. Arabesk müziğin duygusal anlatımını rap tınılarıyla harmanlayan sanatçı, söz ve beste üretimlerinde kendine özgü bir çizgi oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Eserlerinde duyguların yoğunluğunu ve hayatın gerçeklerini ön planda tutan Kargu, kendi imzasını taşıyan projelerle müzikal birikimini geliştirmeyi amaçlıyor.
Pınar Kargu, 12. Uluslararası Kalite Ödülleri kapsamında aldığı “Yılın Söz ve Beste Yazarı” unvanıyla da sanat yolculuğunda önemli bir başarıya imza attı. Kendi sözlerini ve bestelerini üreterek müzikal kimliğini şekillendiren sanatçı, duygularını özgün eserlerle ifade etmeye önem veriyor. Bu unvan, söz yazarlığı ve bestecilik alanındaki çalışmalarını öne çıkarırken Kargu’nun üretim odaklı sanat anlayışını da yansıtıyor.
Yaratıcılığı, çok yönlü birikimi, özgün projelere yaklaşımı ve geleceğe yönelik vizyonuyla dikkat çeken sanatçı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle de öne çıkıyor. Işıltısı ve güzelliğinin yanı sıra üretkenliğiyle de adından söz ettirmeyi hedefleyen Kargu, yeni söz ve beste çalışmaları üzerinde yoğunlaşıyor.
Kendi eserlerini üretmeyi sanat yolculuğunun merkezine alan Pınar Kargu, sözleriyle duygularını anlatmayı, besteleriyle bu duygulara ses vermeyi ve yorumuyla dinleyicilerine ulaştırmayı sürdürüyor. Sanatçı, kendine özgü müzikal kimliğini güçlendirerek eserleriyle daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Sedat Tapşık, farklı mutfak kültürlerini özgün lezzetlerle buluşturuyor
Mutfak sektörüne 14 yaşında adım atan Sedat Tapşık, yaklaşık dokuz yıllık mesleki deneyimiyle Türk mutfağından dünya mutfağına, Uzak Doğu lezzetlerinden modern gastronomi uygulamalarına uzanan çok yönlü bir birikime sahip. Farklı mutfak kültürlerini yaratıcı bir bakış açısıyla ele alan Tapşık, geleneksel lezzetleri modern dokunuşlarla bir araya getirerek kendine özgü bir mutfak anlayışı geliştiriyor.
Mesleki yolculuğuna genç yaşlarda başlayan Sedat Tapşık, mutfağı yalnızca yemek hazırlanan bir alan olarak değil, aynı zamanda yaratıcılığın, disiplinin ve estetik anlayışın buluştuğu bir çalışma alanı olarak değerlendiriyor. Türk mutfağının köklü mirasını dünya mutfaklarının farklı teknikleriyle birleştirmeye önem veren Tapşık, özellikle özgün lezzet tasarımı ve dengeli tabak sunumları üzerine yoğunlaşıyor.
Menü geliştirme, ürün seçimi, mutfak organizasyonu ve gastronomik sunum konularındaki yetkinlikleri, mesleki yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Malzemelerin doğru kullanımı, lezzetlerin birbiriyle uyumu ve sunumun görsel bütünlüğü, çalışmalarında öne çıkan başlıkları oluşturuyor. Geleneksel pişirme tekniklerini çağdaş uygulamalarla harmanlayan Tapşık, her tabağın kendine özgü bir karakter taşımasına önem veriyor.
Farklı mutfak kültürlerine duyduğu ilgi, onun çalışma alanını genişletirken yeni tatlar ve farklı sunum biçimleri üzerine düşünmesini de sağlıyor. Uzak Doğu mutfağının kendine has teknikleriyle dünya mutfağının çeşitliliğini Türk mutfağının zenginliğiyle buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Mesleki bilgi birikiminin yanı sıra iletişim gücü, pozitif enerjisi ve kendine özgü çalışma tarzıyla da dikkat çeken Sedat Tapşık, mutfaktaki üretim sürecini ekip çalışması ve organizasyon becerileriyle destekliyor. Özgün projelere açık vizyonu ve yenilikçi düşünce yapısı, gastronomi alanındaki yaklaşımını şekillendiren özellikler arasında bulunuyor.
Sedat Tapşık, edindiği deneyimi yeni fikirlerle birleştirerek gastronomi alanında kendine özgü bir çizgi oluşturmayı hedefliyor. Farklı kültürlerden beslenen, lezzet kadar sunuma da önem veren mutfak anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Tapşık, mesleki birikimini özgün tatlara ve yaratıcı gastronomi uygulamalarına dönüştürmeye odaklanıyor.

Selin Sohtorikoğlu: Güzellik sektöründen televizyona, kozmetikten müziğe uzanan bir kariyer
1984 yılında İstanbul’da dünyaya gelen, aslen Yugoslavya göçmeni olan Selin Sohtorikoğlu, güzellik sektöründe yıllara dayanan deneyimi, girişimci kimliği ve farklı alanlara uzanan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Güzellik uzmanlığından kozmetik markası kuruculuğuna, televizyon sunuculuğundan şarkı çalışmalarına uzanan kariyerinde farklı projelere imza atan Sohtorikoğlu, çalışmalarını güzellik sektöründe sürdürmeye devam ediyor.
2008 yılında güzellik sektörüne adım atan Selin Sohtorikoğlu, 2010 yılında kendi merkezini kurarak girişimcilik yolculuğunu başlattı. Mesleki gelişimini yıllar boyunca sürdüren Sohtorikoğlu, alanında kazandığı 22 ödülle çalışmalarını farklı başarılarla taçlandırdı. Sektördeki deneyimini kendi markasına taşımak isteyen Sohtorikoğlu, 2017 yılında Dermosline adlı kozmetik markasını hayata geçirdi ve marka bünyesinde 17 farklı ürün geliştirdi.
2019 yılında çeşitli televizyon kanallarına konuk olarak katılan ve uygulamalarını tanıtan Sohtorikoğlu, mesleki çalışmalarını daha geniş kitlelerle buluşturma fırsatı yakaladı. 2021 yılında T8 kanalında sekiz programlık bir iş birliği gerçekleştirdi. Televizyon kariyerini bir adım ileri taşıyarak 2022 yılında Beyaz TV’de yayımlanan “Hayatın Rengi” programının sunuculuğunu üstlendi ve yaklaşık bir buçuk yıl boyunca izleyicilerle buluştu.
Güzellik alanındaki çalışmalarının yanı sıra eğitim faaliyetlerine de önem veren Sohtorikoğlu, usta öğretici kimliğiyle çeşitli seminerlerde sahneye çıkarak bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Aydın Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi gibi kurumlarda düzenlenen seminerlerde eğitimci olarak yer aldı. Mesleki yenilikleri takip eden Sohtorikoğlu, yaklaşık üç yıl önce güzellik salonlarında kafa masajı uygulamasını hayata geçiren isimler arasında yer aldığını belirtiyor.
Sanata duyduğu ilgi ise 2023 yılında müzik alanında bir projeyle karşılık buldu. Hobi amacıyla hazırladığı “Yaşamak İçin Çalışıyorum” adlı şarkıyı müzikseverlerle buluşturdu. Sözleri Aysel Enez’e ait olan eserin düzenlemesini Esad Fidan, yönetmenliğini ise Erkan Nas üstlendi.
Mesleki deneyimini girişimcilik, eğitim, medya ve sanatla bir araya getiren Selin Sohtorikoğlu, bugün de güzellik sektöründeki hizmetlerini sürdürüyor. Farklı alanlarda edindiği deneyimleri çalışmalarına yansıtan Sohtorikoğlu, üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam ediyor.

Erkek modasında yeni sezon: Zamansız şıklık ve konfor bir arada
Sonbahar ve kış aylarında erkek giyiminde öne çıkan eğilimler, klasik şıklığı günlük yaşamın rahatlığıyla buluşturuyor. Keskin çizgilerin yerini daha esnek kombinlere bıraktığı yeni sezonda, farklı ortamlara uyum sağlayabilen parçalar ön plana çıkıyor. Ofiste, iş görüşmelerinde ya da günün sonunda gerçekleşen sosyal buluşmalarda kullanılabilen tasarımlar, modern erkek stilinin temel unsurları arasında yer alıyor.
2026 Sonbahar/Kış sezonunda dikkat çeken yaklaşımlardan biri, gösterişten uzak ancak ayrıntılara önem veren bir giyim anlayışı. Süvari’nin “Reflection – Yansıma” temasıyla hazırladığı yeni koleksiyon da bu eğilimin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Koleksiyonda klasik giyim çizgisi, rahat kalıplar ve güncel detaylarla yeniden yorumlanıyor.
Kadife yaka detaylı montlar, süet ceketler, hafif dolgulu kısa montlar, kaşmir dokulu trikolar ve polo yaka hırkalar sezonun öne çıkan parçaları arasında. Flanel pantolonlar ve desenli spor ceketler klasik giyime farklı seçenekler sunarken, özel yıkama tonlarıyla hazırlanan denim ürünler daha gündelik bir görünüm oluşturuyor. Katmanlı giyim anlayışı ise farklı parçaları bir araya getirerek gün içinde değişen ihtiyaçlara uyum sağlamayı kolaylaştırıyor.
Renk paletinde siyah, gri ve ekru gibi temel tonların yanı sıra kahve, zeytin, bej, tarçın, gümüş mavisi ve bordo dikkat çekiyor. Süet yüzeyler, yumuşak flanel kumaşlar ve kaşmir dokulu trikolar, kış giyiminin dokusal çeşitliliğini artırıyor. Kazayağı, mini ekose ve silik çizgiler gibi desenler de klasik parçaların güncel bir görünüm kazanmasına katkıda bulunuyor.
Yeni sezonun genel çizgisi, erkek giyiminde konforun artık şıklıktan ayrı düşünülmediğini gösteriyor. Birbirini tamamlayan renkler, işlevsel parçalar ve sade detaylar, gardıroplarda daha uzun süre kullanılabilecek seçeneklere olan ilgiyi artırıyor. Süvari’nin “Reflection – Yansıma” koleksiyonu da bu sezonun zamansızlık, çok yönlülük ve rahatlık ekseninde şekillenen moda yaklaşımını yansıtıyor.
Sonbahar ve kış modasında asıl mesele, her yeni trendi takip etmekten çok kişisel tarza uygun parçaları doğru bir araya getirmek. Çünkü kalıcı şıklık, çoğu zaman gösterişli seçimlerden değil, uyumlu ve işlevsel bir gardıroptan doğuyor.